Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkan Yardımcısı ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, Baden-Baden 2025’in ilk gününü “Akıl çağında reasürans – Sermayeden zekâya geçiş” başlığıyla değerlendirdi. Yaşar’ın gözlemleri, sektörün finansal güçten çok bilgi, veri ve iş birliğiyle şekillenen yeni bir döneme girdiğini gösteriyor.
Kongresshaus’un önünde değişen dünya
Baden-Baden 2025, her yıl olduğu gibi yine sembolik bir sahneyle başladı: Kongresshaus binasının önünde toplanan iklim aktivistleri, “Daha az kâr, daha fazla sorumluluk!” sloganlarıyla sigorta ve reasürans profesyonellerini karşıladı.
Bu manzara, toplantının da özünü özetliyordu. Artık konuşulan yalnızca fiyatlar ya da prim oranları değil; sigortacılar ve reasürörler, risklerin ötesinde dünyanın geleceğini tartışıyor.
Küresel risk, yerel kural
Açılış oturumlarında çizilen tablo netti: Bugün 50’den fazla ülke veya bölgesel grup, büyük sigorta risklerinin devrine sınırlamalar getiriyor. Riskler küreselleşirken, regülasyonlar millileşiyor.
Bu durum, reasüransın temelinde yer alan “paylaşarak güvence üretme” ilkesini tehdit ediyor. Oysa Yaşar’ın vurguladığı gibi, “Bir ülke riskini kapattığında, sadece sermayeyi değil, dayanışmayı da kapatır.” Reasürans, hâlâ küresel güven zincirinin ana halkası olmayı sürdürüyor.
Sermaye var, ama güven veriyle geliyor
Bu yılki genel değerlendirme, piyasada güçlü bir sermaye bolluğuna işaret ediyor. Ancak uzmanların uyarısı ortak: “Veri yoksa güven de yok.”
Hannover Re ve Swiss Re yöneticileri, özellikle afet riski yüksek pazarlar için modelleme ve veri kalitesinin artık fiyat kadar kritik hale geldiğini vurguladı. Sermaye akışını belirleyen yeni parametre artık “para” değil, “bilgi güvenilirliği”.
Reasüransın görünmeyen gücü
Yaşar’ın yazısında hatırlattığı 2021 Ahrtal seli örneği, sistemin insani boyutunu ortaya koyuyor: Kayıpların yüzde 72’si sigorta ve reasüransla karşılandı.
Bu, yalnızca finansal değil, toplumsal bir dayanıklılık mekanizmasıydı. Türkiye’de ise 6 Şubat depremleri sonrası sigortalılık oranı %6 seviyesindeydi. Yaşar’a göre bu tablo, “Bina Tamamlama Sigortası” ve “Önleyici Sigortacılık” modellerinin artık finansal değil, politik bir zorunluluk haline geldiğini gösteriyor.
“Sigorta, yeniden inşa etmenin değil, yıkılmadan direnmenin finansmanıdır,” diyor Yaşar.
Sermayeden zekâya geçiş
Bu yılki Baden-Baden toplantılarında öne çıkan ortak görüş, geleceği belirleyecek gücün “sermaye” değil “zekâ” olduğu yönünde.
Hannover Re’nin paylaştığı beş strateji, dönüşümün yönünü özetliyor:
Yapay zekâ ile riskleri öngörmek
Yatırım fonlarını reasüransa entegre etmek
Siber risklere karşı yeni koruma modelleri geliştirmek
Parametrik sigorta sistemlerini yaygınlaştırmak
Kamu-özel dayanıklılığını artırma
Bu yaklaşım, Türkiye Sigorta Birliği’nin son yıllarda öne çıkardığı “önleyici sigortacılık” vizyonuyla birebir örtüşüyor.
‘Kontrol edebildiklerimizi kontrol edelim’
Hannover Re CEO’su Clemens Jungsthöfel’in sözleri, ilk günün mottosu gibiydi:
“Kontrol edebildiklerimizi kontrol edelim.”
Yaşar’a göre reasüransın geleceği de bu anlayışta saklı: “Kas gücü değil, bilgi; ezber değil, analiz.”
Bugün sigorta ve reasürans sektörünün merkezinde hâlâ insan var; güven duygusunu ayakta tutmaya çalışan sigortacılar, brokerler, reasürörler ve müşteriler.
Son söz: Önceden düşünen sigortacılık
Baden-Baden 2025’in ilk günü bir kez daha gösterdi ki, sigorta sadece bir poliçe değil; toplumların yeniden ayağa kalkma hızını, hatta moralini belirleyen sessiz bir güven mekanizması.
Artık güçlü olan, kas gücüyle değil; bilgiyi, sezgiyi ve insanı bir arada tutabilen yapılar.
Yeni dönemin adı, Yaşar’ın ifadesiyle:
“Önceden ödeme yapan değil, önceden düşünen sigortacılık.”
Ve ilk günün kısa notu, bu dönüşümün özeti gibi:
“Belirsizlik çağında ayakta kalmak için kas değil, algoritma gerekiyor.”
