Selçuk ALTUN
2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programı, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ni devreye alarak tasarruf ekonomisinde yeni bir sayfa açıyor.
Türkiye ekonomisinin 2026 yol haritasını çizen Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, finansal sistemde yapısal dönüşüm hedeflerini netleştirdi.
Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri, uzun süredir hazırlıkları yapılan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)’nin hayata geçişini resmen takvime bağlaması oldu. Mevcut Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile entegre biçimde çalışacak TES, hem çalışan hem işveren katkısını içeren yeni bir ikinci basamak emeklilik modeli olarak Türkiye’deki sosyal güvenlik mimarisini değiştirecek.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve finansal otoritelerden oluşan geniş bir çalışma grubunun iki yıldır üzerinde çalıştığı sistem, artık mevzuat aşamasına geldi. 2026 yılı programında açıkça belirtildiği üzere TES, önce belirli sektörlerde pilot uygulama olarak başlayacak, ardından kademeli biçimde tüm çalışanlara yaygınlaştırılacak.
Bu yeni sistem yalnızca bireylerin emeklilik gelirlerini artırmakla kalmayacak; aynı zamanda Türkiye ekonomisinin uzun vadeli fon ihtiyacını karşılayacak bir sermaye havuzu oluşturacak.
22 yılın ardından 1,5 trilyon TL’lik dev fon
Türkiye’nin bireysel emeklilik macerası 2003 yılında başladı. 22 yılda sistem, gerek katılımcı sayısı gerek fon büyüklüğü bakımından öngörülerin ötesine geçti. 2025 sonu itibarıyla BES’te devlet katkısı dâhil toplam fon büyüklüğü 1,5 trilyon TL’yi geçti. 8,2 milyon aktif katılımcı ve otomatik katılım sistemiyle (OKS) birlikte toplam 15 milyonluk geniş bir kitle, bugün doğrudan emeklilik tasarruf sisteminin içinde yer alıyor.
Cumhurbaşkanlığı programına göre 2026 hedefi iddialı: TES’in devreye girmesiyle birlikte toplam emeklilik fon büyüklüğünün 2 trilyon TL’yi aşması, katılımcı sayısının ise 17 milyona çıkması bekleniyor.
Bu, Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık yüzde 10’una denk gelen bir tasarruf hacmi demek.
Bu oran, gelişmiş ülkelerdeki uzun vadeli fon paylarıyla kıyaslandığında hâlâ mütevazı kalsa da, Türkiye açısından tarihî bir eşiğe işaret ediyor.
TES, üçlü katkı modeline dayalı yeni bir sistem
Programda TES, “çalışan, işveren ve devlet katkılarını esas alan entegre emeklilik sistemi” olarak tanımlanıyor. Bu modelde çalışan maaşından otomatik kesinti yapılacak, işveren gönüllü veya sözleşmeye dayalı katkıda bulunabilecek ve devlet katkısı da sistemin teşvik unsuru olacak. Katkı oranları, fon yönetimi, cayma hakkı ve vergisel teşvikler 2025 yılında hazırlanmış düzenlemelerle belirlendi.
Bu yapıyla Türkiye, Batı Avrupa’daki ikinci basamak emeklilik sistemlerine benzer bir modele geçiyor.
Örneğin Birleşik Krallık’ta 2012’de başlatılan “Auto Enrolment” sistemi, işveren katkılı emeklilik fonlarının beş yıl içinde 30 milyon katılımcıya ulaşmasını sağladı. Benzer şekilde, Hollanda ve İsviçre’de işveren katkılı fonlar, toplam emeklilik tasarruflarının yüzde 70’inden fazlasını oluşturuyor. Türkiye’nin TES modeli, bu örneklerden ilham alarak hem zorunluluk hem gönüllülük dengesini koruyan hibrit bir sistem kurmayı hedefliyor.
Sistemin ekonomiye etkisi ne olacak?
BES ve TES fonları, Türkiye ekonomisinin uzun vadeli kaynak sorununa kalıcı çözüm getirme potansiyeline sahip. Şu anda tasarruf oranı yüzde 30’un altında olan Türkiye, büyümesini ağırlıklı olarak dış finansmanla destekliyor. TES’in devreye girmesiyle birlikte her yıl yüz milyarlarca liralık ek fon birikimi, doğrudan sermaye piyasalarına yönlendirilecek.
Programda, emeklilik fonlarının yatırım stratejilerinin “reel sektör tahvilleri, yeşil finansman araçları ve altyapı projeleri”ne yönlendirilmesi hedefleniyor. Bu sayede hem kamu borçlanma yükü azalacak hem de özel sektör yatırımları daha uygun maliyetli uzun vadeli finansmana erişecek.
Özellikle girişim sermayesi, teknoloji ve yeşil enerji fonları gibi alanlarda emeklilik fonlarının aktif rol üstlenmesi planlanıyor.
Bu da Türkiye’nin yatırım tabanını genişletecek, üretim ekonomisini güçlendirecek.
Yeşil finansman ve sürdürülebilir yatırım ilkeleri
Cumhurbaşkanlığı Programı, sadece miktar artışını değil, yatırımın niteliğini de dönüştürmeyi amaçlıyor. BES ve TES fonlarının “çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG)” ilkeleri doğrultusunda yatırım yapması teşvik edilecek. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik temalı emeklilik fonları, 2026’da piyasaya çıkacak yeni ürünler arasında yer alacak.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM), fon yönetim şirketleriyle birlikte “yeşil tahvil” ve “yeşil fon” standardizasyonu üzerinde çalışıyor. Amaç, emeklilik fonlarının sadece bireysel getiri sağlamasının ötesine geçerek, ülke ekonomisinin yeşil dönüşümüne finansman sağlaması.
Dijitalleşme ve yapay zekâ destekli fon yönetimi
Yeni dönemde emeklilik sisteminde dijital dönüşüm bir zorunluluk haline geliyor. Programda, Emeklilik Gözetim Merkezi’nin kurduğu Merkezi Emeklilik Kayıt Sistemi (MEKS)’in genişletileceği belirtiliyor. Bu sistem sayesinde hem BES hem TES katılımcıları fon performanslarını, katkı paylarını ve getirilerini anlık olarak dijital platformlardan izleyebilecek.
Yapay zekâ destekli analiz sistemleriyle katılımcı davranışları ve fon getirileri analiz edilerek, yatırım stratejileri otomatik güncellenecek.Ayrıca performans ölçütlerinin standardizasyonu sağlanarak, katılımcıların fon karşılaştırması yapabilmeleri kolaylaştırılacak.Bu sayede sistemin en önemli sorunlarından biri olan “getiri şeffaflığı” sorunu büyük ölçüde ortadan kalkacak.
Finansal okuryazarlıkta yeni seferberlik
TES’in başarısı, katılımcıların sisteme güveni ve bilinç düzeyiyle doğrudan bağlantılı. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı Programı, finansal okuryazarlığı stratejik bir öncelik olarak tanımlıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye Sigorta Birliği ve EGM iş birliğiyle “Emeklilik Bilinci Eğitim Programı” hazırlanacak.
Bu program kapsamında liselerden üniversitelere kadar finansal planlama, tasarruf alışkanlığı ve emeklilik sistemleri üzerine ders materyalleri oluşturulacak. Ayrıca dijital platformlarda, katılımcıların kendi emeklilik hedeflerini belirleyip simülasyonlarla sonuçlarını görebilecekleri uygulamalar geliştirilecek. Bu eğitimlerle amaç, genç nüfusun sistemle erken yaşta tanışmasını sağlamak.
Finansal sistemin yeni omurgası emeklilik fonları
Cumhurbaşkanlığı Programı’na göre 2026’da finansal sistemin merkezinde emeklilik fonları yer alacak. Banka mevduatlarının kısa vadeli yapısı ve kredi piyasalarının dar boğazları dikkate alındığında, BES ve TES fonları uzun vadeli yatırımın ana omurgası haline gelecek. Program, 2026 sonunda toplam emeklilik fonlarının GSYH’nin yüzde 10’una ulaşacağını öngörüyor. Bu seviyeye çıkılması halinde Türkiye, sermaye piyasası derinliği bakımından Orta Avrupa ülkeleriyle benzer bir konuma gelecek.
Sistemin tam işleyişe geçmesiyle, 2030’a kadar fon büyüklüğünün 5 trilyon TL’yi aşabileceği öngörülüyor. Bu büyüklük, sadece emeklilik gelirlerini güvence altına almakla kalmayacak, kamu borçlanma gereğini azaltarak Türkiye’nin kredi notuna da olumlu yansıyacak.
TES’in toplumsal boyutu
Türkiye’de emeklilik yaşının kademeli olarak yükselmesi ve yaşam süresinin uzaması, bireylerin aktif dönem sonrası gelir istikrarı konusunda yeni modelleri zorunlu hale getirdi. TES bu ihtiyaca yanıt veriyor. Sistem, çalışanların emeklilikte daha yüksek gelir elde etmesini ve devletin sosyal güvenlik yükünün azaltılmasını hedefliyor. Böylece kamusal sistem (SGK) ve özel sistem (BES-TES) dengesi kurulacak.
Bu model, “üç basamaklı emeklilik” ilkesine dayanıyor:
-Devlet tarafından sağlanan temel emeklilik,
-İşveren ve çalışan katkılı tamamlayıcı emeklilik (TES),
-Gönüllü bireysel emeklilik (BES).
Bu yapı, OECD ülkelerinde uygulanan modelin Türk ekonomisine uyarlanmış biçimi olarak görülüyor.
Sektör açısından yeni bir büyüme eşiği
Sigorta ve emeklilik sektörü açısından TES, yalnızca bir ürün genişlemesi değil, köklü bir yapısal büyüme fırsatı. TSB verilerine göre, Türkiye’de her 100 çalışandan yalnızca 20’si bireysel emeklilikte aktif katkı yapıyor. TES’in yaygınlaşmasıyla bu oranın 2030’a kadar yüzde 60’lara çıkması öngörülüyor. Bu da hem emeklilik şirketleri hem portföy yönetim şirketleri hem de sermaye piyasası oyuncuları için devasa bir müşteri ve fon hacmi anlamına geliyor.
Ayrıca, TES fonlarının yerli sermaye piyasasına yönlendirilmesi, döviz baskısını azaltacak ve makroekonomik istikrarı güçlendirecek. Fonların yurt dışı yatırımlara açılması halinde ise Türkiye, bölgesel finans merkezi olma hedefine daha hızlı ulaşabilir.
2026, Türkiye’de emeklilik mimarisinin yeniden kurulduğu yıl olacak
Cumhurbaşkanlığı 2026 Programı, sadece bir yıllık hedefleri değil, Türkiye’nin finansal geleceğini şekillendiren uzun vadeli vizyonu da ortaya koyuyor. Bireysel Emeklilik Sistemi, 22 yılda olgunlaştı; şimdi bu sistemin üzerine Tamamlayıcı Emeklilik katmanı inşa ediliyor.
Böylece hem vatandaşın geleceği hem de ülke ekonomisinin sermaye tabanı güçleniyor.
TES, Türkiye için sadece bir sosyal politika değil, aynı zamanda bir ekonomik büyüme ve yatırım stratejisi. Uzun vadeli fon birikimi, sermaye piyasalarının derinleşmesi, sürdürülebilir finansman ve bireysel refah artışı gibi çok yönlü etkileriyle sistem, 2026’nın en önemli yapısal reformu olarak öne çıkıyor.
Eğer uygulanma süreci planlandığı gibi yürürse, Türkiye 2030’larda sadece genç nüfusuyla değil, güçlü bir emeklilik tasarrufu altyapısıyla da bölgesinde örnek gösterilen ülkelerden biri olacak.
