Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Özgür Obalı, CNBC’de yayınlanan Editörün Seçimi programına konuk olarak sigorta sektörünün gündemine ve özellikle Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Obalı, BES’te devlet katkısının olası düşürülmesine yönelik tartışmaların yakından takip edildiğini belirterek, katkının sistem açısından kritik bir unsur olduğuna dikkat çekti.
Programda, devlet katkısının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürülebileceğine yönelik beklentiler hatırlatılırken, bu durumun özellikle sisteme yeni girecek katılımcılar açısından BES’in cazibesini nasıl etkileyeceği sorusu yöneltildi.
Obalı, BES tartışmalarının daha sağlıklı anlaşılabilmesi için sistemin tarihsel gelişiminin göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti. Obalı, 2003 yılında yürürlüğe giren ve bu yıl 22’nci yılını dolduran Bireysel Emeklilik Sistemi’nin artık rüştünü ispat etmiş, Türkiye’ye mal olmuş bir yapı haline geldiğini söyledi.
Sistemin ilk 10 yılında dünyadaki benzer uygulamalarda olduğu gibi vergi teşvikleriyle desteklendiğini hatırlatan Obalı, daha sonra BES’in yalnızca ücretli çalışanlara değil, tüm nüfus tabanına yayılması amacıyla önemli bir politika değişikliğine gidildiğini belirtti. Bu kapsamda 2013 yılından itibaren devlet katkısı modeline geçildiğini anımsatan Obalı, bu kararın sistemin yaygınlaşmasında önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Devlet katkısının amacı tasarrufu büyütmek
Devlet katkısının temel amacının, Türkiye’nin tasarruf tabanını genişletmek ve tasarruf oranlarını gayrisafi milli hasıla içindeki sürdürülebilir seviyelere taşımak olduğunu dile getiren Obalı, bu yapının dış borçlanmadan iç borçlanmaya, uzun vadeli yatırımların finansmanından sermaye piyasalarının derinleşmesine kadar pek çok alanda kritik rol oynadığını ifade etti. Emeklilik fonlarının tüm dünyada en büyük kurumsal yatırımcılar arasında yer aldığını belirten Obalı, Türkiye’de de BES fonlarının bu işlevi başarıyla yerine getirdiğini söyledi.
Devlet katkısının 2013’te yüzde 25 oranıyla başladığını, yaklaşık üç yıl önce ise yüzde 30’a yükseltildiğini hatırlatan Obalı, söz konusu artışın dönemin ekonomik koşulları çerçevesinde Türk lirasını daha cazip hale getirmeyi amaçladığını belirtti. Bu adımların her birinin BES’i bugünkü büyüklüğüne taşıyan önemli yapı taşları olduğuna dikkat çeken Obalı, sistemin bugün 2 trilyon lirayı aşan bir fon büyüklüğüne ulaştığını ve Türkiye’nin en büyük kurumsal yatırımcısı konumunda bulunduğunu vurguladı.
Toplanan fonların, katılımcıların emeklilik dönemindeki gelir ve refah düzeylerinin korunması açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Obalı, fonların Takasbank nezdindeki bireysel hesaplarda tutulduğunu ve aynı zamanda ülke ekonomisine uzun vadeli yatırım olarak geri döndüğünü söyledi. Dünyada da İsveç ve Hollanda gibi ülkelerde emeklilik fonlarının küresel ölçekte yatırımlar yapan dev aktörler olduğuna işaret etti.
Bu çerçevede devlet katkısının BES’in “en önemli çimentosu” olduğunu vurgulayan Obalı, katkının sistemin bilinirliğinin artmasında ve katılımcıların BES’e yönelmesinde çok güçlü bir rol oynadığını ifade etti. Yapılan anket ve araştırmalarda da devlet katkısının vatandaşlar açısından en belirleyici unsurların başında geldiğinin görüldüğünü dile getirdi.
“Katkı düşürülmesin diye yoğun mesaideyiz”
2026 yılı itibarıyla devlet katkısının yüzde 20’ye düşürülebileceğine yönelik iddiaların henüz netlik kazanmadığını belirten Obalı, Türkiye Sigorta Birliği olarak bu konuda görüşlerini ilgili tüm taraflara ilettiklerini söyledi. Katkının düşürülmemesi yönünde yoğun temasların sürdüğünü aktaran Obalı, kaynakların etkin kullanımının önemine de dikkat çekti.
Fon büyüklüğü arttıkça devlet üzerindeki mali yükün de arttığını ifade eden Obalı, mevcut katkı oranlarının dünya genelinde oldukça cömert olduğunu ve bu düzeyde teşvik mekanizmasının çok az ülkede bulunduğunu belirtti. Bu nedenle devletin ve Hazine’nin BES’e sağladığı desteğin son derece kıymetli olduğunu vurguladı.
Olası bir değişikliğin tamamen kaldırma şeklinde değil, yaş gruplarına, sistemde kalış süresine veya hak ediş sürelerine göre farklılaştırılarak daha verimli bir yapıya dönüştürülebileceğini ifade eden Obalı, bu yöndeki önerilerini de yetkili mercilere ilettiklerini söyledi.
“Değişiklik geriye doğru işlemeyecek”
Devlet katkısında bir değişiklik olması halinde, bunun yalnızca yeni kazanılacak katkılar için geçerli olacağını belirten Obalı, geçmişte kazanılmış tüm hakların yüzde 30 oranı üzerinden korunacağını vurguladı. Bu tür düzenlemelerin geriye dönük işletilmediğini hatırlatan Obalı, yüzde 20’lik katkı oranının da dünya uygulamalarında etkin bir teşvik seviyesi olarak kabul edildiğini ifade etti.
Öte yandan BES fon getirilerinin son yıllarda ciddi biçimde iyileştiğine dikkat çeken Obalı, son beş yılda fon getirilerinin yüzde 769’a ulaştığını söyledi. Bu nedenle katılımcıların BES’e yalnızca devlet katkısı nedeniyle değil, güçlü fon getirileri nedeniyle de ilgi gösterdiğini belirten Obalı, olası bir katkı düşüşünün yeni girişler üzerinde sınırlı da olsa etkili olabileceğini ifade etti.
