Aon’un 2025 Uluslararası İnsan Hareketliliği Çalışması, küresel iş dünyasında pandemi sonrası hızlanan iş seyahati ve uluslararası görevlendirmelerin artık bambaşka bir dengeye oturduğunu ortaya koyuyor. 37 ülkeden 350’yi aşkın şirketin katılımıyla hazırlanan rapor, küresel mobilitenin sadece “seyahat” değil; maliyet yönetimi, regülasyonlara uyum, yetenek rekabeti ve ESG politikalarıyla iç içe geçmiş stratejik bir alan haline geldiğini gösteriyor.
Rapora göre, 2025’e girerken şirketlerin küresel insan hareketliliğini etkileyen en önemli unsur enflasyon ve artan yaşam maliyetleri oldu. Katılımcıların %51’i enflasyonu ilk sıraya koyarken, nitelikli iş gücü bulma ve elde tutma sorunu %49 ile ikinci sırada yer aldı. Politik istikrarsızlık ve savaş bölgeleri ise ilk kez bu denli görünür şekilde üçüncü sıraya yükseldi (%22).
Bu tablo, şirketlerin artık sadece “nerede yetenek var” sorusunu değil, o yeteneğin hangi koşullarda sürdürülebilir şekilde istihdam edilebileceğini de hesapladığını gösteriyor. Uzaktan çalışma, hibrit görevler ve kısa süreli uluslararası atamalar bu nedenle öne çıkıyor.
İş Seyahatleri Geri Döndü, Ama Eski Kurallarla Değil
Araştırmaya göre şirketlerin %77’si 2024-2025 döneminde iş seyahati sayısını artırdı ya da en azından sabit tuttu. Özellikle finans, sanayi ve üretim sektörlerinde yüz yüze temas yeniden kritik hale gelirken; perakende ve gıda sektörlerinde maliyet baskısı nedeniyle daha temkinli bir yaklaşım dikkat çekiyor.
Ancak bu geri dönüş, pandemi öncesindeki “sınırsız seyahat” anlayışıyla gerçekleşmiyor. Uyum (compliance), kısa süreli görevlerde şirketlerin bir numaralı endişesi haline gelmiş durumda. Vergi, sosyal güvenlik, vize ve çalışma izinleri konusundaki karmaşık düzenlemeler, şirketleri daha merkezi ve denetimli seyahat politikalarına yönlendiriyor.
ESG ve DEIB: Öncelik Sırası Değişse de Etkisi Kalıcı
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık, ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) politikalarının küresel mobilite üzerindeki rolü. ESG, önceki yıllara kıyasla öncelik sıralamasında gerilese de (%16), şirketlerin üçte ikisinden fazlası aktif bir ESG politikasına sahip olduğunu belirtiyor. Özellikle Avrupa Birliği’nde devreye giren yeni raporlama yükümlülükleri, bu alanı “tercih” olmaktan çıkarıp zorunlu bir yönetişim başlığına dönüştürüyor.
Buna paralel olarak Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık ve Aidiyet (DEIB) kavramı, küresel görevlendirmelerde ücret dengesi, yan haklar ve güvenlik uygulamalarını yeniden şekillendiriyor. Katılımcıların %18’i, eşit muamele konusundaki farkındalığın mobilite kararlarını doğrudan etkilediğini vurguluyor.
Uzun Süreli Görevlendirmelerde Denge Arayışı
Uzun dönemli uluslararası görevlendirmelerde şirketler daha temkinli. Katılımcıların dörtte biri bu tür görevlendirmeleri azalttığını belirtirken, ev ülke bazlı (expat), ev-sahip ülke karması ve yerel sözleşmeli modeller bir arada kullanılmaya başlandı. Kuzey Amerika ve Avrupa hâlâ en popüler destinasyonlar olsa da, Orta Doğu ve Asya’nın payı istikrarlı şekilde artıyor.
Bu alanda da en büyük zorluklar; uyum, maliyet kontrolü ve uygun ücret/yan hak dengesinin kurulması olarak öne çıkıyor. Özellikle sağlık ve wellbeing maliyetlerindeki artış, şirketleri küresel fayda paketlerini yeniden gözden geçirmeye zorluyor.
Uzaktan Çalışma ve Yeni “Mobilite Profilleri”
Rapor, workcation, dijital göçebeler, kalıcı uzaktan çalışanlar ve sınır ötesi hibrit çalışanlar gibi yeni profillerin artık kalıcı hale geldiğini ortaya koyuyor. Şirketlerin %62’si kısa süreli workcation modellerine izin verirken, kalıcı uzaktan çalışmaya onay verenlerin oranı %20’de kalıyor. Burada da en büyük risk alanı yine vergi ve sosyal güvenlik uyumu olarak öne çıkıyor.
Sigorta ve Risk Yönetimi Stratejik Rol Üstleniyor
Araştırmanın altını çizdiği kritik başlıklardan biri de iş seyahati sigortaları ve 7/24 destek hizmetleri. Şirketlerin %91’i iş seyahati sigortası sunduğunu belirtse de, 7/24 acil destek erişiminin önceki yıla göre gerilemesi dikkat çekiyor. Bu durum, şirketlerin risk yönetimi ve çalışan güvenliği konularında politikalarını güncellemesi gerektiğine işaret ediyor.
Aon’un 2025 Uluslararası İnsan Hareketliliği Çalışması, küresel mobilitenin artık İK’nın operasyonel bir alanı olmaktan çıkıp, finans, risk yönetimi ve sürdürülebilirlik ekseninde stratejik bir başlığa dönüştüğünü gösteriyor. Şirketler için başarı; doğru yeteneği doğru yerde konumlandırmak kadar, bu süreci uyumlu, adil ve maliyet etkin biçimde yönetebilme becerisine bağlı hale geliyor.
