Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Taha Çakmak, 2026’da sigorta sektörünün rotasının fiyat artışlarından ziyade yeni müşteri kazanımı ve teknik kârlılığa kayacağını açıkladı. Sigortalılık oranının hâlâ yüzde 30–35 bandında olduğunu belirten Çakmak, büyümenin enflasyon etkisinden arındırılmış şekilde sürmesi için ürün çeşitliliği, acente gücü ve çapraz satış stratejisinin belirleyici olacağını vurguladı. BES tarafında ise güçlü fon getirileriyle sistemin tasarrufları büyütmeye devam ettiğini ifade etti.
NTV’de Noyan Doğan’ın hazırlayıp sunduğu BAKIŞ programına konuk olan Çakmak, bu yıl enflasyon etkisiyle nominal büyümenin süreceğini ancak fiyat artışlarının daha kontrollü olacağını belirtirken, sektörün odağının “yeni müşteri kazanımı”na kayacağını vurguladı.
Taha Çakmak’ın çizdiği çerçeveye göre 2026, sigorta sektöründe yüksek fiyat artışlarından ziyade müşteri tabanını genişletme, teknik kârlılığı güçlendirme ve tasarruf bilincini artırma yılı olacak. Enflasyonun gerilemesiyle birlikte mali gelirlerin desteği azalırken, şirketler için asıl sınav; yeni müşteri edinimi, ürün çeşitliliği ve sürdürülebilir getiri performansı olacak. Çakmak, acentelerin bu süreçte kilit rol oynayacağını söyledi.
Mali kârlardan teknik kârlılığa dönüş
Çakmak’a göre 2023–2025 döneminde sektör hem güçlü prim artışı yakaladı hem de finansal gelirlerin desteğiyle bilançosunu sağlamlaştırdı. Hayat dışı sektörde özkaynakların 300 milyar TL seviyesine ulaştığını, 9 aylık dönemde yaklaşık yüzde 30’luk özkaynak kârlılığı sağlandığını hatırlatan Çakmak, faizlerin düşüşe geçmesiyle birlikte yatırım gelirlerinin gerileyeceğini ifade etti.
Çakmak, “Faizlerin düştüğü ortamda yatırım gelirleri azalacak. Bu nedenle sigortacılık kârlılığı daha fazla öne çıkacak. Hasar-prim dengesi, doğru segmentasyon, dijitalleşme ve müşteri sadakati belirleyici olacak” dedi.
2025’te hayat dışı branşta yaklaşık yüzde 40 büyüme yakalandığını belirten Çakmak, enflasyonun yaklaşık 30 seviyesinde gerçekleştiği bir ortamda reel büyümenin yüzde 10 civarında olduğunu söyledi. 2026’da ise enflasyon kaynaklı büyümenin zayıflayacağını, şirketlerin fiyat yerine müşteri kazanımına odaklanacağını kaydetti.
Sigortalılık oranı yüzde 30–35 bandında
86 milyon nüfusa karşılık tekilleştirilmiş sigortalı sayısının yaklaşık 30 milyon seviyesinde olduğunu kaydeden Çakmak, bunun da yüzde 30–35 bandında bir sigortalılık oranına işaret ettiğine dikket çekti.
Çakmak, zorunlu trafik sigortasının sektör üretimindeki payının geçmişte yüzde 35–40 bandındayken bugün yüzde 25’lere gerilediğini belirterek, “Branş bazında tablo şöyle; kasko yaklaşık 10 milyon poliçe, sağlık 8 milyon civarı, konut 7 milyon civarı… Zorunlu trafik ise 26 milyon. Sektör artık zorunlu branşlara bağımlı değil, çeşitleniyor” dedi.
“Fiyat engel değil, anlatım eksik”
Sigortasızlığın temel nedeninin fiyat olmadığı görüşünde olan Çakmak, ürünlerin taksit imkânı ve kampanyalarla erişilebilir hâle geldiğini vurguladı.
Ortalama bir DASK poliçesinin 2.500–2.800 TL, konut sigortasının 5.000 TL civarında olduğunu; tamamlayıcı sağlık sigortasında 14 bin TL seviyelerinde yıllık primlerle poliçe yapılabildiğini aktaran Çakmak, “Peşin fiyatına 10–12 taksit imkânı var. Sigorta şirketleri finansal fedakârlık yaptı. Sorun fiyat değil, sigortanın değerinin yeterince anlatılamaması” değerlendirmesinde bulundu.
Acenteler yeni dönemin anahtarı
2026’da yeni müşteri kazanımının ön plana çıkacağını belirten Çakmak, bu süreçte acentelerin vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Çakmak, “Yeni müşteri demek çapraz satış demek. Yeni ürün demek, yeni oyun planı demek. Bu işi en iyi bilenler acenteler. Sektör üretiminin yaklaşık yüzde 70’i acenteler üzerinden geliyor. Teknik bilgileri ve müşteri ilişkileri çok güçlü” diye konuştu.
BES’te 2,2 trilyon TL’lik büyüklük
Tasarruf tarafında ise Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü sıfatıyla BES verilerini paylaşan Çakmak, sistem büyüklüğünün 2,2 trilyon TL’yi aştığını hatırlattı.
Gönüllü BES’te son 2 yıllık süreçte katılımcı sayısının 8 milyondan 10 milyona çıktığını, Otomatik Katılım Sistemi’nde ise 7 milyon civarında katılımcı bulunduğunu belirten Çakmak, 2025’te sektörün ortalama yüzde 60 getiri sağladığını ifade etti.
Fon dağılımında yaklaşık yüzde 42 kıymetli madenler, yüzde 25 hisse senetleri ve geri kalan kısmında borçlanma araçlarından oluştuğunu paylaşan Çakmak, Ocak 2026’da fon getirilerinin ortalama yüzde 13 seviyesinde gerçekleştiğini söyledi.
“Enflasyonun iki katı getiri mümkün”
Devlet katkısının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşmesinin kısa süreli bir soru işareti yarattığını ancak sistemin dinamik yapısını koruduğunu ifade eden Çakmak, “Asıl belirleyici olan getiri performansı. Devlet katkısı önemli ama tek başına yeterli değil” dedi.
2026 için iddialı bir beklenti ortaya koyan Çakmak, “Geçen yıl enflasyon yüzde 30 civarındayken sektör yüzde 60 getiri sağladı. Bu yıl da enflasyonun iki katı seviyesinde bir fon getirisi mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
