Türk P&I Sigorta A.Ş. Genel Müdürü Ufuk Teker, Noyan Doğan’ın sunduğu Bakış programında Orta Doğu’da artan savaş riskinin deniz ticareti ve sigorta sektörüne etkilerini değerlendirdi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede yükselen gerilim, küresel enerji ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda güvenlik risklerini artırdı.
Teker, bölgede yaşanan gelişmelerin deniz sigortaları açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirtti.
Dünya enerji ticaretinin kritik geçiş noktası
Hürmüz Boğazı, Hint Okyanusu ile Basra Körfezi arasında yer alıyor ve dünya petrol ile doğal gaz ticaretinin önemli bir kısmına ev sahipliği yapıyor.
Teker’in verdiği bilgiye göre, küresel petrol ve gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si bu bölgeden geçiyor. Bu nedenle boğazda yaşanan herhangi bir kriz, uluslararası ticaret üzerinde doğrudan etkili oluyor.
Bölgede yaklaşık 3 bin gemi bulunuyor
Artan askeri hareketlilik nedeniyle boğaz çevresinde yoğun bir gemi trafiği oluştu.
Teker, boğazın içinde yaklaşık 800-900 geminin bulunduğunu, bölgeye doğru seyir halinde olan gemilerle birlikte toplam sayının 3 bine yaklaştığını söyledi.
Son günlerde füze saldırıları sonucu en az beş geminin vurulduğuna ilişkin bilgiler bulunduğunu belirten Teker, bu gelişmelerin risk algısını artırdığını ifade etti.

Türk sahipli gemiler de bölgede olabilir
Dünya denizcilik filosunda Türk armatörlerinin önemli bir paya sahip olduğunu belirten Teker, Türk sahipli gemilerin toplam kapasitesinin yaklaşık 53 milyon deadweight ton olduğunu söyledi.
Bu büyüklüğün dünya filosunun yaklaşık yüzde 10’una karşılık geldiğini belirten Teker, bu oran dikkate alındığında bölgede Türk sahipli gemilerin bulunmasının muhtemel olduğunu ifade etti.
Sorumluluk sigortalarında savaş teminatı iptal edildi
Deniz sigortalarında iki temel teminat bulunduğunu hatırlatan Teker, bunların geminin kendisini kapsayan gövde sigortası ile üçüncü şahıslara karşı sorumlulukları kapsayan P&I sigortası olduğunu söyledi.
Son gelişmelerin ardından özellikle sorumluluk sigortasında önemli bir karar alındığını belirten Teker, şu bilgiyi verdi:
“Savaş riskleri nedeniyle P&I kapsamındaki harp teminatları reasürans piyasasının kararı doğrultusunda 72 saatlik bildirimle iptal edildi.”
Bu kapsamda savaş kaynaklı çevre kirliliği, personel zararları veya yük hasarları gibi riskler artık P&I sigortaları tarafından karşılanmıyor.
Harp primleri 5 katına çıktı
Gövde sigortalarında teminat tamamen kaldırılmadı ancak primler ciddi şekilde yükseldi.
Teker, özellikle büyük petrol tankerleri için savaş riskine karşı ödenen haftalık ek primlerin 200 bin dolar seviyesinden 1 milyon dolara kadar yükseldiğini söyledi.
Bu primlerin haftalık olarak ödenmesi gerektiğini belirten Teker, maliyet artışının deniz taşımacılığı üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti.
Sigorta teminatı olmadan sefer zor
Deniz ticaretinde sigorta teminatının kritik önemde olduğunu vurgulayan Teker, savaş teminatlarının iptal edilmesinin gemilerin bölgeye girişini zorlaştırdığını söyledi.
Teker, gemi kaptanlarının da güvenlik riski gördükleri durumlarda sefere çıkmama yetkisine sahip olduğunu belirtti. Bu nedenle birçok geminin bölgede beklemeyi tercih ettiği ifade ediliyor.
Sigorta sektöründe milyarlarca dolarlık risk
Krizin uzun sürmesi halinde sigorta sektörü açısından çok büyük maliyetlerin ortaya çıkabileceği belirtiliyor.
Teker, bir geminin 365 gün boyunca mahsur kalması durumunda armatörün gemiyi tam ziya (total loss) olarak sigortadan talep edebildiğini hatırlattı.
Yaklaşık 900 geminin ortalama 10 milyon dolar değerinde olduğu varsayımıyla yalnızca gemiler için 90 milyar dolarlık bir risk oluştuğunu belirten Teker, yük ve diğer zararların eklenmesiyle toplam riskin 200-300 milyar dolar seviyesine çıkabileceğini söyledi.
Devlet garantili sigorta gündemde
ABD Başkanı Donald Trump’ın, ticaretin kesintiye uğramaması için devlet destekli sigorta mekanizması oluşturulabileceğine yönelik açıklamaları da sektör tarafından yakından izleniyor.
Teker, geçmişte benzer krizlerde devletlerin ticaretin devamını sağlamak amacıyla garantör olarak devreye girebildiğini belirtti.
Navlun ve enerji fiyatları artabilir
Bölgedeki riskin genişlemesi halinde sigorta maliyetlerinin artmaya devam edeceğini belirten Teker, bunun deniz taşımacılığı maliyetlerini ve navlun fiyatlarını yükseltebileceğini söyledi.
Bu gelişmenin küresel ticarette maliyetleri artırabileceği ve özellikle enerji fiyatları üzerinde baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.
