Türkiye Sigorta Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Kılıç, dijital dönüşümün artık bir tercih değil; şirketlerin reflekslerini, karar alma biçimlerini ve kurumsal DNA’sını yeniden tanımlayan geri dönüşü olmayan bir süreç olduğunu vurguladı. Kılıç, gerçek dönüşümün yalnızca teknolojiye yatırım yapmakla değil, alışkanlıkların, karar mekanizmalarının ve konfor alanlarının geride bırakılmasıyla mümkün olduğunu belirtti. Aksi durumda dönüşümün tamamlanmamış bir niyet olarak kaldığını ifade etti.
Sigorta sektöründe dönüşümün artık teorik bir tartışma değil, somut bir ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Kılıç, finansal göstergelerin tabloyu net şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Türkiye’de sigorta penetrasyonunun %2,5 seviyesinde bulunduğunu, OECD ortalamasının ise %6,2 olduğunu hatırlatan Kılıç, kişi başı prim üretiminin Türkiye’de 157 dolar seviyesinde olduğunu, gelişmiş ekonomilerde ise yaklaşık 4 bin dolara ulaştığını belirtti.
Türkiye Sigorta Birliği’nin Kasım 2025 verilerine göre toplam nüfus içinde sigortalılık oranının %40 olduğunu, bunun %35’inin hayat dışı, %18’inin ise hayat sigortaları tarafında yer aldığını aktaran Kılıç, Şubat 2026 verilerinin ise daha çarpıcı bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti: 34,6 milyon aktif sigortalı bulunurken, 33,8 milyon kişinin sistemle temas etmiş ancak bugün aktif olmadığı görüldü. Kılıç, “Sigortayla tanışan her iki kişiden biri sistemde kalmıyor” dedi.
Dijital dönüşüm, güven ve büyüme modeli
Insurtech ekosistemine de değinen Kılıç, dünya genelinde 8 bin 917 insurtech girişimi bulunurken Türkiye’de bu sayının 37 olduğunu, ABD’de 3 bin 318, İngiltere’de ise 968 girişim bulunduğunu aktardı. Bu rakamların potansiyelin yüksek olduğunu ancak kendiliğinden büyümenin mümkün olmadığını gösterdiğini söyledi.
Kılıç, dijital olgunluk ile sektör büyümesinin artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, penetrasyonu artırmanın yolunun erişim, deneyim ve güvenin birlikte yeniden inşa edilmesinden geçtiğini ifade etti. Sigortacılığın uçtan uca bir güven deneyimi yönetimi olduğunu vurgulayan Kılıç, bu güvenin şeffaflık, çeviklik ve öngörü ile oluştuğunu söyledi.
Maliyet sahada
Teknolojinin maliyetinin kurulumda değil sahada ortaya çıktığını belirten Kılıç, değer yaratımının sunumlarda değil günlük iş akışında gerçekleştiğini ifade etti. Bu nedenle Türkiye Sigorta’nın teknolojiyi yalnızca kullandırmaya değil, benimsetmeye odaklandığını söyledi. Kılıç, iş ortaklarının, çalışanların ve acentelerin “işim kolaylaştı” noktasına gelmesi, müşterinin ise “bu bana iyi geliyor” demesi durumunda dönüşümün bir projeden çıkıp alışkanlığa dönüştüğünü kaydetti.
Bu yaklaşım doğrultusunda mobiliteyi merkeze alan, bilgiyi demokratikleştiren, süreçleri modelleyen, API’larla ekosistemi besleyen ve yapay zekâ ile akıllandırılmış bir yapı kurduklarını ifade eden Kılıç, dijitalleşmeyi verimlilik değil büyüme kaldıraçı olarak konumlandırdıklarını söyledi. Bu kapsamda yapay zekâ ve otomasyon ile 148 FTE “metal yakalı” kapasite oluşturduklarını, sağlık branşında %33 müşteri artışı ve %90 otomatik provizyon oranına ulaştıklarını belirtti. Oto ve konutta %20 daha hızlı hasar ödemesi sağlandığını, şikayetlerde %30–35 azalma, müşteri memnuniyetinde %28 artış ve mobil işlem hacminde %182 artış gerçekleştiğini aktardı.
Kılıç, ayrıca dönüşümü iki yönlü ele aldıklarını; hem kendi teknolojilerini geliştirdiklerini hem de InsurTech ekosisteminden beslendiklerini ifade ederek, ekosistemin hız kazandırdığını, sürdürülebilirliğin ise kurum içinde inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.
Hasar ödeyen değil, riski önleyen model
Son olarak küresel sigortacılığın “hasarı öde” modelinden “riski öngör ve önle” modeline evrildiğini belirten Kılıç, yapay zekânın ve özellikle agentic AI teknolojilerinin bu dönüşümün ana itici gücü olduğunu söyledi. Gerçek dönüşümün süreçleri hızlandırmak değil, kararları daha doğru, öngörülü ve kişiselleştirilmiş hale getirmek olduğunu ifade eden Kılıç, sigortacılığın geleceğinin daha görünmez ama daha güçlü bir yapıya evrileceğini dile getirdi.
“Tırtılın kelebeğe dönüşmesi gibi, her tırtıl kelebek olmuyor ama olanlar için geri dönüş yok” diyen Kılıç, insurtechin bu yolculukta önemli bir katalizör olduğunu, ancak geleceği şekillendirecek olanların bu dönüşümü kurum kültürüne ve DNA’sına entegre eden yapılar olacağını söyledi.
