Anadolu Sigorta, iklim değişikliğiyle birlikte tarımsal üretimde artan risklere dikkat çekerek, sigorta sektörünün risk yönetimindeki rolünü ele alan blog yazısını paylaştı.
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası iş birliğiyle hazırlanan “Kalkınmanın Sessiz Gücü: Sigorta Sektörü” başlıklı yazıda, aşırı hava olaylarının tarımsal üretim üzerindeki etkileri ve parametrik sigorta modellerinin sunduğu çözümler değerlendirildi.
Aşırı hava olayları tarımı daha kırılgan hale getiriyor
Blog yazısında, sel, kuraklık ve yangın gibi aşırı hava olaylarının tarımsal üretimin yeni gerçeği haline geldiği vurgulandı.
Nisan 2025’te yaşanan zirai don olayının 65 ilde üreticileri olumsuz etkilediği belirtilirken, bu tür afetlerin yalnızca üreticiyi değil, gıda arzı üzerinden tüketiciyi ve enflasyonu da etkilediğine dikkat çekildi.
Yazıda, mevsim değişiklikleri ve sıcaklık dalgalanmalarının da tarımsal üretimde yeni riskler oluşturduğu ifade edildi.
Parametrik sigorta modeli öne çıkıyor
İçerikte, geleneksel tarım sigortalarının hasar sonrası işleyen bir yapıya sahip olduğu belirtilirken, veri ve teknoloji temelli parametrik sigorta modellerinin yeni bir çözüm sunduğu aktarıldı.
Parametrik sigortanın, gerçekleşen fiziksel hasardan ziyade belirli parametrelerin eşik değeri aşmasına göre ödeme yapan bir sistem olduğu ifade edildi.
Toprak neminin belirli seviyenin altına düşmesi veya rüzgar hızının kritik seviyeyi aşması gibi durumlarda otomatik ödeme yapılabildiği belirtilen yazıda, bu sistemin üreticilere hızlı likidite sağlayarak sürdürülebilirliği desteklediği kaydedildi.
“Sigorta sektörü stratejik bir rol üstleniyor”
Blog yazısında, küresel iklim müzakerelerinde dayanıklılığı artıran finansal mekanizmaların daha fazla önem kazandığı ifade edildi.
Geçtiğimiz yıl Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen COP30 kapsamında oluşturulan “House of Insurance” platformuna da değinilen yazıda, sigorta sektörünün düşük emisyonlu ve dayanıklı ekonomiye geçişte stratejik bir araç olarak görüldüğü aktarıldı.
Yazının sonunda ise sigorta sektörünün yalnızca hasar ödeyen bir yapı olmadığına dikkat çekilerek, kalkınma süreçlerini destekleyen stratejik bir sektör haline geldiği vurgulandı.
