Anadolu Ajansı Finans Masası programına konuk olan Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün 2026 yılı ilk çeyrek performansından deprem riskine, BES’ten sağlık sigortalarına kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin sigortalılık oranının artırılması gerektiğini vurgulayan Yaşar, “Ülkemizin koruma açıklarını kapatabilecek tek unsur sigorta” dedi.
Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün 2025 yılını yaklaşık 3,9 trilyon liralık aktif büyüklük ve 1,2 trilyon liralık prim üretimiyle kapattığını belirtti. Sektörün öz sermaye büyüklüğünün ise 435 milyar liraya ulaştığını ifade etti.
2026 yılının ilk çeyrek verilerini de ilk kez programda paylaşan Yaşar, sektörün aktif büyüklüğünün 4,2 trilyon liraya, öz sermayesinin ise yaklaşık 459 milyar liraya yükseldiğini söyledi.
Geçen yılın aynı dönemine göre aktiflerde yüzde 59, öz sermayede ise yüzde 63 büyüme gerçekleştiğini aktaran Yaşar, ilk üç ayda toplam 396 milyar liralık prim üretimi yapıldığını kaydetti. Bunun 339 milyar lirasının hayat dışı, 56,5 milyar lirasının ise hayat ve emeklilik branşlarından geldiğini belirtti.
“Hayat tarafında reel büyüme var”
Hayat sigortalarında büyümenin güçlü şekilde devam ettiğini vurgulayan Yaşar, hayat branşında yüzde 50 seviyesinde büyüme görüldüğünü, hayat dışında ise büyümenin yüzde 27’de kaldığını söyledi.
Toplam büyümenin yaklaşık yüzde 30 seviyesinde olduğunu ifade eden Yaşar, hayat tarafında reel büyüme gerçekleştiğini ancak hayat dışı branşlarda enflasyonun gerisinde kalındığını dile getirdi.
2026 yılı için başlangıçta 1,6 trilyon liralık prim üretimi hedeflediklerini söyleyen Yaşar, enflasyon etkisiyle yıl sonunda 1,7-1,75 trilyon lira seviyelerine ulaşılabileceğini öngördüklerini kaydetti.
“Hedefimiz 50 milyar dolarlık sektör büyüklüğü”
Türk sigorta sektörünün uzun yıllar 10-12 milyar dolar seviyesinde üretim hacmine sahip olduğunu hatırlatan Yaşar, 2025 yılında kur etkisinin de katkısıyla yaklaşık 32 milyar dolarlık üretim hacmine ulaşıldığını söyledi.
Türkiye’nin dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olmasına rağmen sigortacılıkta aynı konumda olmadığını belirten Yaşar, “Bu durum bize önemli bir görev yüklüyor. 2030 yılı için 50 milyar dolarlık üretim hedefimiz var. Daha sonra 100 milyar dolar hedefini konuşuyor olacağız” dedi.
“Depremde 106 milyar dolarlık hasarın yalnızca 5-6 milyar doları sigortalıydı”
Türkiye’nin ciddi koruma açıkları bulunduğunu vurgulayan Yaşar, bunun en net örneğinin 2023 Kahramanmaraş depremleri olduğunu söyledi.
Depremlerin toplam ekonomik hasarının yaklaşık 106 milyar dolar olduğunu ifade eden Yaşar, bu zararın yalnızca 5-6 milyar dolarlık kısmının sigorta sistemi tarafından karşılanabildiğini belirtti.
Sigorta şirketlerinin kapasite sorunu yaşamadığını söyleyen Yaşar, düşük sigortalılık oranı nedeniyle daha büyük bir koruma sağlanamadığını kaydetti.
“Bu hasarın çok daha büyük kısmını dünya reasürans piyasalarına transfer edebilirdik” diyen Yaşar, sigortalılık oranının artırılmasıyla devlet bütçesine binen yükün azaltılabileceğini ifade etti.
“Türkiye dünya ortalamasını aşağı çekiyor”
Dünyada doğal afet kaynaklı ekonomik kayıpların yaklaşık yüzde 40’ının sigorta sistemiyle karşılandığını belirten Yaşar, Türkiye’de ise bu oranın depremde yüzde 6 seviyesinde kaldığını söyledi.
Türkiye’nin düşük sigortalılık oranı nedeniyle dünya ortalamasını da aşağı çektiğini ifade eden Yaşar, kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından koruma açıklarının sigorta sistemiyle yönetilmesi gerektiğini dile getirdi.
Reasürans kapasitesinde sorun yok mesajı
Kahramanmaraş depremleri sonrasında reasürans piyasalarında maliyet artışı ve kapasite daralması yaşandığını hatırlatan Yaşar, buna rağmen Türkiye’nin kapasite problemi yaşamadığını söyledi.
Bugün itibarıyla reasürans piyasalarında kapasitenin yeniden genişlediğini belirten Yaşar, Türk sigorta şirketlerinin reasürans erişiminde herhangi bir sorun bulunmadığını ifade etti.
Sigorta penetrasyonu hedefi yüzde 5
Türkiye’de sigorta penetrasyon oranının yalnızca sigorta dikkate alındığında yüzde 1,9 seviyesinde olduğunu belirten Yaşar, emeklilik fonları dahil edildiğinde bu oranın 2025 sonunda yüzde 2,68’e yükseldiğini kaydetti.
2030 hedeflerinin yüzde 5 penetrasyon oranı olduğunu vurgulayan Yaşar, sigorta sektörünün finansal dayanıklılığının da önemli ölçüde güçlendiğini söyledi.
Sektörün sermaye yeterlilik rasyosunun 2025 sonunda yüzde 174 olduğunu ifade eden Yaşar, 2026 ilk çeyreğinde bu oranın yüzde 169 seviyesine gerilediğini ancak halen yasal sınırların oldukça üzerinde bulunduğunu belirtti.
“Maliyet baskıları artabilir”
Küresel gelişmelerin sigorta sektörünü etkileyebileceğine dikkat çeken Yaşar, Rusya-Ukrayna Savaşı ile Orta Doğu’daki gerilimlerin enflasyon, tedarik zinciri ve maliyetler üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi.
Özellikle petrol türevli ürünler ve yedek parça maliyetlerinde artış yaşanabileceğini belirten Yaşar, sektörün daha disiplinli fiyatlama ve maliyet yönetimi dönemine girdiğini ifade etti.
Sağlık sigortaları ilk kez lider oldu
Yaşar, sağlık sigortalarının ilk kez sektörün en büyük branşı haline geldiğini belirtti.
Bugüne kadar trafik ve kasko sigortalarının sektör içinde en yüksek payı aldığını ifade eden Yaşar, 2026’nın ilk çeyreğinde sağlık sigortalarının lider konuma yükseldiğini söyledi.
Nüfusun yaşlanmasıyla sağlık hizmetlerine olan ihtiyacın arttığını vurgulayan Yaşar, yaşlı bakım hizmetleri, sağlık giderleri ve tasarruf ihtiyacının da yükseldiğini dile getirdi.
“Toplam sağlık harcamalarının sadece yüzde 2,8’ini sigorta karşılıyor”
Türkiye’de sağlık harcamalarının yüzde 80’inden fazlasının SGK tarafından karşılandığını belirten Yaşar, özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortalarının toplam sağlık harcamaları içindeki payının yalnızca yüzde 2,8 seviyesinde olduğunu söyledi.
Vatandaşların cepten yaptığı sağlık harcamalarının ise yüzde 15 seviyesinde bulunduğunu ifade eden Yaşar, kişi başına yıllık sağlık harcamasının yaklaşık 17 bin liraya ulaştığını kaydetti.
Bu rakamın tamamlayıcı sağlık sigortası primlerine yakın olduğuna dikkat çeken Yaşar, vatandaşların bu alanda önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
“Özel hastane kapasitesi artırılmalı”
Tamamlayıcı sağlık sigortasının büyümesi için özel hastane kapasitesinin artırılması gerektiğini belirten Yaşar, üniversite hastanelerinin de sisteme dahil edilmesinin önem taşıdığını ifade etti.
Devlet hastanelerinin sağlık hizmetini güçlü şekilde sunduğunu belirten Yaşar, özel sağlık sigortalarının fark yaratabilmesi için özel sağlık hizmeti kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
“Türkiye hayat sigortasında dünyanın çok gerisinde”
Hayat sigortacılığında son yıllarda reel büyüme yaşandığını belirten Yaşar, Türkiye’nin bu alanda halen dünya ortalamasının oldukça gerisinde olduğunu söyledi.
Dünyada hayat sigortalarının milli gelire oranının ortalama yüzde 3 olduğunu ifade eden Yaşar, gelişmekte olan ülkelerde bu oranın yüzde 1 seviyesinde bulunduğunu, Türkiye’de ise yalnızca yüzde 0,22 olduğunu kaydetti.
Bu durumun aynı zamanda büyük bir büyüme potansiyeline işaret ettiğini söyleyen Yaşar, yatırım fonlu hayat sigortalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
BES ve OKS’de 18 milyon katılımcı
Bireysel Emeklilik Sistemi ve Otomatik Katılım Sistemi’nde toplam katılımcı sayısının 18 milyonu aştığını belirten Yaşar, tekil katılımcı sayısının ise yaklaşık 15,8 milyon olduğunu ifade etti.
15 Mayıs 2026 itibarıyla gönüllü BES katılımcı sayısının 10,2 milyonu geçtiğini, otomatik katılım sisteminde ise yaklaşık 8 milyon çalışan bulunduğunu kaydetti.
Sistemdeki toplam fon büyüklüğünün 2,4 trilyon liranın üzerine çıktığını ifade eden Yaşar, fon büyüklüğünün geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 68 arttığını söyledi.
“Devlet katkısı hâlâ çok güçlü”
Devlet katkısının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürülmesine rağmen sistemin cazibesini koruduğunu belirten Yaşar, BES’in Türkiye’nin en önemli tasarruf araçlarından biri olduğunu söyledi.
Sistemde bugüne kadar 461 bin kişinin emekli olduğunu aktaran Yaşar, 18 yaş altı BES katılımcı sayısının ise 1,6 milyona ulaştığını ifade etti.
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi için çalışmalar sürüyor
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin sektör açısından büyük önem taşıdığını belirten Yaşar, sistemin işveren katkılı ve uzun vadeli tasarrufu teşvik edecek şekilde tasarlandığını söyledi.
Konuyla ilgili teknik ve mevzuat çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Yaşar, sistemin devreye alınacağı tarihin ise henüz netleşmediğini kaydetti.
“Yeni normal artık afetler”
Doğal afetlerin artık “yeni normal” olarak tanımlandığını belirten Yaşar, seller, heyelanlar, orman yangınları ve siber risklerin giderek arttığını söyledi.
Tarım sigortalarında devletin yüzde 67,5 prim desteği verdiğini hatırlatan Yaşar, buna rağmen bitkisel ürün sigortalarında sigortalılık oranının yüzde 29 seviyesinde kaldığını belirtti.
Doğal Afet Sigortaları Kurumu kapsamındaki sigortalılık oranının ise yüzde 58 seviyesinde olduğunu ifade eden Yaşar, özellikle deprem riski yüksek bölgelerde sigorta bilincinin artırılması gerektiğini söyledi.
“Dere yataklarına yapılaşma devam ediyor”
Yakın zamanda yaşanan sel felaketlerinde sahada incelemelerde bulunduklarını söyleyen Yaşar, dere yataklarının yapılaşmaya açılmasının ciddi risk oluşturduğunu belirtti.
Sigortalı esnafın afet sonrası daha hızlı toparlandığını gözlemlediklerini ifade eden Yaşar, sigorta bilincinin tüm Türkiye’ye yayılması gerektiğini kaydetti.
Kentsel dönüşüm için bina tamamlama sigortası çağrısı
Kentsel dönüşümün Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri olduğunu belirten Yaşar, yalnızca İstanbul’da 1,5 milyondan fazla konutun dönüşmesi gerektiğini söyledi.
Vatandaşların güvenli konutlara erişmek istediğini ancak süreç konusunda endişe duyduğunu ifade eden Yaşar, “Kentsel dönüşümün önündeki en önemli bariyeri bina tamamlama sigortasıyla kaldırmak istiyoruz” dedi.
Bu konuda Dünya Bankası ile çalışmalar yürütüldüğünü belirten Yaşar, sektörün Türkiye’nin koruma açıklarını kapatmak için üzerine düşen görevi yerine getireceğini sözlerine ekledi.
