Selçuk ALTUN
Swiss Re Institute tarafından yayımlanan bölgesel doğal afet analizleri, dünyanın farklı bölgelerinde afet kaynaklı kayıpların farklı dinamiklerle şekillendiğini ancak ortak bir eğilimin öne çıktığını ortaya koydu.
Kuzey Amerika’da orman yangınları ve şiddetli konvektif fırtınalar, Avrupa’da artan fırtına riski ve dolu olayları, Asya’da ise büyüyen koruma açığı ve hızlı kentleşme kaynaklı risk birikimi sigorta sektörünün karşı karşıya olduğu temel meydan okumalar arasında yer alıyor.
Swiss Re’ye göre 2025 yılında bazı bölgelerde hasarlar tarihsel ortalamaların altında kalsa da bu durum risklerin azaldığı anlamına gelmiyor; aksine afet kaynaklı kayıpların uzun vadeli yükseliş eğilimi devam ediyor.
Kuzey Amerika’da ikincil riskler rekor kayıplara yol açtı
Swiss Re verilerine göre Kuzey Amerika’da 2025 yılında doğal afetlerden kaynaklanan sigortalı kayıplar 90 milyar doları aştı. Bu rakam son yılların ortalamasının biraz altında kalsa da bölgedeki temel risk eğiliminin yukarı yönlü olduğu vurgulanıyor. Özellikle orman yangınları ve şiddetli konvektif fırtınalar, afet hasarlarının neredeyse tamamını oluşturdu.
Yılın en dikkat çekici olayı, Kaliforniya’da yaklaşık 40 milyar dolarlık sigortalı hasara neden olan ve tarihin en maliyetli orman yangını olarak kayıtlara geçen yangınlar oldu. Şiddetli konvektif fırtınalar ise 46 milyar dolarlık sigortalı kayıp yaratarak bu alandaki en maliyetli üçüncü yılın yaşanmasına neden oldu.
Swiss Re, özellikle yerleşim alanlarının ormanlık bölgelerle iç içe geçtiği bölgelerde maruziyetin hızla arttığına dikkat çekiyor. Şirket, yangın riskindeki artışın yalnızca ekonomik büyüme ile açıklanamayacağını, iklim koşullarındaki değişimlerin ve arazi kullanımındaki dönüşümlerin de önemli rol oynadığını belirtiyor.
Avrupa’da sakin geçen yıl risklerin azaldığı anlamına gelmiyor
Avrupa, 2025 yılında son yılların en düşük doğal afet hasarlarından birini yaşadı. Sigortalı kayıplar 4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken bu rakam son 10 yıllık ortalamanın oldukça altında kaldı ve 2006’dan bu yana görülen en düşük seviyeye işaret etti.
Ancak Swiss Re uzmanları, düşük hasarların tehlikelerin azalmasından değil, afetlerin yüksek yoğunluklu ekonomik bölgeleri büyük ölçüde teğet geçmesinden kaynaklandığını vurguluyor. Başka bir ifadeyle Avrupa şanslı bir yıl geçirdi.
Bölgede en önemli risk kaynağı olarak şiddetli konvektif fırtınalar öne çıkıyor. Bu olaylar 2025 yılında yaklaşık 1,47 milyar dolarlık sigortalı hasara yol açtı. Swiss Re’nin analizine göre Avrupa’da bu tür fırtınalardan kaynaklanan hasar artışının yarısından fazlası yalnızca ekonomik büyüme ve varlık artışıyla açıklanamıyor. Dolu büyüklüğündeki artış, atmosferik istikrarsızlıktaki değişimler ve fırtına dinamiklerindeki dönüşüm gibi iklimsel faktörlerin giderek daha belirleyici hale geldiği belirtiliyor.
Dolu ve yenilenebilir enerji yatırımları yeni kırılganlıklar yaratıyor
Swiss Re’nin dikkat çektiği önemli konulardan biri de Avrupa’daki kırılganlıkların değişen yapısı. Son yıllarda güneş enerjisi yatırımlarındaki hızlı artış, dolu hasarlarına karşı yeni risk alanları oluşturuyor. Özellikle büyük ölçekli güneş paneli tesisleri, şiddetli dolu olaylarının ekonomik etkilerini artırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Buna karşın sel riskinde Avrupa’nın diğer bölgelere göre daha başarılı bir görünüm sergilediği belirtiliyor. Batı ve Orta Avrupa’da uygulanan taşkın koruma projeleri, erken uyarı sistemleri ve altyapı yatırımları sayesinde sel kaynaklı sigortalı kayıplardaki büyümenin kontrol altında tutulduğu ifade ediliyor.
Asya’da en büyük sorun koruma açığı
Swiss Re raporuna göre Asya’da 2025 yılında sigortalı afet kayıpları 5,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam son 10 yıllık ortalamanın altında olmasına rağmen bölgenin ekonomik kayıpları yaklaşık 65 milyar dolara ulaştı. Böylece dünya genelindeki ekonomik afet kayıplarının yaklaşık yüzde 30’u Asya’da meydana geldi.
Ancak en dikkat çekici veri, ekonomik kayıpların yalnızca yüzde 8’inin sigorta tarafından karşılanabilmiş olması. Bu oran, Asya’nın küresel sigorta sektöründeki en büyük koruma açığına sahip bölgelerden biri olduğunu gösteriyor.
Depremler, seller ve tropikal siklonlar bölgedeki en büyük hasar kaynakları olmaya devam ederken özellikle Myanmar depremi, Güneydoğu Asya’daki seller ve Sri Lanka’yı etkileyen tropikal siklonlar ekonomik kayıpların başlıca nedenleri arasında yer aldı.
Hızlı kentleşme riskleri büyütüyor
Swiss Re’ye göre Asya’da afet risklerinin büyümesindeki temel unsur iklim değişikliğinden çok maruziyetin hızla artması. Nüfusun kentlerde yoğunlaşması, altyapı yatırımları ve ekonomik büyüme nedeniyle daha fazla varlık yüksek riskli bölgelerde birikiyor. Özellikle kıyı bölgelerinde limanlar, lojistik merkezleri ve sanayi yatırımlarının yoğunlaşması, tayfun ve kıyı taşkınlarına karşı kırılganlığı artırıyor.
Raporda Çin örneği öne çıkarılıyor. Ülkenin iç bölgelerinde hızlı kentleşmenin drenaj ve taşkın altyapısının önüne geçtiği, kıyı bölgelerinde ise ekonomik değerlerin yoğunlaşmasının afet riskini büyüttüğü belirtiliyor. Buna karşın sigorta penetrasyonunun aynı hızda gelişmemesi koruma açığını derinleştiriyor.
Sigorta sektörü için ortak mesaj: Riskler yapısal olarak artıyor
Üç bölgenin karşılaştırmalı analizi, doğal afet risklerinin artık yalnızca tekil büyük olaylardan değil, daha sık görülen orta ölçekli afetlerden de beslendiğini ortaya koyuyor. Swiss Re, özellikle şiddetli fırtınalar, orman yangınları ve seller gibi ikincil risklerin sigorta sektörünün hasar yükünde giderek daha büyük pay almaya başladığını belirtiyor.
Şirket ayrıca 2025 yılındaki görece düşük kayıpların yanıltıcı olmaması gerektiğini vurguluyor. Swiss Re’nin projeksiyonlarına göre küresel doğal afet kaynaklı sigortalı kayıplar 2026 yılında yeniden yükselişe geçebilir ve uzun vadede yıllık ortalama hasar seviyeleri daha yüksek bir zemine oturabilir.
Rapora göre sektörün önündeki temel gündem maddeleri; risk modellerinin güncellenmesi, afetlere dayanıklı altyapı yatırımlarının artırılması, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde sigorta korumasının yaygınlaştırılması olacak. Sigorta ve reasürans sektörünün iklim değişikliği, kentleşme ve ekonomik büyümenin yarattığı yeni risk gerçekliğine uyum sağlaması gerektiği belirtiliyor.
