“Biz poliçe üretmiyoruz, Türkiye’nin koruma açığını kapatıyoruz”

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar

Sigorta sektörü artık yalnızca hasar sonrası tazminat ödeyen bir yapı olmaktan çıkıp, riskleri önceden yöneterek bireylerin, işletmelerin ve ekonominin dayanıklılığını artıran stratejik bir güvence mekanizmasına dönüşüyor. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, CNBC-e ekranlarında katıldığı Sigorta Life programında sektörün yeni vizyonunu “Biz poliçe üretmiyoruz, ülkemizin koruma açıklarını kapatıyoruz” sözleriyle özetledi.

Yaşar; sigorta sektörünün büyüme performansından deprem gerçeğine, trafik sigortasındaki yeni düzenlemelerden bina tamamlama sigortasına, BES’ten tarım sigortalarına kadar sektörün gündemindeki birçok önemli başlığı değerlendirdi. Verdiği mesajlar ise sigortacılığın geleceğine ilişkin önemli ipuçları içerdi.

Programın açılışında “Sigorta hayatın neresinde?” sorusunu yanıtlayan Ahmet Yaşar, sigortanın çoğu zaman fark edilmeyen ancak yokluğunda hayatı durduran bir sistem olduğunu söyledi.

Yaşar, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeleri örnek göstererek, gemilerin yalnızca jeopolitik nedenlerle değil sigorta teminatı bulunmadığı için de hareket edemediğini hatırlattı. Benzer şekilde geçmişte Türkiye’de trafik sigortasında yaşanan arz sıkıntıları nedeniyle şehirlerarası otobüslerin dahi sefere çıkamadığını belirterek sigortanın ekonominin görünmeyen altyapısı olduğunu vurguladı.

“Hayatın tüm renkleri ve tüm riskleri sigortadır. Sigortanın olmadığı hiçbir an yok.” sözleriyle sigortanın önemini anlatan Yaşar, sektörün artık yalnızca tazminat ödeyen değil riskleri önleyen bir anlayışla hareket ettiğini ifade etti.

2026’nın ilk beş ayında 622 milyar liralık prim üretimi

Sektörün performansına ilişkin güncel verileri de paylaşan Yaşar, 2025 yılının yaklaşık 1,2 trilyon liralık prim üretimiyle kapandığını, 2026’nın ilk beş ayında ise prim üretiminin 622 milyar liraya ulaştığını söyledi. Bunun 94 milyar lirasını hayat, 528 milyar lirasını ise hayat dışı branşlar oluşturdu.

Hayat sigortalarında yaklaşık yüzde 45 büyüme gerçekleşirken, hayat dışı branşlarda büyümenin yüzde 25-26 seviyelerinde kaldığını belirten Yaşar, toplam sektör büyümesinin yüzde 28,5 olarak gerçekleştiğini ifade etti.

“Türkiye’de sigorta primleri sanıldığından çok daha uygun”

Vatandaşların sigortayı pahalı gördüğünü ancak uluslararası karşılaştırmaların farklı bir tablo ortaya koyduğunu belirten Yaşar, Türkiye’deki primlerin Avrupa ve ABD’ye göre oldukça düşük seviyelerde bulunduğunu söyledi.

Kasko poliçelerinde çekici, ikame araç, yol yardım ve asistans gibi birçok hizmetin tek poliçe içinde sunulduğunu hatırlatan Yaşar, Avrupa’da bu hizmetlerin çoğunun ayrıca ücretlendirildiğine dikkat çekti.

Sigorta şirketleri arasındaki yoğun rekabetin de fiyatları erişilebilir seviyelerde tuttuğunu belirten Yaşar, özellikle mevcut risk ortamında vatandaşların varlıklarını sigorta güvencesine almalarının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Deprem gerçeği: Sorun kapasite değil, sigortalılık oranı

Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise deprem riski oldu.

2023 Kahramanmaraş depremlerinde ekonomik kaybın yaklaşık 106 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlatan Ahmet Yaşar, sigortalılık oranının yalnızca yüzde 6 olması nedeniyle sigorta sektörünün yaklaşık 6 milyar dolarlık kısmı karşılayabildiğini söyledi.

Yaşar’a göre sorun sektörün ödeme gücü değil, sigortalılık oranlarının düşüklüğü.

Sigortalılık oranı yükseldiğinde reasürans sistemi sayesinde yurt dışından milyarlarca dolarlık kaynak Türkiye’ye aktarılabileceğini belirten Yaşar, bunun hem kamu maliyesini rahatlatacağını hem de ekonomik toparlanmayı hızlandıracağını ifade etti.

Beklenen Marmara depremine de dikkat çeken Yaşar, ekonomik dayanıklılığın artırılmasının en önemli araçlarından birinin sigorta olduğunu söyledi.

“Biz poliçe değil, koruma açığını kapatıyoruz”

Ahmet Yaşar’ın programdaki en dikkat çekici değerlendirmesi ise sigortacılığın yeni misyonuna ilişkin oldu.

“Biz poliçe üretmiyoruz. Ülkemizin koruma açıklarını kapatıyoruz.” diyen Yaşar, sigorta sektörünün yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir yapı olmadığını belirtti.

Sigorta şirketlerinin bugün risk analizi yaptığını, işletmelere risk yönetimi konusunda danışmanlık verdiğini, zararların oluşmasını engellemeye çalıştığını ifade eden Yaşar, buna rağmen meydana gelen hasarlarda da tazminat mekanizmasını devreye soktuğunu söyledi.

Bu yaklaşımın hem bireylerin hem işletmelerin hem de ülke ekonomisinin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Yaşar, sektörün oluşturduğu fonların Türkiye’nin en büyük uzun vadeli yatırım kaynaklarından biri haline geldiğini dile getirdi.

Tarım sigortalarında devlet desteğine rağmen düşük oran

Tarım sigortalarında devletin primlerin yüzde 67,5’ini karşıladığına dikkat çeken Yaşar, buna rağmen sigortalılık oranının yalnızca yüzde 26 seviyesinde bulunmasını düşündürücü olarak değerlendirdi.

Geçtiğimiz yıl yaşanan don olaylarının kiraz ve kayısı üretimini ciddi biçimde etkilediğini hatırlatan Yaşar, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından sigorta bilincinin artırılması gerektiğini söyledi.

TSB olarak sorumluluğun önemli bölümünü üzerlerine aldıklarını belirten Yaşar, sektörün vatandaşlara sigortayı daha iyi anlatması gerektiğini ifade etti.

KOBİ’lerde sigorta bilinci yetersiz

Sanayi tesislerinde sigortalılık oranlarının yüzde 80-90 seviyelerine ulaştığını belirten Yaşar, küçük işletmeler ve esnafta bu oranın oldukça düşük kaldığını söyledi.

Bir fabrikanın zarar görmesinin yalnızca işletme sahibini değil tedarik zincirini, istihdamı ve vergi gelirlerini de etkilediğini belirten Yaşar, sigortanın ekonomik süreklilik açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan “basiretli tacir” ilkesini hatırlatan Yaşar, sigorta yaptırmanın bu ilkenin en önemli gerekliliklerinden biri olduğunu ifade etti.

Trafik sigortasında yeni dönem

Programda son dönemde yürürlüğe giren trafik sigortası düzenlemelerine de değinen Ahmet Yaşar, değer kaybı tazminatlarının artık hasarla birlikte otomatik ödenmeye başladığını söyledi.

Yetkisiz hasar danışmanlığı faaliyetlerine karşı SEDDK ve KVKK tarafından önemli adımlar atıldığını belirten Yaşar, yasa dışı kişisel veri kullanımıyla vatandaşları yönlendiren yapıların faaliyetlerinin büyük ölçüde kontrol altına alındığını ifade etti.

Yakın zamanda devreye alınacak Ortak Hasar İhbar Merkezi’nin ise hasar süreçlerini daha şeffaf ve hızlı hale getireceğini söyledi.

Kentsel dönüşümün sigortası: Bina Tamamlama Sigortası

Programın son bölümünde bina tamamlama sigortasının önemine dikkat çeken Yaşar, kentsel dönüşümün başarıya ulaşmasının en önemli şartlarından birinin bu ürün olduğunu söyledi.

Bina tamamlama sigortasının yalnızca konut alıcısını değil, müteahhit seçiminden proje fizibilitesine kadar tüm süreci güvence altına aldığını belirten Yaşar, sigorta şirketlerinin projeleri detaylı şekilde inceleyerek güvenilir projeleri akredite ettiğini ifade etti.

Müteahhidin projeyi tamamlayamaması halinde sigorta şirketinin inşaatı tamamlama veya hak sahiplerinin zararını karşılama yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatan Yaşar, vatandaşlara konut alırken veya kentsel dönüşüme girerken bina tamamlama sigortasını mutlaka sorgulamaları çağrısında bulundu.

Bu makaleyi paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sigorta gündemine dair haberler

Sigortaoku.com, sigorta sektöründeki en güncel haberler, trendler ve bilgilendirici içeriklerle okuyucularını aydınlatan öncü bir kaynaktır.

Trafik, kasko, DASK, ZAS, BES, OKS ve katılım gibi ve branşlarda yaşanan gelişmeleri, flaş haberleri anlık takip edin.

Web sitemiz çerezleri bilgisayarınıza kaydeder. Sizi hatırlamamıza ve sitemizdeki deneyiminizi kişiselleştirmemize yardımcı olurlar.

Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Copyright ©2023 Sigortaoku.com | Net 360 SEO

sigorta oku logosigorta oku logo wh