Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler, savaş, siyasi şiddet ve terörizm (PV&T) reasürans piyasasında dengeleri değiştirdi. Howden’ın 1 Temmuz (1.7) yenileme dönemine ilişkin yayımladığı piyasa analizine göre, uluslararası reasürans şirketleri hem kapasite kullanımında hem de risk kabul süreçlerinde daha seçici davranmaya başladı. Rapora göre piyasada fiyatlar yükselirken, sunulan limitler azalıyor ve özellikle yüksek riskli bölgelerde teminat bulmak her geçen gün zorlaşıyor.
Analizde, Orta Doğu ve Ukrayna’da devam eden çatışmaların yalnızca bölgesel değil küresel reasürans piyasasını etkilediği vurgulandı. Buna göre birçok uluslararası reasürans şirketi, yeni risk taleplerini geçici olarak askıya alırken, yeniden değerlendirmeye başlayan şirketler ise yalnızca belirli nitelikteki dosyaları incelemeyi tercih ediyor. Bazı reasürörlerin günlük 50’nin üzerinde başvuru aldığı belirtilirken, artan iş yükünün de risk seçiminde daha katı bir yaklaşımı beraberinde getirdiği ifade edildi.
Kritik altyapılar daha yakından inceleniyor
Rapora göre havaalanları, limanlar, petrol rafinerileri, enerji tesisleri ve su arıtma altyapıları gibi kritik tesisler artık çok daha ayrıntılı değerlendirmeye tabi tutuluyor. Olası hedeflerin hızla değişebilmesi nedeniyle reasürans şirketleri, daha düşük limitli ve tek lokasyonlu riskleri büyük ve çok lokasyonlu programlara kıyasla daha kolay kabul ediyor.

“Piyasa artık gerçek zamanlı karar veriyor”
Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO’su Atınç Yılmaz, savaş teminatını da kapsayan siyasi şiddet ve terörizm reasürans piyasasının yeni bir döneme girdiğini belirterek şunları söyledi:
“Ukrayna ve Orta Doğu’daki büyük ölçekli çatışmalar önemini koruyor. Ancak artık dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen daha küçük ölçekli olayların birikimli etkisine de aynı ölçüde odaklanmamız gerekiyor. Bugün birçok uluslararası reasürans şirketi, büyük hasar oluşturan bir olayın etkilerini gerçek zamanlı olarak değerlendirerek karar alıyor. Sınırlı kapasite, sıkılaşan risk kabul kriterleri ve sigortalama kararları kimi zaman 24 saat içinde değişebilen hedef listelerine göre şekilleniyor.”
Yılmaz, özellikle yüksek riskli bölgelerde faaliyet gösteren şirketlerin uygun teminat bulabilmesi için güvenilir risk verileri sunmasının ve güçlü risk yönetimi uygulamalarını ortaya koymasının her zamankinden daha kritik hale geldiğini vurguladı.
Sigortalı kayıpların 3 milyar doları aşması bekleniyor
Howden analizine göre son dönemde yaşanan saldırılar nedeniyle sigortalı kayıpların 3 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Ekonomik kayıpların ise bunun oldukça üzerinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Rapor, birçok işletmenin siyasi şiddet ve terörizm teminatını ya hiç satın almadığı ya da yetersiz limitlerle güvence altına aldığına dikkat çekerek küresel ölçekte önemli bir koruma açığı bulunduğunu ortaya koyuyor.
Reasürans şirketleri yalnızca doğrudan fiziksel hasarları değil, enerji, ulaştırma ve lojistik sektörlerinde oluşabilecek uzun süreli iş kesintileri ile tedarik zincirindeki aksaklıkların ekonomik etkilerini de yakından izliyor.
Fiyat baskısı sürüyor
1 Temmuz yenileme döneminde piyasada fiyat artış eğiliminin devam ettiği belirtilirken, reasürans korumasının devreye girdiği bağlantı noktalarının (attachment point) yükseldiği ve sağlanan limitlerin daraldığı ifade edildi. Özellikle yüksek riskli bölgelerde faaliyet gösteren şirketlerin bağımsız siyasi şiddet teminatına erişiminin daha zor hale geldiği kaydedildi.
Buna karşın piyasaya yeni Managing General Agent (MGA) yapıları ve yeni sendikalar aracılığıyla ilave kapasite girişleri de yaşanıyor. Ancak bu kapasitenin daha çok güçlü risk yönetimi uygulamalarına sahip, verileri şeffaf ve iyi korunan risklere yönlendirildiği belirtiliyor.
Küresel risk haritası değişiyor
Rapor, savaşların yanı sıra dünyanın farklı bölgelerinde artan siyasi şiddet olaylarının da reasürans piyasasını etkilediğine dikkat çekiyor. Amerika, Avrupa ve Afrika’da son yıllarda yaşanan sivil huzursuzluklar, aktif saldırgan olayları ve isyanların tek tek büyük hasarlar oluşturmasa da, birikimli etkileri nedeniyle PV&T branşının teknik sonuçlarını giderek daha fazla etkilediği ifade ediliyor.
Howden’a göre küresel PV&T prim üretimi yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesinde bulunurken, beklenen sigortalı kayıpların bu tutarın neredeyse iki katına ulaşma ihtimali, savaş ve siyasi şiddet risklerinin reasürans piyasası üzerindeki baskısının önümüzdeki dönemde de süreceğine işaret ediyor.
