Türkiye Sigorta Birliği (TSB), sigorta ve emeklilik sektörünün geleceğine yönelik kapsamlı yol haritasını içeren “Türkiye Sigorta ve Emeklilik Sektörü Durum Belgesi”ni yayımladı. Belgede, sektörün sadece finansal güvence sağlayan bir yapı olmadığı, aynı zamanda ekonomik dayanıklılığı artıran stratejik bir unsur haline geldiği vurgulandı.
TSB’nin yayımladığı belgede; trafik sigortasından özel sağlık sigortalarına, tamamlayıcı emeklilik sisteminden yatırım fonlu hayat sigortalarına, dijitalleşmeden yeşil dönüşüme kadar sektörün önümüzdeki dönemde izleyeceği dönüşüm alanları ayrıntılı şekilde ele alındı. Birlik, 2030 yılına kadar toplam prim üretimini 50 milyar dolar seviyesine çıkarmayı, sigorta penetrasyon oranını ise yüzde 4,7’ye yükseltmeyi hedefliyor.
Belgede, sigortacılığın artık yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir sistem olmaktan çıktığı, riskleri öngören, yöneten ve ekonomik sistem içinde paylaşan stratejik bir yapı haline geldiği ifade edildi. Küresel belirsizlikler, iklim değişikliği, dijital riskler ve afetlerin sigorta sektörünün rolünü daha da kritik hale getirdiğine dikkat çekildi.
“Sigorta ekonominin ana sütunlarından biri haline geldi”
TSB’nin değerlendirmesinde, sektörün ulaştığı aktif büyüklük, fon hacmi ve prim üretimiyle finansal sistemin ana bileşenlerinden biri olduğu vurgulandı. Özellikle afetlerin kamu maliyesine oluşturduğu yükün paylaşılması, bireysel emeklilik sistemi üzerinden uzun vadeli fon oluşturulması ve yatırım ortamının güçlendirilmesi açısından sigorta sektörünün stratejik önem taşıdığı belirtildi.
Birlik, sigorta sektörünün büyümesinin sadece sektörel bir gelişim anlamına gelmediğini; aynı zamanda daha güçlü tasarruf yapısı, daha derin finansal piyasa ve daha dayanıklı ekonomi anlamına geldiğini ifade etti.
Trafik sigortasında köklü değişim mesajı
Durum Belgesi’nin en dikkat çeken bölümlerinden biri trafik sigortalarına ilişkin reform önerileri oldu. TSB verilerine göre 2025 yılında Türkiye’de yaklaşık 1,6 milyon trafik kazası meydana geldi. Kazalarda 2 bin 541 kişi hayatını kaybederken, 407 binden fazla kişi yaralandı.
Birlik, mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığını belirterek trafik sigortasında teknik zararın 59,2 milyar TL’ye ulaştığını, yatırım gelirleri hariç tutulduğunda bu rakamın 100,7 milyar TL seviyesine yükseldiğini açıkladı.
TSB, trafik sigortasında “kişi temelli poliçe sistemi”ne geçilmesini önerdi. Bu sistemle güvenli sürüş geçmişine sahip sürücüler daha düşük prim ödeyecek, sık kaza yapan sürücüler ise daha yüksek primlerle karşılaşacak. Böylece daha adil fiyatlama hedefleniyor.
Serbest tarife ve kamu yüklerinin azaltılması gündemde
Birlik ayrıca mevcut tavan fiyat uygulamasının piyasayı bozduğunu savunarak kontrollü şekilde serbest tarifeye geçilmesi gerektiğini ifade etti. Buna göre, fiyat koridoru modeliyle kademeli serbestleşme planlanıyor.
Trafik sigortası primleri üzerindeki vergi ve kesintilerin de azaltılması önerildi. Belgede, primler üzerinden alınan BSMV, Trafik Hizmetleri Geliştirme Fonu, Güvence Hesabı katkı payı ve SGK kesintileri nedeniyle toplam yükün yüzde 23’e ulaştığı belirtildi. Komisyonlarla birlikte bu oranın yüzde 33 seviyesine çıktığı ifade edildi.
TSB, özellikle SGK kesintisinin yüzde 10’dan yüzde 7,5’e düşürülmesini ve bazı fon kesintilerinin kaldırılmasını önerdi.
Sağlık sigortalarında devlet katkısı önerisi
Belgede özel sağlık sigortalarının yaygınlaştırılması için devlet destekli yeni bir model de önerildi. TSB, özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortası primlerinin yüzde 25’i kadar devlet katkısı verilmesini gündeme taşıdı.
Birliğe göre sağlık sistemindeki mali yükün sürdürülebilir hale gelmesi için özel sağlık sigortalarının daha geniş kitlelere ulaşması gerekiyor. Bu kapsamda devlet katkısının doğrudan primden düşülmesi ve kalan kısmın kamu bütçesinden sigorta şirketlerine aktarılması öneriliyor.
e-Nabız ve MEDULA entegrasyonu önerisi
TSB’nin dikkat çektiği bir diğer konu ise veri paylaşımı oldu. Sigorta şirketlerinin risk analizi yapabilmesi ve suistimalleri azaltabilmesi için SGK’nın MEDULA sistemi ile Sağlık Bakanlığı’nın e-Nabız altyapısının sigorta sektörüyle entegre çalışması gerektiği belirtildi.
Birlik, vatandaş onayıyla sağlık verilerinin paylaşılmasının doğru fiyatlama yapılmasına katkı sağlayacağını ve prim maliyetlerini düşüreceğini savundu.
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi geliyor
TSB’nin yol haritasında en önemli başlıklardan biri de Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) oldu. Belgede, Türkiye’de emeklilik fonlarının milli gelir içindeki payının yalnızca yüzde 3 seviyesinde bulunduğu, OECD ülkelerinde ise bu oranın yüzde 92’ye ulaştığı belirtildi.
Birlik, mevcut BES ve otomatik katılım sisteminin işveren katkısıyla güçlendirilerek ikinci basamak emeklilik sistemine dönüştürülmesini destekliyor. TES ile çalışanların emeklilik dönemindeki gelir kaybının azaltılması ve tasarruf oranlarının artırılması hedefleniyor.
TSB’ye göre sistemin başarısı için çalışan, işveren ve devlet katkısının birlikte yer aldığı bütüncül bir yapı kurulması gerekiyor.
Hayat sigortacılığında yeni model: Yatırım fonlu sigortalar
Belgede öne çıkan bir diğer başlık yatırım fonlu hayat sigortaları oldu. TSB, hayat sigortacılığında tasarruf odaklı ürünlerin artırılması gerektiğini belirterek yeni bir model önerdi.
Bu modele göre vatandaşların ödediği primler yatırım fonlarında değerlendirilecek. Sigortalılar fon dağılımlarını seçebilecek, aynı zamanda hayat sigortası teminatlarından yararlanmaya devam edecek.
TSB, bu modelin hem sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sağlayacağını hem de olası büyük afetlerde bireylerin finansal dayanıklılığını artıracağını ifade etti. Belgede yatırım fonlu sigortaların 10 yıl içinde yatırım fonu büyüklüğüne yüzde 15 katkı sağlayabileceği öngörüldü.
Dijitalleşme ve yapay zekâ dönemi
TSB, sigortacılıkta dijitalleşmenin artık kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Özellikle dağıtım kanallarında çok kanallı yapının güçlendirilmesi, dijital satış modellerinin yaygınlaştırılması ve yapay zekâ destekli müşteri hizmetlerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Belgede, genç nüfusun hızlı, şeffaf ve kişiselleştirilmiş hizmet beklentisinin sektörün dönüşümünü hızlandırdığı kaydedildi. Ayrıca gömülü sigortacılık, parametrik sigortalar ve mikro sigorta uygulamalarının gelecekte önemli büyüme alanları olacağı belirtildi.
Parametrik ve mikro sigortalar gündemde
TSB, iklim değişikliği ve doğal afetlerin etkisiyle parametrik sigorta ürünlerinin önem kazandığını açıkladı. Bu modelde deprem şiddeti, yağış miktarı veya sıcaklık gibi veriler belirli seviyeleri aşınca otomatik ödeme yapılması öngörülüyor.
Birlik ayrıca düşük gelir grupları, küçük çiftçiler ve küçük işletmeler için mikro sigorta modellerinin geliştirilmesini önerdi. Vergi avantajları ve kamu katkılarıyla bu ürünlerin yaygınlaştırılması planlanıyor.
COP31 ve yeşil dönüşüm vurgusu
TSB, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının sigorta sektörü açısından önemli fırsatlar yaratacağını belirtti. Belgede, iklim riskleri, afet dayanıklılığı ve sürdürülebilir finansman alanlarında Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünün artırılmasının hedeflendiği ifade edildi.
Katılım sigortacılığında hedef yüzde 15 pay
Katılım sigortacılığı da TSB’nin büyüme alanları arasında yer aldı. Belgede, katılım sigortacılığının sektör içindeki payının yüzde 5,7 seviyesine ulaştığı belirtilirken, önümüzdeki dönemde bu oranın yüzde 15’e çıkarılmasının hedeflendiği kaydedildi.
Birlik, katılım sigortacılığının özellikle sigorta sisteminin dışında kalan kesimlerin finansal güvenceye erişimini artıracağını ifade etti.
Sigortacılıkta eğitim ve insan kaynağı dönüşümü
TSB, sektörün büyüme hedeflerine ulaşabilmesi için nitelikli insan kaynağının kritik önemde olduğunu da vurguladı. Üniversite-sektör iş birliklerinin artırılması, veri analitiği, aktüerya, risk modelleme ve dijital sigortacılık gibi alanlarda uzman insan kaynağının yetiştirilmesi gerektiği belirtildi.
Mesleki eğitim ve sertifikasyon sistemlerinin güçlendirilmesiyle sektör genelinde hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor.
