Sigorta Aracıları Zirvesi’nde konuşan AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, sigorta sektörünün son yıllardaki büyümesini, değişen rekabet koşullarını ve 2030’a uzanan dönüşüm yolculuğunu değerlendirdi. Ölken, 2026 yılını sektör açısından bir “hazırlık yılı” olarak tanımlarken, geleceğin rekabetinin fiyat üzerinden değil; müşteri, risk ve dağıtım kanallarını daha iyi anlamak üzerinden şekilleneceğini söyledi.
Konuşmasının başında Sigorta Aracıları Zirvesi’nin önemine dikkat çeken Ölken, organizasyonun kalıcı hale gelmesi gerektiğini belirtti.
Sektörün tüm paydaşlarının bu tür organizasyonlara sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Ölken, sigorta şirketleri, aracılar ve diğer paydaşların ortak bir vizyon etrafında buluşmasının sektörün geleceği açısından kritik olduğunu ifade etti.
Ölken, zirvede gerçekleştirilen tartışmaların geçmişe değil geleceğe odaklanmasının da umut verici olduğunu söyledi.
“2026 Bir Hazırlık Yılı Olmalı”
Yılın ilk yarısının geride kaldığını hatırlatan Ölken, sektörün önümüzdeki yıllara hazırlanması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“2030’a giden yolda sağlam bir zemin oluşturmak istiyorsak önce hazırlık yapmamız gerekiyor. Önümüzde belirsizliklerin yoğun olduğu bir dönem var. Bu nedenle sektör olarak bugünkü durumumuzu dürüstçe değerlendirmeli ve geleceğe buna göre hazırlanmalıyız.”
Son yıllarda prim üretimi, bilançolar ve komisyon gelirlerinde önemli büyümeler yaşandığını belirten Ölken, artık bu büyümenin yarattığı kaynakların yatırım için kullanılmasının zamanı geldiğini söyledi.
“Büyümenin Rehavetine Kapıldık”
Ölken, özellikle yüksek enflasyon döneminde finansal gelirlerin yarattığı rahatlık hissine dikkat çekerek sektörün zaman zaman rehavete kapıldığını ifade etti.
Finansal gelirlerin kalıcı olmadığını vurgulayan Ölken, sigortacılığın temelinde teknik kârlılık, doğru fiyatlama ve sürdürülebilir büyümenin bulunduğunu söyledi.
“Prim üretmeden ve komisyon gelirlerini artırmadan finansal gelir elde etmek mümkün değildir. Bu nedenle yeniden işimizin özüne dönmemiz gerekiyor.”
“2026 Fabrika Ayarlarına Dönüş Dönemi”
Sigortacılığın temel prensiplerinin unutulmaması gerektiğini belirten Ölken, 2026’yı “fabrika ayarlarına dönüş yılı” olarak tanımladı.
Bu fabrika ayarlarının; müşteriyi anlamak, riski doğru değerlendirmek, dağıtım kanallarını güçlendirmek, sadeleşmek, sürdürülebilir fiyatlama yapmak, öğrenerek ve gelişerek büyümek olduğunu ifade eden Ölken, sektörün geçmişte bunu başardığını ve yeniden başarabileceğini söyledi.
“Müşteri Başına Poliçe Sayısını Konuşmalıyız”
Sigorta sektörünün büyümesini değerlendirirken yalnızca prim üretimi ve milli gelir içindeki payın konuşulmasının yeterli olmadığını belirten Ölken, müşteri başına düşen poliçe sayısının artırılmasının sektörün temel gündemlerinden biri olması gerektiğini söyledi.
“Sigortalanma oranlarını nasıl artıracağız? Müşterilerin hayatında daha fazla nasıl yer alacağız? Öncelikle bu soruların yanıtlarını bulmamız gerekiyor.”
“19 Bin Acente Sektörün En Büyük Gücü”
Türkiye’de yaklaşık 19 bin acentenin faaliyet gösterdiğini hatırlatan Ölken, bu yapının sektörün en önemli avantajlarından biri olduğunu söyledi.
Acentelerin farklı iş modelleriyle faaliyet gösterdiğini belirten Ölken, şirketlerin tüm bu farklı yapılara uygun stratejiler geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
“Çözüm sahada olmakla, bölgeyi dinlemekle ve ihtiyaçları anlamakla başlar.”
Yapay Zekâ Sigortacılıkta Yeni Dönemin Anahtarı
Konuşmasında yapay zekâya da geniş yer veren Ölken, sigortacılık açısından bu teknolojinin önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.
Müşteri verileri ve geçmiş davranışların daha doğru analiz edilmesiyle geleceğe yönelik tahminlerin güçleneceğini belirten Ölken, yapay zekânın doğru kullanılması halinde sektörün verimliliğini ve müşteri deneyimini önemli ölçüde geliştirebileceğini ifade etti.
“Geleceğin Rekabeti Fiyat Rekabeti Olmayacak”
Ölken’e göre sektörün önündeki en kritik konulardan biri de rekabet anlayışının değişmesi.
Ekonomik ve jeopolitik gelişmelerin yeni bir dönemi beraberinde getirdiğini belirten Ölken, geleceğin rekabetinin; müşteriyi daha iyi anlamak, acenteleri daha iyi anlamak, riskleri daha doğru analiz etmek, sürdürülebilir iş modelleri oluşturmak üzerinden şekilleneceğini söyledi.
“Fiyat odaklı rekabet üzerine kurulu bir gelecek bizi başarıya götürmez. Geleceğin kazananları müşteriyi ve riski en iyi anlayanlar olacak.”
“Empati Güvencesi Yeni Rekabet Unsuru Olacak”
Son dönemde sıkça vurguladıkları “Empati Güvencesi” yaklaşımına da değinen Ölken, sigortacılığın yalnızca güven vermekten ibaret olmadığını belirtti.
Sektörün müşterileri, çalışanları ve dağıtım kanallarını daha fazla dinlemesi gerektiğini ifade eden Ölken, gelecekte empatinin rekabet avantajı yaratacak en önemli unsurlardan biri olacağını söyledi.
“Müşterinin hayallerini ve beklentilerini anlamadan geleceğin sigortacılığını inşa edemeyiz.”
2030 Yolunda İklim, Demografi ve Jeopolitik Riskler
2030 perspektifinin yalnızca sigortacılık dinamiklerinden ibaret olmadığını belirten Ölken, sektörün; iklim değişikliğini, demografik dönüşümü, jeopolitik gelişmeleri, müşteri beklentilerindeki değişimi yakından takip etmek zorunda olduğunu vurguladı.
Bu alanlarda doğru hazırlık yapılması halinde 2030’un sektör için büyük fırsatlar barındırdığını ifade eden Ölken, aksi durumda 2027-2029 döneminin oldukça zorlu geçebileceği uyarısında bulundu.
“Türkiye’nin Büyüme Hikâyesi Devam Ediyor”
Türkiye sigorta sektörünün hâlâ çok güçlü bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu belirten Ölken, uluslararası deneyimlerinden örnekler vererek Türkiye’deki sigortacılık uygulamalarının birçok ülkede ilgiyle takip edildiğini söyledi.
Türk sigorta sektörünün sahip olduğu insan kaynağı, acente ağı ve yenilikçilik kapasitesiyle önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Ölken, sektörün önündeki fırsatları doğru değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasını “2026 benim açımdan fabrika ayarlarına dönme yılıdır” sözleriyle tamamlayan Ölken, sigorta sektörünün sahip olduğu bilgi birikimi ve dönüşüm kapasitesiyle önündeki süreci başarıyla yöneteceğine inandığını söyledi.
