Türkiye çoklu koridor avantajıyla öne çıkabilir

Dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, küresel enerji ticaretinin yanı sıra lojistik ve sigorta sektörünü de yakından ilgilendiriyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, İran’ın ABD ve İsrail saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’nı kapattığını duyurmasının küresel ticarette önemli kırılmalar yaratabileceğini belirterek, Türkiye’nin bu süreçte sahip olduğu çoklu ulaşım avantajıyla riskleri fırsata çevirebileceğini söyledi.

Çiftçi, “Bu kriz ortamı Türkiye’nin deniz, kara ve demiryolunu bir arada kullanabilen çoklu koridor avantajını güçlendirmesi için önemli bir fırsat sunuyor. Lojistikte dayanıklılık odaklı yeni servis modelleri, artırılmış görünürlük, garanti edilen teslim süreleri ve esnek depolama çözümlerine yönelik talep artıyor” dedi.

Küresel enerji ticaretinin yüzde 20’si Hürmüz’den geçiyor

Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin en kritik dar boğazlarından biri olarak kabul ediliyor. Günlük petrol ve petrol ürünü akışının 20 milyon varilin üzerinde olduğu bu geçit, küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sini kapsıyor.

Murat Çiftçi’ye göre, boğazın kapanması Türkiye açısından enerji fiyatları, tedarik süreleri ve sigorta maliyetleri üzerinden tüm lojistik ekosistemini etkileyen bir risk seti oluşturuyor. Çiftçi, bu durumun kalıcı bir dönüşüme işaret edebileceğini belirterek, “Bu kırılma Hürmüz’ün önemini kaybetmesi anlamına gelmeyebilir ancak şirketlerin tek koridora bağımlılığı azaltma eğilimi güçlenecek” dedi.

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi

Rotalar yeniden şekillenebilir

ABD–İran geriliminin tırmanması halinde küresel ticaret rotalarında yeniden yapılanma görülebileceğini belirten Çiftçi, şirketlerin artık tek bir hatta bağlı kalmak yerine farklı ulaşım modlarını birlikte kullanan stratejilere yöneleceğini ifade etti.

Bazı denizyolu hatlarında gemilerin Süveyş yerine Ümit Burnu’na yönelmesi gibi rota değişikliklerinin transit sürelerini uzatabileceğini belirten Çiftçi, bunun da üretim ve tedarik planlarının yeniden kurgulanmasına yol açacağını söyledi.

Sözleşmelerde de önemli değişiklikler olabileceğini ifade eden Çiftçi, özellikle Incoterms kapsamında gecikme riskleri, ek navlun ve sigorta maliyetlerinin hangi tarafa ait olacağı konusunun daha kritik hale geleceğini dile getirdi.

Türkiye için lojistik üs fırsatı

Krizin kısa vadede riskleri artırsa da Türkiye açısından önemli fırsatlar da doğurabileceğine dikkat çeken Çiftçi, Türkiye’nin Karadeniz, Akdeniz ve güçlü kara bağlantıları sayesinde çoklu erişim avantajına sahip olduğunu vurguladı.

Çiftçi, “Lojistik üs olmak yalnızca coğrafi konumla değil; dayanıklılık, alternatif üretme kapasitesi ve hizmet kalitesiyle mümkün. Bu tür kriz dönemleri Türkiye’nin bu avantajlarını daha görünür hale getiriyor” diye konuştu.

Alternatif rotalar her ürün için aynı çözümü sunmuyor

Hürmüz’ün kapanması durumunda Türkiye’ye gelen petrol, petrokimya ve enerji ürünlerinde tedarik sürelerinin uzamasının kaçınılmaz olacağını ifade eden Çiftçi, savaş riski sigortalarındaki kapsam daralması ve güvenlik koşullarının ağırlaşmasının sefer kararlarını doğrudan etkilediğini söyledi.

Çiftçi’ye göre alternatif rotalar arasında Kızıldeniz–Süveyş hattı güvenlik koşullarının normalleşmesi halinde hâlâ en verimli koridorlardan biri. Ümit Burnu rotası ise daha uzun transit süreleri ve yüksek yakıt maliyetleri anlamına geliyor. Doğu Akdeniz odaklı planlamalar konteyner ve aktarma taşımacılığında Türkiye için avantaj yaratabilirken, Kuzey Koridoru bazı ürünlerde demiryolu alternatifi sunuyor.

“Ancak her alternatif her yük için uygun değil. Bu nedenle şirketlerin ürün bazında rota tasarlaması gerekiyor” dedi.

Navlun ve sigorta maliyetlerinde artış bekleniyor

Jeopolitik krizlerin navlun fiyatları ve sigorta primleri üzerinde hızlı ve çift yönlü etkiler yarattığını belirten Çiftçi, savaş riski ek ücretleri ve “conflict surcharge” gibi kalemlerin devreye girdiğini söyledi.

Bazı bölgelerde savaş riski teminatlarının daraltılması ya da iptal edilmesinin hem fiyatları hem de sigorta bulunabilirliğini etkilediğini vurgulayan Çiftçi, özellikle enerji ve petrokimya, otomotiv yan sanayi ve hızlı tüketim ürünleri sektörlerinin bu baskıyı daha yoğun hissedeceğini ifade etti.

Daha pahalı ama daha güvenli çözümler öne çıkacak

Petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın lojistik maliyetlerine güçlü şekilde yansıdığını belirten Çiftçi, yakıt ve bunker maliyetlerindeki artışın taşımacılık fiyatlarını yukarı çektiğini söyledi.

Bu ortamda lojistik şirketlerinin kârlılık projeksiyonlarının iki yönlü etkilendiğini ifade eden Çiftçi, maliyet artışlarının marjları daraltırken bazı müşterilerin daha pahalı ancak daha güvenli ve öngörülebilir çözümlere yöneldiğini belirtti.

Çiftçi, güçlü risk yönetimi ve doğru fiyatlama stratejileri geliştiren şirketlerin bu süreçte rekabette öne çıkabileceğini dile getirdi.

Altyapı yatırımlarının yönü değişebilir

Hürmüz krizinin enerji, kimya, otomotiv ve gıda sektörlerini farklı derecelerde etkilediğini belirten Çiftçi, özellikle “just-in-time” üretim modeline sahip otomotiv sektörünün gecikmelere en düşük toleransa sahip alanlardan biri olduğunu söyledi.

Bu süreçte lojistik altyapı yatırımlarının da yeniden şekillenebileceğine dikkat çeken Çiftçi, çok modlu taşımacılık çözümleri, demiryolu bağlantıları, lojistik merkezler, liman kapasitesi ve dijital izleme sistemlerinin yatırım önceliği haline gelebileceğini ifade etti.

Risk yönetimi ve sigorta stratejileri önem kazanıyor

Çiftçi, önümüzdeki dönemde devlet ve özel sektörün dayanıklılığı artıracak adımlar atması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:

“Devlet tarafında kritik ürünlerde tedarik çeşitlendirmesini destekleyen politikalar ve lojistik koridorlarında altyapı yatırımları önem kazanıyor. Özel sektör tarafında ise tedarik ve rota portföyünün çeşitlendirilmesi, stok ve finansman senaryolarının güçlendirilmesi ve sigorta programlarının risk arttığında hızlı şekilde güncellenmesi gerekiyor.”

Önümüzdeki 6–12 ayda enerji fiyatlarındaki oynaklığın navlun maliyetlerine yansıması, savaş riski teminatlarında sıkılaşma ve rota sapmalarının tedarik zincirlerini zorlamasının en önemli riskler arasında yer alacağına dikkat çeken Çiftçi, Türkiye’nin çoklu ulaşım koridorları sayesinde bu süreçte stratejik avantaj elde edebileceğini sözlerine ekledi.

Bu makaleyi paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sigorta gündemine dair haberler

Sigortaoku.com, sigorta sektöründeki en güncel haberler, trendler ve bilgilendirici içeriklerle okuyucularını aydınlatan öncü bir kaynaktır.

Trafik, kasko, DASK, ZAS, BES, OKS ve katılım gibi ve branşlarda yaşanan gelişmeleri, flaş haberleri anlık takip edin.

Web sitemiz çerezleri bilgisayarınıza kaydeder. Sizi hatırlamamıza ve sitemizdeki deneyiminizi kişiselleştirmemize yardımcı olurlar.

Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Copyright ©2023 Sigortaoku.com | Net 360 SEO

sigorta oku logosigorta oku logo wh