Türkiye’de bireylerin yaptırdığı özel sağlık, hayat ve ferdi kaza sigortalarında ödenen primler, belirli şartlar dahilinde gelir vergisi matrahından indirilebiliyor. Uygulama, bireysel güvencenin artırılması ve sigorta kullanımının yaygınlaştırılmasını amaçlıyor.
Mevzuata göre özel sağlık ve ferdi kaza sigortalarında ödenen primlerin tamamı indirime konu olabilirken, hayat sigortalarında kapsam poliçeye göre değişiyor. Risk teminatı içeren poliçelerde primlerin tamamı düşülebilirken, birikimli hayat sigortalarında bu oran yüzde 50 ile sınırlı kalıyor.
Ücretli çalışanlarda indirilecek prim tutarı, aylık brüt gelirin yüzde 15’ini ve yıllık bazda asgari ücret tutarını aşamıyor. Beyanname veren mükelleflerde de benzer şekilde, toplam prim tutarı yıllık gelirin yüzde 15’i ve yıllık brüt asgari ücretle sınırlandırılıyor; iki sınırdan düşük olan esas alınıyor.
Örnek hesaplamaya göre, aylık brüt geliri 60 bin lira olan ve yüzde 30 vergi diliminde bulunan bir kişinin, risk teminatlı hayat sigortası için ödediği 5 bin liralık prim, yasal sınır olan 9 bin liranın altında kaldığı için tamamıyla indirime konu olabiliyor. Bu durumda kişi 1500 lira daha az vergi öderken, poliçenin net maliyeti 3 bin 500 liraya geriliyor.
Aynı kişinin aynı tutarı birikimli hayat sigortasına ayırması halinde ise indirime esas tutar primin yüzde 50’si, yani 2 bin 500 lira oluyor. Bu durumda vergi avantajı 750 lira seviyesinde gerçekleşirken, poliçenin net maliyeti 4 bin 250 liraya düşüyor.
Vergi avantajı; sigortalının kendisi, eşi ve 18 yaş altındaki çocukları adına yaptırılan poliçelerde geçerli oluyor. Ücretlilerin yanı sıra serbest meslek erbabı ve ticari kazanç sahipleri de bu imkândan yararlanabiliyor. Poliçenin Türkiye’de faaliyet gösteren bir şirketten alınması, primlerin ilgili yıl içinde ödenmesi ve belgelerin ibraz edilebilir olması gerekiyor. Bu avantaj yalnızca özel sigortaları kapsarken, Bireysel Emeklilik Sistemi katkı payları devlet katkısı mekanizmasıyla destekleniyor.
Hayat sigortası 15 milyonu aşkın kişiye ulaşıyor
Sektör verilerine göre Türkiye’de hayat sigortacılığı yaklaşık 15,4 milyon sigortalıya ulaşıyor. Toplam teminat büyüklüğü vefat, maluliyet ve işsizlik risklerini kapsayacak şekilde trilyonlarca lirayı bulurken, sigortalıların önemli bir bölümünü kredi bağlantılı poliçeler oluşturuyor. Bu ürünler, özellikle orta ve alt gelir gruplarında finansal korumanın yaygınlaşmasında önemli rol oynuyor.

“İhtiyaca uygun poliçe seçimi önemli”
Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Şenol Şentürk, hayat sigortalarının bireyleri vefat, kalıcı maluliyet ve ağır hastalıklar gibi risklere karşı güvence altına aldığını belirtti. Şentürk, riskin gerçekleşmesi halinde hak sahiplerine ödeme yapılarak gelir kaybının etkisinin azaltıldığını ifade etti.
Hayat sigortalarının risk teminatlı, birikimli ve yıllık gelir ürünleri olarak farklı türlerde sunulduğunu aktaran Şentürk, poliçe seçiminde ihtiyaçların doğru belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Farklı şirketlerden teklif alınması, sağlık beyanlarının eksiksiz yapılması ve poliçe şartlarının dikkatle incelenmesinin önemine işaret etti.
Kredi bağlantılı hayat sigortalarına da değinen Şentürk, özellikle konut kredilerinde bu ürünlerin kritik bir güvence sağladığını belirterek, vefat durumunda kredi borcunun sigorta tarafından karşılanmasının ailelerin ekonomik yükünü hafiflettiğini kaydetti.
