Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Azerbaycan Uluslararası Sigorta Forumu’nda yaptığı konuşmada, sigortacılığın artık yalnızca riskleri teminat altına alan bir sektör olmadığını belirterek, Türk Dünyası ülkelerine ortak hareket etme çağrısında bulundu. Yaşar, “Koruma açığını kapatan, tasarrufları büyüten ve dayanıklılığı artıran güçlü bir sigorta sektörü; güçlü Türkiye’nin ve güçlü Türk Dünyası’nın vazgeçilmez unsurudur. Gelin, geleceği birlikte sigortalayalım” dedi.
Azerbaycan Sigortacılar Birliği’nin ev sahipliğinde Bakü’de düzenlenen Azerbaycan Uluslararası Sigorta Forumu (AIIF 2026), 25 ülkeden sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Forumda konuşan TSB Başkanı Ahmet Yaşar, küresel risklerin arttığı bir dönemde sigorta sektörünün ekonomik ve sosyal kalkınmadaki rolünün her geçen gün daha da kritik hale geldiğini söyledi.
Sigorta artık stratejik bir güvenlik kalkanı
Dünya genelinde iklim değişikliği, doğal afetler, siber tehditler, yaşlanan nüfus ve yapay zekâ kaynaklı dönüşümlerin yeni risk alanları oluşturduğunu belirten Yaşar, risklerin artık daha karmaşık, daha büyük ve sınır tanımayan bir yapıya dönüştüğünü ifade etti.
Bu yeni dönemde sigortacılığın yalnızca hasar ödeyen bir sektör olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Yaşar, sigortanın ekonomileri güçlendiren, yatırımları destekleyen ve toplumların dayanıklılığını artıran stratejik bir mekanizma haline geldiğini söyledi.
“Sigorta artık yalnızca hasar ödeyen bir sektör değil; riskleri yöneten, ekonomileri güçlendiren ve toplumların dayanıklılığını artıran stratejik bir sektördür” diyen Yaşar, ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından güçlü sigorta sistemlerinin kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Türk Dünyası sigortacılığında iş birliği derinleşiyor
Konuşmasının önemli bölümünü Türk Dünyası ülkeleri arasındaki iş birliklerine ayıran Yaşar, ortak risklere karşı ortak çözümler geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.
İklim kaynaklı afetlerden siber risklere kadar birçok tehdidin artık ulusal sınırları aştığını belirten Yaşar, bu nedenle Türk Dünyası sigorta sektörleri arasında bilgi paylaşımının, teknik iş birliklerinin ve ortak projelerin artırılması gerektiğini söyledi.
Geçtiğimiz yıl ilk toplantısını Azerbaycan’da gerçekleştiren Türk Dünyası Sigorta Birliği’nin bu anlamda önemli bir platform oluşturduğunu belirten Yaşar, 2026 yılında düzenlenecek Genel Kurul’a Türkiye’nin ev sahipliği yapacağını açıkladı.
Yaşar, Genel Kurul’un sadece sektörel bir buluşma değil, Türk Dünyası sigorta sektörlerinin geleceğine yön verecek stratejik kararların alınacağı önemli bir platform olacağını ifade etti.
Türk Dünyası Sigorta Birliği’nin öncelikli gündem başlıkları arasında sigorta bilincinin artırılması, koruma açığının azaltılması, reasürans kapasitesinin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm, yapay zekâ uygulamaları ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesinin yer aldığını belirten Yaşar, bölgesel iş birliklerinin sektörün büyümesini hızlandıracağını kaydetti.
Türkiye sigorta sektöründe büyüme sürüyor
Türkiye sigorta sektörünün son yıllarda önemli bir büyüme performansı ortaya koyduğunu belirten Yaşar, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla sektörün aktif büyüklüğünün 4,2 trilyon TL’ye, öz sermayesinin ise 459 milyar TL’ye ulaştığını söyledi.
Yılın ilk beş ayında toplam prim üretiminin 622 milyar TL seviyesine yükseldiğini ifade eden Yaşar, yaklaşık 31 milyar dolarlık üretim hacmiyle Türkiye’nin dünyanın önemli sigorta pazarları arasında yer aldığını vurguladı.
Ancak sektörün temel hedefinin yalnızca büyüme rakamları olmadığını belirten Yaşar, “Asıl mesele daha fazla prim üretmek değil, daha fazla insanı ve işletmeyi güvence altına alabilmektir” dedi.
TSB’nin 2030 vizyonunu da paylaşan Yaşar, sektörün önüne 50 milyar dolar prim üretimi ve yüzde 5 sigorta penetrasyonu hedefi koyduğunu açıkladı.
“Sigortasızlık artık başlı başına bir risk”
Konuşmasında koruma açığı konusuna da değinen Yaşar, ekonomik kayıplarla sigortalı kayıplar arasındaki farkın azaltılmasının sektörün öncelikli hedeflerinden biri olduğunu söyledi.
“Sigortasızlık artık başlı başına bir risktir” diyen Yaşar, yüksek sigortalılık oranlarının yalnızca bireyleri değil, işletmeleri, finansal sistemi ve kamu maliyesini de koruduğunu ifade etti.
Afetlere karşı dayanıklı ekonomilerin güçlü sigorta sistemleriyle mümkün olacağını belirten Yaşar, koruma açığının azaltılmasının ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.
BES’te 18 milyon katılımcı, 3,5 trilyon TL’lik kaynak
Bireysel Emeklilik Sistemi’nin Türkiye ekonomisine sağladığı katkılara da değinen Yaşar, BES ve Otomatik Katılım Sistemi’nde toplam katılımcı sayısının 18 milyona ulaştığını söyledi.
Fon büyüklüğünün 2,4 trilyon TL’yi aştığını belirten Yaşar, sigorta şirketlerinin yönettiği diğer fonlarla birlikte sektörün toplam yönettiği kaynağın 3,5 trilyon TL seviyesine yükseldiğini kaydetti.
Bu büyüklüğün sigorta sektörünü Türkiye’nin en önemli kurumsal yatırımcılarından biri haline getirdiğini ifade eden Yaşar, sektörün uzun vadeli tasarrufların artırılması ve ekonomik büyümenin finansmanında önemli rol üstlendiğini söyledi.
“Yapay zekâ güvenin yerini alamaz”
Yapay zekânın sigortacılıkta risk analizi, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Yaşar, teknolojinin tek başına yeterli olmayacağı uyarısında bulundu.
“Güveni inşa eden unsur algoritmalar değil; güçlü kurumlar, sağlam düzenlemeler, etik ilkeler ve insan odaklı yaklaşımdır” diyen Yaşar, geleceğin başarılı şirketlerinin yapay zekâyı en hızlı kullananlar değil, onu güven ve sorumluluk anlayışıyla birleştirenler olacağını ifade etti.
“Gelin, geleceği birlikte sigortalayalım”
Konuşmasını Türk Dünyası’na yönelik güçlü bir birlik ve dayanışma çağrısıyla tamamlayan Ahmet Yaşar, sigortacılığın yalnızca bugünü değil, geleceği de koruyan bir sektör olduğunu söyledi.
“Güçlü sigorta sektörü güçlü ekonomi, güçlü ekonomi güçlü toplum demektir” ifadelerini kullanan Yaşar, koruma açığını azaltan, tasarrufları büyüten ve ekonomik dayanıklılığı artıran bir sigorta ekosisteminin hem Türkiye hem de Türk Dünyası için stratejik önem taşıdığını vurguladı.
Yaşar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Koruma açığını kapatan, tasarrufları büyüten ve dayanıklılığı artıran güçlü bir sigorta sektörü; güçlü Türkiye’nin ve güçlü Türk Dünyası’nın vazgeçilmez unsurudur. Gelin, geleceği birlikte sigortalayalım.”
