Türkiye’de bireysel emeklilik sistemi (BES), sadece tasarruf aracı olmaktan çıkarak yeni nesil birikim modeline dönüşüyor. Zurich Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli, Habertürk ekranlarında Rahim Ak tarafından hazırlanıp sunulan “Sigorta Sayfası” programında yaptığı değerlendirmelerde, BES’in artık nesiller arası bir tasarruf kültürü oluşturduğunu söyledi.
Programda küresel savaş ortamının ekonomiler üzerindeki etkileri, yatırımcı davranışları, BES fonlarındaki dönüşüm ve yapay zekâ destekli fon yönetimi ele alındı. Benli, özellikle son yıllarda sisteme giren genç katılımcılarla birlikte BES’in önemli bir dönüşüm yaşadığına dikkat çekti.
BES’te fon büyüklüğü 2,3 trilyon TL’yi geçti
Benli, 2026 yılına BES’in güçlü bir başlangıç yaptığını belirterek sistemdeki toplam fon büyüklüğünün 2,3 trilyon TL’yi aştığını, katılımcı sayısının ise 18 milyona ulaştığını söyledi.
Bu rakamın yaklaşık 10,2 milyonunun doğrudan BES katılımcısı olduğunu ifade eden Benli, en dikkat çekici gelişmenin ise 18 yaş altı katılımcı sayısındaki artış olduğunu vurguladı. Sistemde 2 milyona yaklaşan çocuk ve genç katılımcının bulunduğunu belirten Benli, bu grubun fon büyüklüğünün de 95 milyar TL’yi geçtiğini kaydetti.
“BES artık nesiller arası birikim modeli”
Atilla Benli’ye göre BES artık yalnızca bireysel yatırım sistemi değil, aynı zamanda aileler arasında aktarılan bir tasarruf kültürüne dönüşmüş durumda.
Benli, “BES nesiller arası birikim modeli haline geldi. Babadan oğula, anneden çocuğa tasarruf alışkanlığının aktarılması söz konusu” dedi.
Programda Rahim Ak’ın “Çeyrek altın alıp kenara at dönemi bitti, BES dönemi başladı diyebilir miyiz?” sorusunu yanıtlayan Benli, “Kesinlikle bitti” ifadesini kullandı. Özellikle çocuklar adına yapılan uzun vadeli birikimlerin Türkiye’ye özgü başarılı bir model oluşturduğunu belirten Benli, 2003 yılında mütevazı bir başlangıç yapan sistemin bugün çok büyük bir yapıya ulaştığını söyledi.
Savaş ortamı BES fonlarını da etkiledi
Programda küresel savaşların piyasalarda yarattığı belirsizlik ve bunun BES fonlarına etkisi de değerlendirildi.
Benli, özellikle 28 Şubat sonrasında sistemde kısa süreli bir fon küçülmesi yaşandığını belirterek yaklaşık 163 milyar TL’lik bir düşüş görüldüğünü ifade etti. Bu gerilemenin temel nedeninin sistemden çıkış değil, fon değerlemelerindeki düşüş olduğunu vurgulayan Benli, özellikle altın ve kıymetli maden fonlarındaki değer kaybının etkili olduğunu söyledi.
Buna rağmen yıl içinde yeniden toparlanma beklediklerini belirten Benli, BES’in büyüme eğiliminin devam edeceğini ifade etti.
Altın yoğunlaşması risk oluşturdu
Benli, savaş dönemlerinde yatırımcıların güvenli liman olarak altın ve kıymetli maden fonlarına yöneldiğini ancak bunun kısa vadeli riskleri de beraberinde getirdiğini söyledi.
EGM verilerine göre kıymetli maden ve altın fonlarının BES içindeki ağırlığının yüzde 40 seviyelerinden yüzde 54’ün üzerine çıktığını belirten Benli, yatırımcıların kısa vadeli yüksek getiri beklentisiyle tek bir varlık sınıfına yönelmesinin risk yarattığını ifade etti.
Benli, “BES kısa vadeli yatırım aracı değil, tasarruf ve birikim aracıdır” diyerek uzun vadeli ve dengeli portföy yönetiminin önemine dikkat çekti.
“Sepeti dağıtmak gerekiyor”
Program boyunca en çok vurgulanan başlıklardan biri dengeli portföy yönetimi oldu.
Benli, modern portföy yönetimi anlayışına göre yatırımın farklı varlık sınıflarına yayılması gerektiğini belirterek yalnızca altın, yalnızca hisse veya yalnızca faiz araçlarına yönelmenin doğru olmadığını söyledi.
Altın fonlarında yaşanan gerilemeye karşın hisse senedi fonlarının yüzde 24’ün üzerinde getiri sağladığını, para piyasası fonlarının ise dengeleyici rol oynadığını ifade eden Benli, uzun vadede dengeli dağılım yapan yatırımcıların enflasyonun üzerinde getiri elde ettiğini söyledi.
“BES tamamlanmamış ama başarılı bir sistem”
Atilla Benli, bireysel emeklilik sisteminin büyük bir başarı hikâyesi olduğunu ancak halen tamamlanmamış bir yapı olduğunu belirtti.
Devlet katkısı ve otomatik katılım sisteminin (OKS) BES’in büyümesinde önemli rol oynadığını ifade eden Benli, tamamlayıcı emeklilik sisteminin henüz yasalaşmadığını hatırlattı.
Tamamlayıcı emeklilik sisteminin de devreye girmesiyle Türkiye’de gelişmiş ülkelerdeki çok basamaklı emeklilik modeline daha yakın bir yapının oluşacağını söyleyen Benli, bunun hem şirketlerin hem de portföy yöneticilerinin hareket alanını genişleteceğini ifade etti.
BES’te yapay zekâlı dönem başladı
Programın dikkat çeken başlıklarından biri de yapay zekâ destekli fon yönetimi oldu.
Benli, 18 milyon kişiye tek tek yatırım danışmanlığı verilmesinin mümkün olmadığını belirterek sektörün robotik tavsiye sistemlerine yöneldiğini söyledi.
Yapay zekâ destekli algoritmaların katılımcıların verilerini analiz ederek öneriler sunduğunu ifade eden Benli, artık hibrit modellerin öne çıktığını kaydetti. Bu modellerde algoritmaların oluşturduğu önerilerin uzman danışmanlar tarafından değerlendirildiğini belirten Benli, “En doğru sonuç hibrit modellerden çıkıyor” dedi.
Bazı şirketlerde katılımcının yetki vermesi halinde fon dağılımlarının otomatik olarak değiştirilebildiğini anlatan Benli, bunun finansal okuryazarlık eksikliği ve zaman yetersizliği gibi sorunları azalttığını söyledi.
“20 yaşındaki ile 55 yaşındaki aynı stratejiyi izlememeli”
Benli, BES’te yaş, gelir seviyesi ve risk algısına göre farklı yatırım stratejileri uygulanması gerektiğini vurguladı.
Genç yatırımcıların daha uzun vadeli düşündüğü için hisse senedi gibi daha riskli fonlarda daha fazla yer alabileceğini ifade eden Benli, emekliliğe yaklaşan yatırımcıların ise sermaye koruma odaklı hareket ettiğini söyledi.
Ancak mevcut tabloda 35 yaşındaki yatırımcı ile 55 yaşındaki yatırımcı arasında fon tercihleri açısından büyük fark görülmediğini belirten Benli, bunun düzeltilmesi gereken önemli bir davranış olduğunu ifade etti.
Kadın yatırımcıların ise genel olarak daha uzun vadeli ve stratejik düşündüğünü söyleyen Benli, risk yönetimi açısından kadınların daha dengeli davranabildiğini dile getirdi.
Yılın ikinci yarısı için “ihtiyatlı iyimserlik”
2026’nın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini de paylaşan Benli, ilk yarının savaşlar ve yüksek volatilite nedeniyle oldukça belirsiz geçtiğini söyledi.
Özellikle küresel liderlerin son dönemde daha dengeli mesajlar vermeye başladığını belirten Benli, yılın ikinci yarısında ilk döneme kıyasla daha olumlu bir tablo beklediğini ifade etti.
Benli, BES yatırımcısının kısa vadeli dalgalanmalardan çok uzun vadeli stratejiye odaklanması gerektiğini vurgulayarak, “BES; sürdürülebilir, dengeli ve finansal okuryazarlığın yansıdığı uzun vadeli bir yatırım stratejisidir” değerlendirmesinde bulundu.
