Selçuk ALTUN
Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) katılımcıların birikim dağılımına ilişkin veriler, sistemde önemli bir potansiyele işaret ediyor. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin (EGM) 31 Aralık 2025 tarihli verilerini değerlendiren Bireysel Emeklilik Uzmanı Zeynep Candan Aktaş, BES’te yer alan milyonlarca katılımcının düşük birikim seviyesinde bulunduğunu, ancak mevcut sözleşmelerin doğru değerlendirilmesi halinde önemli avantajlar sağlayabileceğini belirtti.
EGM verilerine göre BES’te toplam 10 milyon 156 bin 229 katılımcı bulunurken, bunların 6 milyon 609 bin 414’ünün birikimi 50 bin liranın altında yer alıyor. Bu rakam, sistemdeki katılımcıların yaklaşık üçte ikisinin düşük birikim grubunda bulunduğunu ortaya koyuyor.
En Büyük Katılımcı Grubu 50 Bin Liranın Altında
Verilere göre 50 bin liranın altında birikime sahip katılımcıların fon büyüklüğü yaklaşık 77,5 milyar lira seviyesinde bulunuyor. Bir sonraki grupta yer alan 50 bin-100 bin lira arası birikime sahip katılımcı sayısı ise 1 milyon 102 bin 331 olarak kaydedildi.
100 bin liranın üzerinde birikimi bulunan katılımcı sayısı kademeli olarak azalırken, 1 milyon liranın üzerinde birikime sahip katılımcı sayısı 374 bin seviyesinde bulunuyor. Sistemde 10 milyon liranın üzerinde birikime sahip katılımcı sayısı ise 8 bin 69 olarak dikkat çekiyor.
Düşük Birikimlerin Arkasında Kredi Sürecinde Açılan Sözleşmeler Var
Zeynep Candan Aktaş’a göre, 50 bin liranın altında birikime sahip milyonlarca katılımcının önemli bir bölümü, geçmiş yıllarda kredi kullanımı sırasında bankalar aracılığıyla BES’e dahil edilen kişilerden oluşuyor.
Aktaş, bu grubun büyük kısmının kredi ihtiyacı nedeniyle bankaya başvuran ve düzenli tasarruf yapma kapasitesi sınırlı olan kişiler olduğunu belirterek, söz konusu katılımcıların önemli bölümünün sisteme girdikten sonra katkı payı ödemelerini sürdüremediğini ifade ediyor.
Katkı payı ödemelerinin durması ve çeşitli kesintilerin etkisiyle bazı sözleşmelerde birikimlerin oldukça düşük seviyelerde kaldığı, hatta zaman zaman sıfırlandığı görülüyor.
Eski BES Sözleşmeleri Sanıldığından Daha Değerli Olabilir
Uzmanlara göre düşük birikim tutarları, sözleşmelerin değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine uzun süredir sistemde bulunan BES sözleşmeleri zaman içinde çeşitli avantajlar kazanıyor.
Sözleşmenin sistemde geçirdiği süre arttıkça katılımcılar devlet katkısına daha yüksek oranda hak kazanabiliyor. Bunun yanında emeklilik veya ayrılma aşamasında uygulanan stopaj oranları da düşebiliyor. Bazı durumlarda geçmiş dönem kesintilerine ilişkin iade hakları da oluşabiliyor.
Bu nedenle yıllardır pasif durumda bulunan BES sözleşmelerinin yeniden aktif hale getirilmesi, katılımcılar açısından önemli fırsatlar sunabiliyor.
“Önce BES Sözleşmeniz Var mı Kontrol Edin”
Aktaş, özellikle düşük birikime sahip veya sistemde unutulmuş sözleşmesi bulunan katılımcılara bazı önerilerde bulunuyor.
Buna göre ilk adım olarak BES Mobil uygulaması üzerinden kişinin aktif ya da pasif BES sözleşmesinin bulunup bulunmadığını kontrol etmesi gerekiyor. Sözleşmenin hangi emeklilik şirketinde olduğunun tespit edilmesinin ardından müşteri hizmetleriyle iletişime geçilerek sözleşmenin mevcut durumu öğrenilebiliyor.
Uzmanlar, katkı payı ödemeleri durmuş olsa bile sözleşmenin yeniden aktif hale getirilebileceğine dikkat çekiyor.
Emekliliğe Yaklaşanlar İçin Devlet Katkısı Fırsatı
Özellikle 56 yaşına yaklaşan katılımcılar için BES’in sunduğu avantajların daha da önem kazandığını belirten Aktaş, emeklilik hakkına kısa süre kalan kişilerin mümkün olduğu ölçüde katkı paylarını artırmalarını tavsiye ediyor.
Son yıllarda yapılacak düzenli ve yüksek katkı payı ödemeleri sayesinde devlet katkısından daha fazla yararlanılabileceğini vurgulayan Aktaş, böylece emeklilik dönemine ek birikimle girmenin mümkün olduğunu ifade ediyor.
BES’te Gizli Bir Potansiyel Bulunuyor
EGM verileri, BES’te milyonlarca kişinin düşük birikim seviyesinde bulunduğunu gösterse de uzmanlara göre bu tablo aynı zamanda önemli bir tasarruf potansiyeline işaret ediyor. Özellikle geçmiş yıllarda açılmış ve unutulmuş sözleşmelerin yeniden değerlendirilmesi, hem katılımcıların devlet katkısından daha fazla yararlanmasını hem de emeklilik dönemleri için ek gelir oluşturmalarını sağlayabilir.

