AXA’nın 12’nci kez yayımladığı “Gelecek Riskler Raporu”, 57 ülkeden 3.595 uzman ile 23 bin kişilik genel nüfusun katılımıyla 2025’in küresel risk fotoğrafını çiziyor. Ortaya çıkan tablo, artık sadece iklim değişikliği değil; birbirini tetikleyen, paralel ilerleyen çoklu krizlerin içinde yaşayan bir dünya gerçeğini gözler önüne seriyor.
Raporun en çarpıcı bulgularından biri, iklim değişikliğinin beşinci yıl üst üste küresel risklerin birincisi olması, fakat aynı zamanda bu üstünlüğün hızla aşındığı gerçeği. Jeopolitik istikrarsızlık, siber güvenlik ve toplumsal gerilimler, iklim riskine son derece yaklaşmış durumda.
Uzmanların %66’sı,
Genel nüfusun %75’i
günlük yaşamlarında iklim değişikliğine karşı “savunmasız” hissettiklerini belirtiyor.
Bu tabloya rağmen uzmanların sadece %55’i iklimi ilk beş risk arasına yerleştirmesi, risk algısının çeşitlendiğini gösteriyor. Siber saldırılar, yapay zekâ riskleri ve jeopolitik gerginlikler artık iklim kadar yakıcı.
2025 raporu, dünyanın “siyasi ve stratejik belirsizliklerle örülü yeni bir soğuk savaşa” doğru sürüklendiğine işaret ediyor. Jeopolitik istikrarsızlık, Avrupa’da birinci sıraya yükselmiş durumda.
ABD-Çin rekabeti, Rusya-NATO gerilimi, Ortadoğu’daki kırılganlık ve uluslararası kurumlara duyulan güvensizlik, küresel risk zincirini daha da kırılganlaştırıyor.
Ekonomilerin yumuşak karnı, siber güvenlik
Siber riskler, hem uzmanların hem de bireylerin gözünde ilk üçte. Veri ihlallerinin ölçeği büyürken, ulus-devlet destekli saldırılar jeopolitik risklerle iç içe geçiyor.
Siber tehditlerdeki artışın üç ana nedeni öne çıkıyor:
– Dijitalleşmenin hızlanması
– Yapay zekâ tabanlı saldırı modellerinin çoğalması
– Finans ve sağlık gibi yüksek değerli sektörlere yönelik hedeflemelerin artması
Fırsatla risk arasındaki ince çizgi yapay zeka
Yapay zekâ ve büyük veri riskleri, uzmanlarda 4. sırada. Ancak genel nüfusta bu risk 7. sıraya kadar yükselmiş durumda; yani toplumun kaygısı hızla artıyor.
Temel endişeler:
– AI’ın insan haklarına tehdit oluşturması
– Otonom sistemlerin kontrol edilememesi
– Bilginin manipüle edilebilir hâle gelmesi
Uzmanların %54’ü, teknoloji etrafındaki etik risklerin “hızla ortaya çıktığını” söylüyor.
Toplumsal parçalanma: Raporun en kritik alarmı
AXA’nın bu yıl ilk kez derinlemesine incelediği “toplumsal parçalanma”, raporun belki de en karanlık başlığı. Genel nüfusun %59’u, ülkelerindeki insanların artık “ortak bir değer taşımadığını” düşünüyor. Sadece %10’luk bir kesim toplumun “birleşik” olduğunu söylüyor. Ekonomik-sosyal eşitsizlikler ve siyasi kutuplaşma, bölünmenin ana nedenleri.
Rapor, özellikle gençlerin demokrasi konusunda daha esnek olduğunu gösteriyor: 25 yaş altının %36’sı, daha hızlı karar alınması için “daha az demokrasiye” razı olabiliyor.
Makroekonomik ve demografik baskılar tekrar sahnede
Raporda iki risk uzun yıllar sonra yeniden ön plana çıkıyor:
– Makroekonomik riskler (7. sırada): Ticaret savaşları, korumacı politikalar ve yüksek borçluluk oranları.
– Demografik yapı (ilk kez 10. sırada): Yaşlanan nüfus, sağlık ve emeklilik sistemlerini tehdit ediyor.
Bu tablo özellikle Avrupa ve Asya için alarm niteliğinde.
Sigorta sektörü, krizleri sadece tazmin eden değil, yöneten aktör
Rapor, sigortacılığın sadece finansal koruma sağlayan bir sektör olmadığını, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir oyuncu olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.
Uzmanların %89’u,
Genel nüfusun %72’si,
sigorta sektörünün gelecek risklere karşı kritik bir role sahip olduğu görüşünde.
AXA’nın 2.000’den fazla eğitim, 5.000 meteorolojik uyarı ve yüzlerce risk hizmetiyle özellikle iklim adaptasyonunda kritik bir alanı doldurduğu vurgulanıyor.
Parçalanmış bir dünya, karmaşık riskler, artan kırılganlık
AXA Raporu’nun genel resmi net:
Toplumlar bölünüyor.
Devletlere güven azalıyor.
Teknoloji riskleri keskinleşiyor.
Küresel koordinasyon giderek zorlaşıyor.
Ancak aynı rapor, çözümün adresini de işaret ediyor: Bilimsel araştırma, uluslararası iş birliği ve özel sektör–kamu ortaklığı.
Sigorta sektörü ise bu mimarinin merkezinde duruyor.
İklimden yapay zekâya, jeopolitikten finansal istikrara kadar geniş yelpazedeki risklerin ortak noktası şu: Artık hiçbir risk tek başına ortaya çıkmıyor ve tek aktör tarafından çözülemiyor.
