Unico Sigorta Genel Müdürü Ender Güzeler, NTV’de Noyan Doğan’ın hazırlayıp sunduğu “Bakış” programında trafik ve kasko sigortalarına yönelik son dönemde gündeme gelen eleştirilere yanıt verdi. Sigorta primlerinin araç bedeline yaklaştığı, fiyatların aşırı yükseldiği ve milyonlarca aracın sigortasız dolaştığı yönündeki iddiaları değerlendiren Güzeler, verilerin bu görüşleri desteklemediğini söyledi.
Son dönemde özellikle trafik sigortası primlerinin çok yüksek seviyelere çıktığı yönündeki eleştirileri değerlendiren Güzeler, bazı araç gruplarında yüksek primlerin görülebildiğini ancak bunların sistemin çok küçük bir bölümünü oluşturduğunu belirtti.
Güzeler, özellikle riskli sigortalılar havuzunda yer alan ve sık kaza yapan sürücüler ile yüksek risk grubundaki ticari araçların daha yüksek primlerle karşılaştığını ifade ederek, “100 bin liraya yaklaşan trafik sigortası primleri söz konusu olabiliyor. Ancak bunlar 21 milyon poliçe içerisinde binde bir seviyesinde kalan istisnai örneklerdir. Genellikle sık hasar yapan sürücüler, büyük otobüsler, minibüsler ve yolcu taşımacılığında kullanılan ticari araçlar bu gruba giriyor” dedi.
“Trafik sigortası fiyatları tamamen serbest değil”
Trafik sigortasında fiyatların şirketler tarafından tamamen serbest şekilde belirlenmediğini vurgulayan Güzeler, sistemin kamu otoritesi tarafından düzenlendiğini hatırlattı.
“Hasar maliyet endeksine göre belirlenen oranlar doğrultusunda fiyatlar güncelleniyor. Dolayısıyla trafik sigortasında tam anlamıyla serbest bir fiyatlama söz konusu değil” diyen Güzeler, son dönemde dile getirilen yüksek artış iddialarının da verilerle desteklenmediğini söyledi.
“Trafik sigortasında artış yüzde 7,5 seviyesinde”
Trafik sigortasında prim artışlarının enflasyonun oldukça altında kaldığını belirten Güzeler, şu bilgileri paylaştı:
“2026 yılının ilk üç ayında trafik sigortasındaki ortalama prim artışı yaklaşık yüzde 7 oldu. Nisan sonu itibarıyla da bu oran yüzde 7,5 seviyelerinde bulunuyor. Geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında artış oranı enflasyonun oldukça altında.”
Güzeler, trafik sigortasının yıllık maliyetinin kişi başına milli gelir içindeki payının da uzun yıllardır benzer seviyelerde seyrettiğine dikkat çekerek, son 15 yılın büyük bölümünde bu oranın yüzde 1,3 ila yüzde 1,7 arasında değiştiğini söyledi.
Kaskoda da artış enflasyonun altında kaldı
Kasko sigortalarında da benzer bir tablo bulunduğunu belirten Güzeler, ortalama prim artışının yaklaşık yüzde 20 seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti.
Bu oranın da enflasyonun altında kaldığını ifade eden Güzeler, farklı harcama kalemleriyle kıyaslama yaparak şunları söyledi:
“Taksi açılış ücretlerinde yüzde 35 ila 45, köprü geçişlerinde yüzde 25’in üzerinde, motorin fiyatlarında ise yüzde 20’nin üzerinde artışlar yaşandı. Kasko primlerindeki artış bunların tamamının altında gerçekleşti.”
Kaskodaki fiyat değişimini motorin üzerinden örneklendiren Güzeler, geçen yıl ortalama bir kasko primiyle 329 litre motorin alınabilirken bu yıl aynı prim karşılığında 258 litre motorin alınabildiğini, bunun da kasko primlerindeki artışın akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin gerisinde kaldığını gösterdiğini söyledi.
“Her şirketin aynı fiyatı uygulaması rekabete aykırı olur”
Sektöre yönelik eleştirilerden birinin de şirketler arasında farklı fiyat uygulamaları olduğunu belirten Güzeler, özellikle kasko sigortalarında bunun doğal bir durum olduğunu ifade etti.
Kasko sigortalarının serbest tarife sistemiyle fiyatlandığını belirten Güzeler, her şirketin farklı risk iştahı, maliyet yapısı ve fiyatlama stratejisi bulunduğunu söyledi.
“Her şirketin aynı fiyatı vermesi zaten rekabete aykırı bir durum olur. Şirketlerin geçmiş hasar verileri, hedef müşteri segmentleri ve risk değerlendirmeleri farklı olduğu için fiyatlar da farklılaşıyor” dedi.
Trafik sigortasında ise kamu tarafından belirlenen fiyat yapısı nedeniyle şirketler arasındaki farkların çok daha sınırlı olduğunu vurguladı.
Sigorta sektöründen serbest tarife talebi
Türkiye Sigorta Birliği’nin yayımladığı durum belgesinde de yer alan trafik sigortasında reform önerilerine değinen Güzeler, serbest tarifeye geçişin hem sigortalılık oranlarını artıracağını hem de daha adil bir fiyatlama sağlayacağını savundu.
Bugünkü sistemde düşük riskli sürücülerin yüksek riskli sürücüleri kısmen sübvanse ettiğini belirten Güzeler, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bugün trafikte her 100 poliçenin yaklaşık 15’inde hasar meydana geliyor. Serbest tarife uygulandığında sık kaza yapan sürücüler daha yüksek, dikkatli sürücüler ise daha düşük prim ödeyecek. Böylece hiç kaza yapmayan vatandaşların daha uygun fiyatlarla sigortalanması mümkün olacak.”
“Sigortasız araç sayısı söylendiği kadar yüksek değil”
Programda gündeme gelen bir diğer konu da trafikte sigortasız dolaşan araç sayısı oldu.
Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısının 34,1 milyon olduğunu hatırlatan Güzeler, bu rakamın tamamının aktif olarak trafikte kullanılmadığını söyledi.
Kayıtlarda bulunan araçlar arasında ekonomik ömrünü tamamlamış, tescilden düşürülmemiş, kırsalda kullanılan ya da fiilen trafiğe çıkmayan çok sayıda araç bulunduğunu belirten Güzeler, şu açıklamayı yaptı:
“Bu araçları ayıkladığımızda sigortasızlık oranının yüzde 20’ler seviyesinde olmadığını görüyoruz. Gerçek penetrasyon açığı yaklaşık yüzde 8 ila yüzde 10 arasında. Bu da yaklaşık 3 ila 3,5 milyon araca karşılık geliyor.”
Kaskoda koruma açığı dikkat çekiyor
Türkiye’de yaklaşık 9 milyon aracın kasko sigortasına sahip olduğunu belirten Güzeler, buna karşılık önemli bir koruma açığının bulunduğunu söyledi.
Araç parkının giderek yaşlandığına dikkat çeken Güzeler, trafikteki her dört araçtan birinin 21 yaşın üzerinde olduğunu, araçların yüzde 55’inin ise 10 yaşın üzerindeki otomobillerden oluştuğunu ifade etti.
Yaşlı araçların piyasa değerinin düşmesine rağmen onarım maliyetlerinin yükselmeye devam ettiğini belirten Güzeler, bu durumun kasko primlerini araç değerine göre yüksek gösterdiğini kaydetti.
“Aracın değeri düştükçe vatandaş sigorta yaptırmaktan uzaklaşıyor. Özellikle araç değeri kişinin toplam serveti içinde yüzde 15’in altına indiğinde sigortadan vazgeçme eğilimi güçleniyor” dedi.
“Asıl mesele onarım maliyetleri”
Kasko ve trafik sigortalarında maliyetlerin temel belirleyicisinin araç bedeli değil, onarım maliyetleri olduğuna dikkat çeken Güzeler, sigorta sektörünün çözüm için servis ve yedek parça ekosisteminde düzenlemeler yapılmasını savunduğunu söyledi.
“Sigorta primleri aracın değerine göre değil, onarım maliyetlerine göre şekilleniyor. Onarım ekosisteminin daha verimli yönetilmesi ve maliyet baskısının azaltılması primlerin de daha makul seviyelere gelmesine katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Programın sonunda Güzeler, trafik ve kasko sigortalarında son dönemde dile getirilen “astronomik fiyat artışı” eleştirilerinin mevcut verilerle örtüşmediğini belirterek, hem trafik hem de kasko branşında prim artışlarının enflasyonun altında seyrettiğini vurguladı.
