Selçuk ALTUN
HDI Fibaemeklilik ve Fibasigorta Genel Müdürü Erol Öztürkoğlu, Sigortacı Kafası programında hayat sigortacılığı, bireysel emeklilik sistemi (BES) ve finansal güvenlik konularına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Öztürkoğlu, hayat sigortalarının Türkiye’de hâlâ büyük ölçüde kredi bağlantılı ürünler olarak algılandığını ancak aslında bireylerin ve ailelerin geleceğini koruyan kapsamlı bir finansal planlama aracı olduğunu söyledi.
Türkiye’de hayat sigortacılığının sigorta sektöründeki payının yüzde 10-15 bandında kaldığını belirten Öztürkoğlu, sektörün ağırlıklı olarak kredi hayat sigortalarıyla büyüdüğünü ifade etti.
Toplumun hayat sigortasını genellikle kredi borcunu güvence altına alan bir ürün olarak gördüğünü söyleyen Öztürkoğlu, oysa hayat sigortacılığının çok daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Sigorta sadece sahip olduğumuz malları korumak değildir. İnsan hayatının kendisi de korunması gereken en önemli değerdir. Bugün çalışarak elde ettiğimiz gelir, gelecekteki yaşam standardımızın temelidir. Hayat sigortaları da bu gelirin korunmasına hizmet eder” dedi.
Üç Büyük Risk: Erken Ölüm, Maluliyet ve Uzun Yaşam
Öztürkoğlu, bireylerin finansal planlamasında üç temel risk bulunduğunu belirtti:
- Beklenenden erken vefat etmek,
- Çalışma gücünü kaybetmek veya malul kalmak,
- Uzun yaşayıp gelir ihtiyacının devam etmesi.
Bir kişinin vefatı halinde geride kalan ailesinin yaşam standardının korunması gerektiğini ifade eden Öztürkoğlu, hayat sigortalarının bu noktada devreye girdiğini söyledi.
Ancak asıl gözden kaçan riskin maluliyet olduğunu belirten Öztürkoğlu, trafik kazası, ağır hastalık veya sakatlık nedeniyle gelir kaybına uğrayan bireylerin çok ciddi ekonomik sorunlarla karşılaşabileceğine dikkat çekti.
“Bir kişinin çalışma hayatı boyunca elde edeceği gelir kaybı, yüzlerce evin ya da binlerce aracın değerinden daha büyük bir finansal risktir” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye’de Riskleri Kendimize Yakıştırmıyoruz”
Hayat sigortalarının gelişiminin önündeki en önemli engellerden birinin toplumsal algı olduğunu söyleyen Öztürkoğlu, insanların risklerin başkalarının başına geleceğini düşündüğünü ifade etti.
Her yıl yaklaşık 500 bin kişinin hayatını kaybettiğini, binlerce kişinin de çeşitli nedenlerle sakat kaldığını hatırlatan Öztürkoğlu, buna rağmen bireylerin kendi risklerini yeterince dikkate almadığını söyledi.
Türk toplumundaki güçlü aile ve dayanışma kültürünün de hayat sigortalarına olan ihtiyacı geciktirdiğini belirten Öztürkoğlu, kentleşmeyle birlikte bu yapının değiştiğini ve bakım maliyetlerinin giderek daha görünür hale geldiğini kaydetti.
Yaşlı Bakım Sigortalarına İhtiyaç Artacak
Türkiye’nin yaşlanan bir nüfusa sahip olduğunu vurgulayan Öztürkoğlu, önümüzdeki dönemde yaşlı bakım sigortalarının önem kazanacağını söyledi.
Uzun süreli bakım ihtiyacının çok yüksek maliyetler oluşturduğunu belirten Öztürkoğlu, geçmişte aile bireyleri tarafından karşılanan bu ihtiyaçların artık profesyonel hizmetlere yöneldiğini ifade etti.
Bu nedenle yaşlı bakım sigortalarının gelecekte önemli bir ürün grubu haline geleceğini öngördüğünü dile getirdi.
BES ve Hayat Sigortaları Birbirini Tamamlıyor
Hayat sigortaları ile bireysel emeklilik sisteminin farklı ihtiyaçlara cevap verdiğini anlatan Öztürkoğlu, birikimli hayat sigortalarının daha çok orta vadeli tasarruf amacı taşıdığını, BES’in ise emeklilik dönemine yönelik uzun vadeli bir sistem olduğunu söyledi.
Hayat sigortalarında vergi avantajlarının önemli bir teşvik unsuru olduğuna dikkat çeken Öztürkoğlu, çalışanların ödediği primlerin belirli oranlarda vergi matrahından düşülebildiğini hatırlattı.
Önümüzdeki dönemde yatırım fonlarına endeksli yeni hayat sigortası ürünlerinin de devreye alınmasının beklendiğini ifade eden Öztürkoğlu, bu ürünlerin tasarruf sahiplerine daha fazla esneklik sağlayacağını belirtti.
Prim İadeli Hayat Sigortalarına Yoğun İlgi
Son dönemde prim iadeli hayat sigortalarına ilginin arttığını kaydeden Öztürkoğlu, bunun temel nedeninin toplumdaki “boşa para ödeme” algısı olduğunu söyledi.
Bu ürünlerde sigortalının belirli bir süre sonunda ödediği primleri geri alabildiğini hatırlatan Öztürkoğlu, böylece hem sigorta koruması sağlandığını hem de tasarruf duygusunun güçlendiğini ifade etti.
Ancak bu ürünlerin esas olarak bir tasarruf aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Öztürkoğlu, saf risk teminatı sağlayan hayat sigortalarının çok daha düşük maliyetlerle daha yüksek koruma sunduğunu vurguladı.
“Önce Riskleri Güvenceye Alın, Sonra Birikim Yapın”
Vatandaşların sıkça “BES mi yaptırayım, hayat sigortası mı?” sorusunu yönelttiğini aktaran Öztürkoğlu, önceliğin gelir kaybı ve vefat risklerine karşı koruma sağlamak olması gerektiğini söyledi.
Öztürkoğlu, “Önce çalışma hayatınız boyunca karşılaşabileceğiniz riskleri güvence altına almalısınız. Daha sonra kalan bütçenizi emeklilik ve birikim amaçlı ürünlere yönlendirmelisiniz” dedi.
Kritik Hastalık Sigortalarına İlgi Artıyor
Kanser ve benzeri ağır hastalıklara karşı koruma sağlayan kritik hastalık sigortalarının son yıllarda daha fazla ilgi gördüğünü belirten Öztürkoğlu, insanların ölüm riskinden çok ağır hastalık riskini daha somut algıladığını söyledi.
Bu ürünlerin yalnızca tedavi masraflarını değil, hastalık sürecinde ortaya çıkan gelir kayıplarını ve ek bakım maliyetlerini karşılamaya da yardımcı olduğunu ifade etti.
“Finansal Danışmanlık Kültürünü Geliştirmeliyiz”
Hayat sigortaları ve BES’in büyümesinin önündeki en önemli eksikliklerden birinin finansal danışmanlık sistemi olduğunu söyleyen Öztürkoğlu, bireylerin gelir, gider, borç ve gelecek planlarını birlikte değerlendirecek profesyonel danışmanlık mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Türkiye’de ürün eksikliği bulunmadığını ifade eden Öztürkoğlu, asıl sorunun ürünlerin değer önerisinin vatandaşa yeterince anlatılamaması olduğunu söyledi.
“Yaşadığımız Sürece Gelire İhtiyacımız Var”
Programın sonunda hayat sigortacılığı ve bireysel emekliliğin sadece sigorta ürünleri değil, birer finansal güvenlik mekanizması olduğunu vurgulayan Öztürkoğlu, bireylerin gelecek planlamasını erken yaşlardan itibaren yapmaları gerektiğini belirtti.
“Uzun yaşıyoruz, daha uzun yaşayacağız. Yaşam süremiz uzadıkça gelir ihtiyacımız da devam ediyor. Bu nedenle hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sistemi, hem bireylerin hem de ülke ekonomisinin geleceği açısından stratejik öneme sahip” dedi.

