6 Şubat depremlerinin yıl dönümü nedeniyle Kahramanmaraş’ı ziyaret eden Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkan Yardımcısı ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, bölgede incelemelerde bulundu ve sivil toplum örgütleriyle bir araya geldi. Yıkıcı depremin yıl dönümü nedeniyle Kahramanmaraş’tan SİGORTAOKU.COM‘a özel açıklamalarda bulunan Yaşar, sigortacılığın Türkiye için sadece finansal bir araç değil, bir “beka meselesi” olduğunu vurguladı. Yaşar, bu depremlerde 100 milyar doları aşan devasa ekonomik hasarın yalnızca %5-6’sının sigorta ile karşılanabildiğine dikkat çekerek, sigortayı savunma sanayii ile eşdeğer bir stratejik sektör olarak konumlandırdı.
Afet sonrası toparlanmanın anahtarının finansal dayanıklılık olduğunu belirten Ahmet Yaşar, Türkiye’deki “koruma açığına” dikkat çekti. 105 milyar dolarlık kaybın yanında sektörün ödediği 5 milyar dolarlık tazminatın sistemin hızını kanıtladığını ancak kapsamın darlığını gösterdiğini ifade eden Yaşar, “Açık söylemek gerekir: Türkiye’deki en büyük afet riski deprem değil, sigortasızlıktır. Afetler sonrasında hayatı yeniden başlatan şey yalnızca fiziki inşa değil, ekonomik düzenin kesintisiz sürdürülebilmesidir” dedi.
Savunma Sanayii Modeli
Sigortacılığın devlet politikalarında savunma sanayii kadar öncelikli bir yere sahip olması gerektiğini savunan Yaşar, sektörün ülkenin sürdürülebilirliği için bir güvenlik kalkanı olduğunu vurguladı. Yaşar, “Nasıl savunma sanayiine yatırım yapıyorsak, sigorta sektörüne de bu anlamda yatırım yapmamız gerekiyor. Sigorta, devletin üzerindeki mali yükleri alan ve ülkenin geleceğini güvenceye alan stratejik bir enstrümandır. Bu sektörü sadece hasar ödeyen bir yapı olarak değil, bir güvenlik mekanizması olarak görmek zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.
Operasyonel Güç Test Edildi, Sırada “Önleyici Sigortacılık” Var
Sektörün 6 Şubat’ta büyük bir stres testinden başarıyla geçtiğini kaydeden Yaşar, yeni dönem stratejisini “Hasarı ödemekten, hasarı önlemeye geçiş” olarak tanımladı. Sigortacılığın sadece deprem değil; sel, orman yangını, kuraklık ve yaşlanan nüfusun sağlık ihtiyaçları gibi tüm riskleri kapsayacak şekilde genişlemesi gerektiğini ifade etti: “Geçtiğimiz yıl yaşanan don hasarı doğrudan gıda enflasyonuna etki etti. Bu korunma açıklarını topyekûn ortadan kaldırmak için sigortayı tüm kamu politikalarının merkezine yerleştirmeliyiz.”
Ekonomik İstikrarın Görünmez Altyapısı
Sigortanın bir masraf kalemi değil, üretimin ve istihdamın sigortası olduğunu hatırlatan Yaşar, “Sigorta, kamu bütçesi üzerindeki afet yükünün hafifletilmesi nedeniyle mali disiplin getiriyor. İşletmelerin kapanmasının önlenmesi ve üretimin devamını inşa ederek sürekliliği sağlıyor. Bina tamamlama sigortası gibi araçlarla kentsel dönüşümün finansal güvenceye alarak güvenlik sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Ahmet Yaşar, sözlerini “Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir. Hedefimiz, afet sonrası yaraları saran değil, afet olmadan önce toplumu koruyan bir Türkiye” diyerek tamamladı.
