Özel sağlık sigortalarında maliyet tartışması büyüyor. Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) HUV katsayısı hesaplamasında ilk kez uyguladığı “refah payı” yöntemine tepki göstererek, sağlık hizmeti maliyetlerindeki artışın resmi enflasyonun üzerine çıktığını ve bu yaklaşımın sigorta primleri üzerinde ilave baskı oluşturacağı uyarısında bulundu.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından 2026 yılının ikinci döneminde uygulanacak Özel Hekimlik Uygulamaları (HUV) katsayısına ilişkin açıklama yaptı. Birlik, HUV katsayısında ilk kez uygulanan “refah payı” yönteminin sağlık hizmeti maliyetlerini resmi enflasyon göstergelerinin üzerine taşıdığına dikkat çekerek, bu durumun özel sağlık sigortacılığı açısından maliyet öngörülebilirliğini azaltabileceği ve uzun vadede primler üzerinde ilave baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu.
TSB tarafından kamuoyuyla paylaşılan açıklamada, özel sağlık sigortalarının milyonlarca vatandaşın sağlık hizmetlerine hızlı, kaliteli ve kesintisiz erişimini sağlayan önemli bir finansman mekanizması olduğu belirtilirken, sistemin sürdürülebilirliği açısından sağlık hizmet sunucuları, sigorta şirketleri, kamu otoriteleri ve sigortalılar arasında dengeli ve öngörülebilir bir mali yapının korunmasının önemine vurgu yapıldı.
HUV katsayısındaki yıllık artış yüzde 40’a yaklaştı
TTB’nin açıkladığı verilere göre, 2026 yılı ikinci döneminde uygulanacak HUV katsayısı yüzde 20,18 artırıldı. Ancak bu hesaplamada geçmiş dönemlerden farklı olarak ilk kez enflasyon verilerine ek olarak yüzde 2 oranında “refah payı” uygulanması dikkat çekti.
TSB’nin değerlendirmesine göre, bu yöntem değişikliği sonucunda 1 Temmuz 2025-1 Temmuz 2026 döneminde HUV katsayısındaki toplam artış oranı yüzde 39,96 seviyesine ulaştı. Ayrıca 2026 yılı Ocak ayında muayene katsayılarına yapılan yaklaşık yüzde 8’lik ilave artışın yıllık döneme paçal etkisi de dikkate alındığında, sağlık hizmeti sunum maliyetlerindeki toplam artışın yaklaşık yüzde 42 seviyesinde gerçekleştiği ifade edildi.
Artış resmi enflasyonun üzerinde kaldı
TSB açıklamasında, söz konusu artışın resmi ekonomik göstergelerin üzerinde gerçekleştiğine de dikkat çekildi.
Buna göre, TÜİK verilerine göre Mayıs 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,61 olarak gerçekleşirken, Haziran ayı verisi henüz açıklanmadı. Ancak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yer alan beklentilere göre yıllık enflasyonun yüzde 32-33 bandında oluşması bekleniyor.
Bu çerçevede HUV katsayısındaki yıllık artışın, özel sağlık sigortası prim hesaplamalarında esas alınan resmi ekonomik göstergelerin üzerinde gerçekleştiği belirtilirken, bunun sağlık hizmeti sunum maliyetlerini etkileyen önemli bir unsur haline geldiği kaydedildi.
“Primler yalnızca HUV artışına göre belirlenmiyor”
Birlik, kamuoyunda oluşabilecek yanlış algılara karşı da önemli bir açıklamada bulundu.
TSB’ye göre özel sağlık sigortası primleri yalnızca sağlık hizmeti maliyetlerindeki artış dikkate alınarak belirlenmiyor. Prim hesaplamalarında;
- sağlık hizmeti maliyetleri,
- sigortalının yaş grubundaki değişim,
- hasar gerçekleşmeleri,
- sağlık hizmetlerinden yararlanma eğilimleri,
- aktüeryal hesaplamalar,
- kamu otoritelerince açıklanan ekonomik göstergeler
birlikte değerlendiriliyor.
Bu nedenle sağlık hizmeti maliyetlerinde yaklaşık yüzde 42 seviyesinde oluşan artışın sigortalılara bire bir aynı oranda yansımasının söz konusu olmadığı vurgulandı. Bununla birlikte bazı sigortalılarda yaş grubunun değişmesi nedeniyle prim artışlarının bu oranın üzerinde gerçekleşebileceği de ifade edildi.
“Refah payı” uygulaması öngörülebilirliği azaltabilir
TSB, HUV katsayısının hesaplanmasında ilk kez uygulanan refah payı yaklaşımının bugüne kadar uygulanan yöntemden farklı bir hesaplama modeline işaret ettiğini belirtti.
Açıklamada, benzer uygulamaların gelecek dönemlerde de devam etmesi halinde sağlık sigortacılığı açısından maliyet öngörülebilirliğinin azalabileceği, uzun vadeli aktüeryal planlamanın zorlaşabileceği ve bunun da sigortalılara yansıyan primler üzerinde ilave baskı oluşturabileceği değerlendirmesinde bulunuldu.
“Şeffaf ve ortak karar mekanizması oluşturulmalı”
TSB, öngörülebilir maliyet yapısının yalnızca sigorta sektörü için değil, özel sağlık sigortası güvencesinden yararlanan milyonlarca sigortalının sağlık hizmetlerine erişiminin devamlılığı açısından da kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Bu kapsamda sağlık hizmet sunumuna ilişkin ücret artışlarının belirlenmesinde sağlık hizmet sunucuları, sigorta sektörü ve ilgili tüm paydaşların görüşlerinin dikkate alındığı; ortak verilere dayanan, şeffaf, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir karar mekanizmasının benimsenmesi gerektiği ifade edildi.
“Amacımız hekimlerin refahını tartışmak değil”
TSB açıklamasının sonunda ise değerlendirmelerinin hekimlerin gelir artışına karşı bir yaklaşım olmadığı özellikle vurgulandı.
Birlik, amaçlarının makroekonomik verilerin doğruluğunu tartışmak ya da hekimlerin hak ettiği refah artışını sınırlandırmak olmadığını belirterek, kontrol dışındaki maliyet dinamiklerinin sigortalıların karşılayabileceği prim seviyelerinin üzerine çıkmasını önleyecek ortak, şeffaf ve öngörülebilir bir mali zeminin korunmasını hedeflediklerini ifade etti.
