AXA Türkiye Teknik Başkanı Barış Altın, Sigortacı Kafası programında kâr kaybı sigortası ve risk yönetimi konularına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. İşletmelerin yalnızca bina ve makine gibi fiziksel varlıklarını değil, faaliyetlerinin devamlılığını da güvence altına almaları gerektiğini vurgulayan Altın, özellikle deprem, yangın ve diğer büyük afetlerin ardından ortaya çıkan gelir kayıplarının şirketlerin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini söyledi.
Son yıllarda artan doğal afetler ve yangınların, işletmelerin dayanıklılık stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olduğunu belirten Altın, kâr kaybı sigortasının bu noktada kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.
Bir hasar sonrasında sadece bina veya ekipmanların zarar görmediğini dile getiren Altın, işletmelerin müşteri, tedarikçi ve pazar kayıplarıyla da karşı karşıya kaldığını söyledi. Bu nedenle sigorta programlarının profesyonel şekilde hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Altın, “Hasar sonrası binayı yeniden yapabilirsiniz ancak kaybedilen zamanı, müşteriyi ve geliri telafi etmek çok daha zordur” dedi.
Kahramanmaraş Depremleri Önemli Dersler Verdi
2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin sektör açısından önemli bir sınav olduğunu belirten Altın, birçok işletmenin kâr kaybı riskini yeterince dikkate almadığının ortaya çıktığını söyledi.
Deprem sonrasında çok yüksek oranlarda eksik sigorta örnekleriyle karşılaştıklarını ifade eden Altın, bazı şirketlerin gerçek risk büyüklüğü milyarlarca lira seviyesindeyken poliçelerinde çok daha düşük limitler bulunduğunu anlattı.
Altın, “Yüzde 97’ye varan eksik sigorta örnekleri gördük. Bu nedenle işletmelerin mali tablolarını doğru analiz ederek teminat bedellerini gerçek risklerine uygun belirlemesi gerekiyor” diye konuştu.
Kâr Kaybı Sigortasında En Kritik Nokta: Doğru Hesaplama
Kâr kaybı sigortasının teoride basit görünmesine rağmen uygulamada oldukça teknik bir ürün olduğuna dikkat çeken Altın, işletmelerin öncelikle kendi finansal yapılarını çok iyi tanımaları gerektiğini söyledi.
Hasar meydana gelmemiş olsaydı elde edilecek gelir ile devam eden sabit giderlerin doğru şekilde hesaplanmasının önemine işaret eden Altın, çalışan ücretleri, kira, enerji ve finansman giderleri gibi kalemlerin teminat kapsamına uygun biçimde dahil edilmesi gerektiğini belirtti.
Yanlış belirlenen sigorta bedellerinin hasar anında ciddi anlaşmazlıklara yol açabileceğini vurgulayan Altın, sigortalılara kâr kaybı hesaplamalarında finans ekipleriyle birlikte çalışmaları tavsiyesinde bulundu.
“Altı Ay Yerine On İki Ay Daha Gerçekçi Olabilir”
Altın’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise tazminat süresi oldu.
Birçok işletmenin maliyetleri düşürmek amacıyla kısa tazminat süreleri tercih ettiğini belirten Altın, bunun önemli bir hata olabileceğini söyledi.
Hasar gören bir fabrikanın yeniden inşası, makinelerin tedariki, montajı ve üretimin tekrar başlamasının çoğu zaman altı aydan çok daha uzun sürdüğünü ifade eden Altın, “İşletmelerin kendi süreçlerini gerçekçi şekilde değerlendirmesi gerekiyor. Çoğu durumda 12 aylık süreler çok daha makul olabiliyor” dedi.
Tedarikçi ve Müşteri Kaynaklı Kayıplar da Güvence Altına Alınmalı
Kâr kaybı riskinin yalnızca işletmenin kendi tesisinde meydana gelen hasarlardan kaynaklanmadığını vurgulayan Altın, tedarikçi ve müşteri bağımlılıklarının da büyük risk oluşturduğunu söyledi.
Bir işletmenin tesisinde hiçbir hasar meydana gelmese bile, kritik bir tedarikçinin deprem veya yangın nedeniyle üretimi durdurmasının şirketi gelir kaybına uğratabileceğini belirten Altın, bu nedenle tedarikçi ve müşteri bağımlılıklarına yönelik ek teminatların önem kazandığını ifade etti.
Deprem sonrasında bazı işletmelerin fiziksel olarak zarar görmemesine rağmen kamu otoritelerinin güvenlik gerekçesiyle erişimi kısıtlaması nedeniyle faaliyetlerini sürdüremediğini hatırlatan Altın, bu alanların sigortacılıkta önemli bir “koruma açığı” oluşturduğunu söyledi.
Her Sektör İçin Farklı Çözüm Gerekli
Kâr kaybı sigortasında standart formüllerin her zaman yeterli olmadığını belirten Altın, her sektörün kendi dinamiklerine göre değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Perakende, üretim, demir-çelik, turizm ve inşaat sektörlerinin farklı risk yapıları bulunduğunu söyleyen Altın, örneğin sezon öncesinde faaliyetleri duran bir otelin yaşayacağı gelir kaybının, sezon dışında yaşanan bir kayıptan çok daha yüksek olabileceğini kaydetti.
İnşaat projelerinde ise teslimat gecikmelerine bağlı kâr kayıplarının öne çıktığını belirten Altın, sigorta programlarının mutlaka işletmenin faaliyet modeline göre tasarlanması gerektiğini vurguladı.
Risk Yönetimi Sigortacılığın Merkezine Yerleşiyor
Programda risk mühendisliği ve risk yönetimi çalışmalarına da değinen Altın, sigortacılığın artık yalnızca poliçe düzenleyip hasar ödeyen bir yapıdan çıktığını söyledi.
Sigorta şirketlerinin müşterilerle yıl boyunca birlikte çalışarak riskleri önlemeye odaklandığını belirten Altın, “Amacımız hasar olduktan sonra ödeme yapmak değil, hasarın hiç yaşanmamasını sağlamak” dedi.
Risk mühendislerinin tesislerde incelemeler yaptığını, yatırım planları oluşturduğunu ve müşterilerle birlikte risk azaltıcı çalışmalar yürüttüğünü anlatan Altın, bu yaklaşımın hem sigortalılar hem de sigortacılar açısından önemli faydalar sağladığını ifade etti.
AXA Türkiye’den Risk Ortaklığı Yaklaşımı
AXA Türkiye’nin risk yönetimini şirket stratejisinin merkezine yerleştirdiğini söyleyen Altın, müşterilere yalnızca sigorta teminatı değil, aynı zamanda risk azaltıcı hizmetler de sunduklarını belirtti.
Makine kırılması, yangın güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği, siber riskler ve operasyonel süreçler gibi alanlarda danışmanlık verdiklerini ifade eden Altın, birçok müşteride bu çalışmalar sayesinde hasar sıklığının önemli ölçüde azaldığını söyledi.
Kolombiya’da yaklaşık 2 bin çalışana verilen iş güvenliği eğitimlerinin olumlu sonuçlar ürettiğini hatırlatan Altın, benzer uygulamaların Türkiye’de de sürdüğünü kaydetti.
“Sigortacılık Risk Danışmanlığına Dönüşüyor”
Sektörün geleceğinde risk danışmanlığı yaklaşımının daha fazla öne çıkacağını belirten Altın, sigorta şirketlerinin sahip olduğu geniş hasar verilerinin müşteriler için önemli bir bilgi kaynağı oluşturduğunu söyledi.
Bir tekstil üreticisinin kendi tesisini çok iyi tanıyabileceğini ancak sigortacıların binlerce farklı hasar senaryosundan elde ettiği deneyime sahip olduğunu belirten Altın, bu bilgi birikiminin artık müşterilerin risklerini azaltmak için kullanılmaya başlandığını ifade etti.
“Eskiden bu verileri daha çok risk kabul etmek veya reddetmek için kullanıyorduk. Artık müşterilerimize ‘Başınıza bunlar gelebilir, şu önlemleri alabilirsiniz’ diyebiliyoruz” dedi.
“Öğrenmeye ve Kendinizi Geliştirmeye Zaman Ayırın”
Sigortacılıkta 26 yıllık deneyime sahip olduğunu belirten Altın, sektöre yeni adım atan gençlere de tavsiyelerde bulundu.
Sigortacılığın insan hayatına ve işletmelerin geleceğine doğrudan dokunan bir meslek olduğunu vurgulayan Altın, sektörün mühendislikten aktüeryaya, istatistikten finansa kadar çok farklı disiplinlerden profesyonellere ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Başarının temelinde öğrenme isteğinin bulunduğunu belirten Altın, “Öncelikle neyi koruduğunuzu ve nasıl bir söz verdiğinizi anlamanız gerekiyor. Sigortacılık ciddi bir uzmanlık alanı. Kendini geliştiren herkes için burada büyük fırsatlar var” değerlendirmesinde bulundu.

