Selçuk ALTUN
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Özgür Obalı, sigorta sektörünün son dönemde en çok gündeme taşıdığı “koruma açığı” kavramına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de koruma açığının boyutunun sanılandan çok daha büyük olduğunu belirten Obalı, bireysel alanda koruma açığının yüzde 90 seviyelerine ulaştığını, küçük işletmelerde ise tablonun hâlâ ciddi riskler içerdiğini söyledi.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar, Başkan Yardımcıları Fahri Uğur ve Ayhan Sincek ile Yönetim Kurulu Üyeleri Neslihan Neciboğlu ve Serkan Uğraş Kaygalak’ın katılımıyla basın mensuplarıyla bir araya geldi. TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı ve Genel Sekreter Yardımcılarının da yer aldığı toplantıda, sigorta sektörünün güncel gelişmeleri değerlendirilirken, Birliğin yeni dönemde hayata geçirmeyi planladığı çalışmalar hakkında bilgi verildi.
Basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Obalı, koruma açığının yalnızca sigortasızlıkla ilgili bir konu olmadığını, eksik sigortalanmanın da önemli bir problem oluşturduğunu ifade etti.
“Koruma açığını ölçmek dünyanın da çözemediği bir konu”
Koruma açığının ekonomik büyüklüğünü net olarak hesaplamanın oldukça zor olduğunu belirten Obalı, bu konuda yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın da benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Obalı’ya göre bir varlığın sigortalı olması, o varlığın tam anlamıyla korunduğu anlamına gelmiyor. Teminatların gerçek ekonomik değeri karşılayıp karşılamadığı da koruma açığının önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle uluslararası ölçümlerde de çoğunlukla yoğunlaşma analizleri ve tahmini hesaplamalar kullanılıyor.

“Bireyselde koruma açığı yüzde 90”
TSB’nin yaptığı değerlendirmelere ilişkin bilgi veren Obalı, Türkiye’de en dikkat çekici tablonun bireysel segmentte ortaya çıktığını söyledi.
Obalı’nın paylaştığı verilere göre bireysel alanda koruma açığı yaklaşık yüzde 90 seviyesinde bulunuyor. Başka bir ifadeyle bireylerin sahip olduğu ekonomik varlıkların ve risklerin çok büyük bölümü sigorta koruması dışında kalıyor. Küçük işletmeler ve KOBİ’lerde de koruma açığının oldukça yüksek olduğu belirtilirken, büyük sanayi işletmelerinde bu oran yaklaşık yüzde 20 seviyelerine kadar geriliyor.
Büyük sanayi işletmeleri daha korunaklı
Obalı, sigorta bilincinin ve sigortalılık oranlarının büyük ölçekli işletmelerde daha yüksek olduğunu vurguladı.
Özellikle büyük sanayi kuruluşlarının uluslararası finansman ilişkileri, kredi mekanizmaları ve risk yönetimi uygulamaları nedeniyle daha yüksek seviyede sigorta korumasına sahip olduğunu belirten Obalı, buna karşılık küçük işletmelerde ve bireysel tarafta ciddi bir koruma açığının devam ettiğini ifade etti.
Veri eksikliği koruma açığının tespitini zorlaştırıyor
Koruma açığına ilişkin en önemli sorunlardan birinin veri eksikliği olduğunu belirten Obalı, Türkiye’de bazı alanlarda kesin verilere ulaşmanın hâlâ mümkün olmadığını söyledi.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi gibi güçlü altyapılara rağmen bazı kamu kurumları, özel sektör kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarında veri paylaşımına ilişkin çekinceler bulunduğunu ifade eden Obalı, iş yeri sigortaları gibi alanlarda dahi zaman zaman tahmini oranlarla konuşmak zorunda kaldıklarını belirtti.
Koruma açığı artık ekonomik dayanıklılık meselesi
Obalı’nın değerlendirmelerine göre koruma açığı yalnızca sigorta sektörünün büyüme sorunu değil, aynı zamanda ekonomik dayanıklılık sorunu olarak da ele alınmalı.
Doğal afetler, ekonomik krizler, salgınlar ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sigorta korumasının yaygınlaştırılmasının ülke ekonomisinin dayanıklılığını artıracağını belirten Obalı, sigorta sisteminin güçlenmesinin kamu maliyesi üzerindeki yükü de azaltacağını vurguladı.
Maraş depremleri koruma açığının en somut göstergesi oldu
Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, 6 Şubat depremlerinin koruma açığını en net ortaya koyan örneklerden biri olduğu da vurgulandı.
Depremlerin yarattığı ekonomik kaybın yalnızca sınırlı bir bölümünün sigorta sistemi tarafından karşılanabilmiş olması, Türkiye’de sigorta korumasının yaygınlaştırılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Bu nedenle TSB yönetimi, önümüzdeki dönemde koruma açığını azaltmayı sektörün temel önceliklerinden biri olarak konumlandırıyor.

