Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) yetkisiz hasar aracılığı faaliyetlerine yönelik yayımladığı genelge ile 1 Temmuz’da yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları değişikliklerinin birlikte değerlendirildiğinde, hasar yönetiminde vatandaş odaklı yeni bir dönemin başladığını söyledi.
29 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan SEDDK Genelgesi’nin, yetkisiz hasar takip faaliyetlerine karşı önemli hukuki ve idari tedbirler içerdiğini belirten Özsoy, trafik sigortasında yürürlüğe giren yeni düzenlemelerin ise hasar süreçlerini daha hızlı, şeffaf ve etkin hale getirdiğini ifade etti.
Yapılan düzenlemelerin yalnızca teknik iyileştirmelerden ibaret olmadığını vurgulayan Özsoy, yıllardır hem vatandaşların mağduriyetine hem de sigorta sisteminde ilave maliyetlere neden olan yetkisiz hasar takip faaliyetlerine karşı önemli bir adım atıldığını belirtti.
SEDDK’nın düzenlemelerinin en büyük faydasını sigortalıların göreceğini ifade eden Özsoy, özellikle trafik kazalarının ardından mağdurların iletişim bilgilerinin hukuka aykırı yollarla temin edilerek aranması ve hasar takibi teklif edilmesinin, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında hukuka aykırı bir fiil olduğuna dikkat çekti.
Özsoy, asıl hukuki sorunun hasar danışmanlığı yapılması değil, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, kullanılması veya üçüncü kişilerle paylaşılması olduğunu belirterek, bu tür faaliyetlerde bulunan kişi ve kuruluşlar hakkında Türk Ceza Kanunu kapsamında ceza soruşturmalarının yürütülebileceğini, ayrıca Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından da idari yaptırımlar uygulanabileceğini söyledi.
Yeni düzenlemelerin hem sigorta sektöründeki işleyişi hem de vatandaşların kişisel verilerinin korunmasını güçlendirdiğini ifade eden Özsoy, bu sayede sigortalı haklarının daha etkin korunacağını ve yetkisiz hasar takip faaliyetleriyle mücadelede hukuki zeminin güçleneceğini kaydetti.
“Gayri yasal maliyetler poliçelere yansıyordu”
Yetkisiz hasar takip faaliyetlerinin oluşturduğu maliyetlerin dolaylı olarak tüm sigortalılar tarafından karşılandığını belirten Özsoy, sigorta sektörünün uzun yıllardır bu yapıların oluşturduğu ilave maliyet ve suistimalleri taşımak zorunda kaldığını söyledi.
Bu maliyetlerin sistem içerisinde poliçe fiyatlarına da yansıdığına işaret eden Özsoy, “Bu yapıların ortadan kaldırılması yalnızca sektör açısından değil, doğrudan sigortalılar açısından da önemli bir kazanımdır. Maliyetlerin azalması, rekabetin güçlenmesi ve sistemin daha sağlıklı işlemesi, orta ve uzun vadede poliçe fiyatlarına sigortalılar lehine olumlu katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“Amaç hasarı büyütmek değil, doğru yönetmek”
Yeni düzenlemelerle birlikte hasar süreçlerinde daha etkin bir yönetim anlayışının benimsendiğini belirten Özsoy, sistemin artık hasarı büyüten değil, doğru yöneten bir yapıya dönüştüğünü ifade etti.
Vatandaşların gereksiz uyuşmazlıklara sürüklenmeyeceğini belirten Özsoy, değer kaybı gibi işlemlerin hasar dosyasının doğal bir parçası olarak değerlendirileceğini, hak sahiplerinin süreçlerini doğrudan sigorta şirketleri üzerinden daha hızlı ve kolay şekilde yürütebileceğini söyledi.
“Vatandaşın mağduriyeti kazanç kapısı olmamalı”
Yetkisiz hasar takip faaliyetlerinin yalnızca sigorta şirketlerini değil, doğrudan vatandaşları mağdur ettiğini vurgulayan Özsoy, bilgi eksikliğinden yararlanarak yüksek komisyonlarla gelir elde eden, kişisel verileri hukuka aykırı yöntemlerle kullanan ve mağduriyeti ticari kazanca dönüştüren organize yapılara karşı atılan adımların son derece önemli olduğunu ifade etti.
Özsoy, hiç kimsenin vatandaşın mağduriyetini ticari kazanç modeline dönüştürmesine izin verilmemesi gerektiğini belirterek, hayata geçirilen düzenlemelerin hem sigortalıların haklarını koruyacağını hem de sigorta sektöründe daha güvenilir ve sağlıklı bir hasar yönetim sisteminin oluşmasına katkı sağlayacağını söyledi.
