Sağlık, kritik eşikte, 9 milyon sigortalı 19 milyona nasıl çıkacak?

TSB Temsilcisi Erdal Güner

Türkiye’de özel sağlık sigortacılığında yeni dönemin çerçevesini belirleyecek düzenlemelerin odağa alındığı “Özel Sağlık Sigortalarında Yeni Dönem Çalıştayı”, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) liderliğinde ve Türkiye Sigorta Birliği (TSB) koordinasyonunda gerçekleştirildi. Sektörün tüm paydaşlarını buluşturan toplantıda sürdürülebilirlik, maliyet yönetimi, teminat kapsamları ve dijital dönüşüm başlıkları, yeni dönemin ihtiyaçları ışığında ele alındı.
Çalıştayın açılış konuşmalarının ardından TSB Temsilcisi Erdal Güner, “Sağlık Sigortacılığının Gelişimi ve Yeni Dönem Beklentileri” başlıklı sunumunda, Türkiye’nin sağlık sigortacılığı sisteminin mevcut görünümünü, güçlü yönlerini ve karşı karşıya olduğu zorlukları kapsamlı verilerle değerlendirdi.
Sunumuna, projenin temel hedefini açıklayarak başlayan Güner, özel sağlık sigortacılığının mevcut durumda toplam sağlık harcamaları içindeki payının hâlâ sınırlı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bu proje, Sayın Başkanımızın ifade ettiği gibi yüzde 3’lük payı yüzde 20’ye nasıl taşırız, 9 milyon sigortalıyı 19 milyona nasıl çıkarırız sorusuna yanıt arıyor. Çok parçalı bir sistemden söz ediyoruz. Sigorta sektörü ise bunun ödeyici tarafında yalnızca yüzde 2,5–2,8 bandını temsil ediyor.”
Kamu hizmet sağlayıcı ve ödeyici rolüyle sistemin en büyük aktörü olduğundan, sigorta tarafındaki dönüşümün kamu ile işbirliği olmadan başarıya ulaşamayacağını vurguladı.

“Talep artıyor, sistem pahalı basamaklardan çalışıyor”
Türkiye’de sağlık hizmetlerine talebin hızla arttığını belirten Güner, talep tarafında iki temel sorun bulunduğunu belirtti:
– Sisteme başvuru sayısının çok hızlı artması
-Hizmetlerin ağırlıklı olarak pahalı ikinci ve üçüncü basamak üzerinden verilmesi
TÜİK’in son verilerine göre kamu payının yaklaşık yüzde 80’e ulaştığını, özel sağlık sigortacılığının ise toplam finansman içindeki payını 2024 itibarıyla yüzde 2,8’e yükselttiğini açıkladı.
Güner, cepten yapılan sağlık harcamalarının sektörün büyüme hızını geride bıraktığını, 18,8’e yükselen cepten ödeme oranının da sistemdeki baskıyı gösterdiğini ifade etti.

“Sağlık dönüşümü tamamlandı, sistem yeni bir sıçrama arıyor”
2005 sonrası uygulanan “Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile Türkiye’nin sağlık erişiminde büyük bir mesafe aldığını belirten Güner, 2012’de kamu–özel iş birliğiyle hayata geçirilen Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın (TSS) ise dünyadaki en başarılı modellerden biri olduğuna dikkat çekti: “TSS’nin devreye alınmasıyla 5,5 milyon kişi sisteme girdi. Ancak bugün artık sistemin tıkandığını hissediyoruz. Yeni bir sıçrama dönemine ihtiyaç var.”

Başvuru frekansı 3,7’den 12,2’ye çıktı
Güner, sistem üzerindeki baskıyı artıran en önemli parametrelerden birinin başvuru sıklığı olduğunu belirterek şu verileri paylaştı:
– 2004’te kişi başı başvuru: 3,7
– 2024’te kişi başı başvuru: 12,2
OECD ülkelerinde ideal başvuru seviyesinin 5–7 aralığında olduğunu, Türkiye’nin bu ortalamanın çok üzerine çıktığını söyleyen Güner, medikal enflasyonun temel sebebinin hizmet sağlayıcı maliyetleri değil, aşırı talep olduğunu vurguladı.

“1 milyar başvurunun 920 milyonu kamuda gerçekleşti”
2024 yılı toplam sağlık hizmeti başvurularına ilişkin verileri paylaşan Güner:
– Toplam başvuru: 1 milyar
– Özel sektör payı: 80 milyon
– Kamuda karşılanan pay: 920 milyon dedi.
Güner, bu verilerin sağlıkta talep kaynaklı baskıyı açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Birinci basamakta özel sektörün payı yüzde 0,1
Güner, ideal bir sağlık sisteminde başvuruların yüzde 85’inin birinci basamakta karşılanması gerektiğini belirterek Türkiye’de bu oranın yüzde 43 seviyesine çıktığını ancak bunun niteliksel bir başarı sayılmayacağını söyledi.
Özel sektörün birinci basamaktaki payının yüzde 0,1 olduğuna dikkat çeken Güner, burada önemli bir fırsat penceresi bulunduğunu ifade etti.
Sunumda, zorunlu sevk zinciri yerine “gönüllü, kaliteli birinci basamak modellerinin” tartışılması gerektiği de vurgulandı.

“Yaşlanıyoruz, kronik hastalıklar artıyor; frekans katlanacak”
Güner, Türkiye’nin demografik dönüşüm sürecinde olduğuna dikkat çekerek yaşlanma ile birlikte 55–60 yaş üzeri gruplarında başvuru sıklığının hızlı şekilde arttığını söyledi.
“Bu, tüm gelişmiş ülkelerin karşı karşıya olduğu bir gerçek. Sigortalılık oranlarını artırmak istiyorsak bu demografik baskıyı dikkate alarak planlama yapmamız gerekiyor.”
Güner, arz tarafındaki gelişmelere ilişkin olarak ise şu bulgular paylaşıldı:
– Özel hastane sayısı kapasite açısından artmıyor.
– Özel hastanelerde yatak sayıları 2012–2022 arasında zirve yaptı, son yıllarda düşüş var.
– Kapasite artışının asıl kaynağı kamu yatırımları.
– Hastane yatırımlarının yüksek sermaye gerektirmesi hizmet maliyetlerini yükseltiyor.
Güner, özel hastanelerin düşündüğünün aksine hızla büyümediğini, aksine ciddi kârlılık baskısı yaşadığını belirtti.

“Sağlık çalışanı ihtiyacı çok büyük”
Sistemin karşı karşıya olduğu bir diğer yapısal sorunun insan kaynağı olduğunu belirten Güner:
– Pratisyen ve uzman hekim,
– Hemşire,
– Teknik personel
alanlarında ciddi bir arz açığı bulunduğunu söyledi. Tıp fakültelerinde kaliteyi artırmak amacıyla giriş sıralamasının ilk 50 binde tutulduğunu, bu alanda da çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

“TSS’de büyüme yavaşladı, yeni paradigma kaçınılmaz”
Güner, TSS’nin önceki yıllardaki hızlı büyümesinin durduğunu belirtti:
– 2024 beklentisi: 6,1 milyon
– Fiili gerçekleşme tahmini: 5,4 milyon
TSS’de büyümenin yataya geçtiğini, mayıstan bu yana aktif sigortalı sayısının yüzde 4,2 gerilediğini söyledi.
Bu durgunluğun nedeninin yalnızca fiyat artışları olmadığını, asıl baskının talep kaynaklı medikal enflasyondan kaynaklandığını vurguladı.

“Talep kaynaklı enflasyon kontrol edilmezse sürdürülebilirlik sağlanamaz”
Güner, 3,1’den 12,2’ye çıkan başvuru sıklığı nedeniyle oluşan enflasyonun fiyatları yukarı çektiğini, bunun da TSS’de yeni bir doyum noktasına işaret ettiğini belirtti.

“Yeni fırsat penceresi var: Tamamlayıcı emeklilik modeli entegre olabilir”
TSS’nin geleceğine ilişkin önemli bir değerlendirme yapan Güner, tamamlayıcı emeklilik sistemiyle TSS’nin entegre edilebileceğini belirterek Singapur benzeri modellerin Türkiye için uygulanabilir olduğunu söyledi.

“Önleyici sağlık hizmetleri olmadan sistem sürdürülemez”
Sunumunda uzun vadeli çözüm önerilerine de yer veren Güner, değer bazlı bakım ve önleyici sağlık modellerinin dünyada giderek yaygınlaştığını vurguladı.
Ancak bunun sadece kamu eliyle başarılamayacağını belirterek şunları söyledi:
“Vatandaş bugün sağlık sistemi içinde yalnız. Önleyici sağlık yapısını kurmak için bütünsel takibe ihtiyaç var. Bu da mevcut modellerle kolay görünmüyor.”

“Kısa vadede fiyatlamada rasyonelleşme şart”
Güner, kısa vadede en hızlı etki yaratacak müdahalenin fiyatlama sisteminin 2010–2013 dönemindeki rasyonel zemine çekilmesi olduğunu belirtti.
“Söylemesi kolay, uygulaması zor. Ancak bu adım, talep baskısının önemli bölümünü azaltabilir.”
Orta ve uzun vadeli çözüm adımlarının ise sektörle birlikte geliştirileceğini, çalıştayların farklı oturumlarla süreceğini söyledi.

Bu makaleyi paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sigorta gündemine dair haberler

Sigortaoku.com, sigorta sektöründeki en güncel haberler, trendler ve bilgilendirici içeriklerle okuyucularını aydınlatan öncü bir kaynaktır.

Trafik, kasko, DASK, ZAS, BES, OKS ve katılım gibi ve branşlarda yaşanan gelişmeleri, flaş haberleri anlık takip edin.

Web sitemiz çerezleri bilgisayarınıza kaydeder. Sizi hatırlamamıza ve sitemizdeki deneyiminizi kişiselleştirmemize yardımcı olurlar.

Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Copyright ©2023 Sigortaoku.com | Net 360 SEO

sigorta oku logosigorta oku logo wh