Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısı 34 milyonu aşarken, yaklaşık 25 milyon araç kasko güvencesinden yoksun durumda. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün amacının primleri artırmak değil, sigortasızlık oranını düşürmek olduğunu söyledi. Yaşar, trafik ve kasko sigortalarının yalnızca fiyatlarıyla değil, sağladığı güvence ve ödediği tazminatlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
TSB Başkanı Yaşar, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken tarafından yapılan trafik ve kasko sigortalarına ilişkin açıklamaların ardından değerlendirmelerde bulundu.
Sigortacılığın yalnızca poliçe fiyatları üzerinden tartışılmasının eksik bir bakış açısı olduğunu belirten Yaşar, sektörün temel görevinin vatandaşları karşı karşıya kaldıkları risklere karşı korumak olduğunu ifade etti.
Artan araç fiyatları, yedek parça maliyetleri, servis giderleri ve finansman maliyetlerinin sigorta sektörünü doğrudan etkilediğini söyleyen Yaşar, sigorta primlerinin bu ekonomik gerçeklerden ayrı değerlendirilemeyeceğini kaydetti.
5 Ayda 1,1 Milyon Hasar Dosyasına Ödeme Yapıldı
Ahmet Yaşar’ın verdiği bilgilere göre, 2026 yılının Mayıs sonu itibarıyla trafik ve kasko sigortalarında ödenen toplam tazminat tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36 artarak 84,1 milyar TL’den 114,4 milyar TL’ye yükseldi.
Aynı dönemde trafik sigortasında 505 binden fazla, kasko sigortasında ise 568 binden fazla hasar dosyasına ödeme yapıldı. Böylece sektör, yılın ilk beş ayında yaklaşık 1,1 milyon kişinin zararını karşıladı.
Buna karşılık trafik sigortasında ortalama primin yalnızca yüzde 8 arttığını belirten Yaşar, ortalama primin 8 bin 684 TL’den 9 bin 410 TL’ye çıktığını ve bu artışın enflasyonun altında kaldığını söyledi.
“Sigorta sisteminin amacı prim toplamak değil, risk gerçekleştiğinde vatandaşın ve işletmelerin üzerindeki mali yükü üstlenmektir” diyen Yaşar, değerlendirmelerin yalnızca fiyatlar üzerinden yapılmaması gerektiğini ifade etti.
“Asıl Konu Koruma Açığını Azaltmak”
Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısının 34 milyonu geçtiğini hatırlatan Yaşar, sektörün en önemli gündemlerinden birinin sigorta koruma açığını azaltmak olduğunu söyledi.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen “7 milyon sigortasız araç” söyleminin gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirten Yaşar, bu rakamın içinde trafik sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmayan yaklaşık 2,6 milyon motorlu bisiklet ile uzun süredir kullanılmayan araçların da yer aldığını ifade etti.
Bu araçlar ayrıştırıldığında zorunlu trafik sigortasındaki sigortasızlık oranının yaklaşık yüzde 16 seviyesine düştüğünü belirten Yaşar, gerçek durumun kamuoyuna yansıdığı kadar yüksek olmadığını söyledi.
Bununla birlikte sigortasızlığın hâlâ önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Yaşar, trafik sigortasının yalnızca araç sahiplerini değil, kazalarda zarar gören üçüncü kişileri de koruyan önemli bir güvence sistemi olduğunu ifade etti.
Kaskoda Koruma Açığı Daha Büyük
Yaşar, Türkiye’de yaklaşık 34 milyon motorlu araç bulunmasına rağmen kasko sigortasına sahip araç sayısının yaklaşık 9 milyon olduğunu söyledi.
Buna göre yaklaşık 25 milyon araç; çarpma, çalınma, yangın, sel, dolu ve deprem gibi risklere karşı herhangi bir güvenceye sahip değil.
Sigorta sektörünün daha fazla kişiyi güvence altına almak için çalıştığını belirten Yaşar, son yıllarda farklı bütçelere uygun ürünler, muafiyetli poliçeler ve yaşlı araçlara yönelik alternatif çözümler geliştirildiğini kaydetti.
Aynı Araç İçin Farklı Fiyatlar Neden Çıkıyor?
Aynı araç için farklı sigorta şirketlerinden farklı teklifler alınmasının doğal olduğunu belirten Yaşar, sigortacılıkta fiyatların yalnızca aracın marka ve modeline göre belirlenmediğini söyledi.
Sürücünün yaşı, hasar geçmişi, yaşadığı il, kullanım şekli, risk profili ve tercih ettiği teminatların fiyatlamada etkili olduğunu belirten Yaşar, bu nedenle aynı araca sahip iki kişinin aynı primi ödemesinin her zaman mümkün olmadığını ifade etti.
Fiyat farklılıklarının serbest piyasa koşullarının ve rekabetin doğal sonucu olduğunu vurgulayan Yaşar, sigorta şirketlerinin farklı risk değerlendirmeleri yaptığını ve farklı hizmet modelleri sunduğunu söyledi.
Rekabet Vatandaşa Daha Fazla Seçenek Sunuyor
Yaşar, günlük hayatta aynı ürün veya hizmetin farklı işletmelerde farklı fiyatlarla satılabildiğini hatırlatarak, sigortacılıkta da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirtti.
Sigorta şirketlerinin farklı maliyet yapıları ve risk değerlendirmeleriyle çalıştığını ifade eden Yaşar, vatandaşların farklı teklifler arasından kendilerine en uygun güvenceyi seçebilmesinin önemli olduğunu söyledi.
Rekabetin ürün çeşitliliğini artırdığını ve farklı gelir gruplarının sigorta sistemine erişimini kolaylaştırdığını da sözlerine ekledi.
“Türkiye’nin İhtiyacı Daha Yüksek Sigortalılık Oranı”
Açıklamasının sonunda sigortacılığın temel amacının toplumsal dayanıklılığı artırmak olduğunu vurgulayan Ahmet Yaşar, Türkiye’nin ihtiyacının tek tip fiyat uygulaması değil, daha yüksek sigortalılık oranı olduğunu söyledi.
Yaşar, “Asıl mesele primlerin fiyatı değil, vatandaşların ve işletmelerin ihtiyaç duydukları güvenceye ulaşabilmesidir. Sigortacılık, ekonomik ve sosyal hayatın sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez bir güvence mekanizmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
