SİGORTAOKU – ÖZEL
Katılım Emeklilik Fon Operasyonları, Varlık Yönetimi ve Ekonomik Araştırmalar Direktörü Fatih İlker Yiğit, küresel belirsizliklerin sürdüğü 2026 yılında yatırımcıların daha dengeli bir portföy stratejisi izlemesi gerektiğini söyledi. Yiğit, geçen yıl güçlü performans sergileyen kıymetli madenlerin portföylerde yer almaya devam etmesi gerektiğini ancak tek başına belirleyici yatırım aracı olmaktan çıkabileceğini belirtti.
Yiğit’e göre 2025 yılında altın ve gümüşe ağırlık veren fon stratejisi yatırımcısına yüksek kazanç sağladı. Katılım Emeklilik’in kıymetli maden ağırlıklı fonları geçen yıl yaklaşık yüzde 139 getiri sağlayarak sektör genelindeki yüzlerce fon arasında ilk sırada yer aldı.
Kıymetli madenleri üç faktör destekledi
Yiğit, geçen yıl altın ve gümüşü öne çıkarmalarının arkasında üç temel unsur bulunduğunu ifade etti. Bunların başında küresel faiz indirimleri beklentisi geldi. ABD’de faiz indirimi sürecinin başlaması ve küresel likidite beklentileri kıymetli madenleri destekledi.
İkinci önemli faktör ise merkez bankalarının altın alımları oldu. Çin, Rusya, Polonya ve Türkiye gibi ülkelerin rezervlerini artırması fiyatları yukarı yönlü destekleyen bir unsur olarak öne çıktı.
Üçüncü unsur ise jeopolitik risklerdi. Bölgesel savaşlar ve siyasi gerginlikler yatırımcıların güvenli liman arayışını artırarak altın fiyatlarını destekledi.
Yiğit, söz konusu faktörlerin etkisiyle altın ve gümüşün yatırımcıya güçlü bir getiri sunduğunu, yıl başından bu yana da kıymetli maden fonlarının yaklaşık yüzde 20 civarında kazandırdığını belirtti.

Altında yeni dönemin sinyalleri
Ancak Yiğit’e göre finansal döngüde önemli bir eşik aşılmaya yaklaşıyor. Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin bile altın fiyatlarını önceki zirvelere taşıyamaması piyasada yeni bir döneme girildiğine işaret ediyor.
Yiğit, özellikle Orta Doğu’da artan gerilimlere rağmen fiyatların sınırlı tepki vermesinin yatırımcı davranışının değiştiğini gösterdiğini söyledi. Bu nedenle altının önümüzdeki dönemde Türk lirası bazında kazanç sağlayabileceğini ancak dolar bazlı getirilerin daha sınırlı kalabileceğini ifade etti.
2026 için portföy dağılımı önerisi
Katılım Emeklilik’in 2026 yılı için yatırımcılara önerdiği portföy dağılımı ise üç ana varlık grubuna dayanıyor. Yiğit’e göre dengeli bir portföy için kıymetli madenlerin ağırlığı yaklaşık yüzde 30 seviyesinde tutulmalı.
Faiz indirimleri beklentisiyle birlikte hisse senedi fonlarının da portföylerde önemli bir yer tutması gerektiğini belirten Yiğit, hisse ağırlığının yüzde 20-30 bandında olmasının uygun olacağını söyledi.
Kalan bölüm için ise kısa vadeli kira sertifikası fonlarının tercih edilebileceğini ifade eden Yiğit, bu fonların mevcut piyasa koşullarında yüzde 38-40 civarında getiri potansiyeli sunduğunu kaydetti.
Bu dağılımla oluşturulan dengeli bir portföyün yaklaşık yüzde 40 civarında basit getiri sağlayabileceğini belirten Yiğit, bunun enflasyonun üzerinde bir performans anlamına geldiğini vurguladı.
Enflasyonda yön aşağı
Makroekonomik görünüm hakkında da değerlendirmelerde bulunan Yiğit, Türkiye’de enflasyonun yönünün aşağı olduğunu söyledi. Yıl sonunda yüzde 20 seviyesine ulaşmanın zor göründüğünü ancak düşüş trendinin devam ettiğini ifade eden Yiğit, faiz indirimlerinin de ara verilse bile orta vadede süreceğini öngördüklerini dile getirdi.
Yiğit’e göre özellikle ABD Merkez Bankası’nın para politikası yönü yılın ikinci yarısında altın fiyatlarının seyrini belirlemede kritik rol oynayacak. Bu nedenle yatırımcıların 2026 yılında tek bir varlık sınıfına yoğunlaşmak yerine dengeli ve çeşitlendirilmiş portföyler oluşturması daha sağlıklı bir strateji olacak.
