Türkiye Sigorta, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamalarla çoğunluk hissedarı olan TVF Finansal Yatırımlar A.Ş. tarafından gerçekleştirilen hisse satış sürecinin detaylarını paylaştı.
Açıklamaya göre TVF Finansal Yatırımlar, Türkiye Sigorta sermayesinin yüzde 81,1’ine karşılık gelen payları içerisinden ilk etapta yüzde 4,5’lik kısmın satışına yönelik hızlandırılmış talep toplama sürecini başlattı. Süreç kapsamında uluslararası yatırım bankaları Citigroup ve JPMorgan Chase müşterek küresel koordinatör ve talep toplayıcı olarak yetkilendirildi.
Satış işleminin, Türkiye dışında yerleşik kurumsal yatırımcılara borsa dışında gerçekleştirilmesi planlandı.
Yoğun talep sonrası satış tutarı artırıldı
Şirket tarafından yapılan ikinci açıklamada ise talep toplama sürecinin tamamlandığı duyuruldu. Buna göre başlangıçta yüzde 4,5 olarak planlanan satış büyüklüğü, yatırımcılardan gelen yoğun talep üzerine artırıldı.
Sonuç olarak TVF Finansal Yatırımlar, Türkiye Sigorta’nın çıkarılmış sermayesinin yüzde 5’ine denk gelen 500 milyon TL nominal değerli payını pay başına 13,50 TL fiyatla sattı. Böylece işlem büyüklüğü toplam 6 milyar 750 milyon TL’ye ulaştı.
Açıklamada satış fiyatının, önceki günkü açılış fiyatına göre yaklaşık yüzde 7,4 iskontolu belirlendiği ifade edildi. İşlemin takasının ise 15 Mayıs 2026 tarihinde, olağan kapanış koşullarına bağlı olarak tamamlanmasının beklendiği kaydedildi.
Halka açıklık oranı yükseliyor
Gerçekleşen satış sonrasında TVF Finansal Yatırımlar A.Ş.’nin Türkiye Sigorta’daki doğrudan payının yüzde 76,10 seviyesine gerilemesi bekleniyor. Buna karşılık şirketin halka açıklık oranının yüzde 23,90’a yükselmesi öngörülüyor.
Ayrıca TVF Finansal Yatırımlar, elinde tutmaya devam edeceği Türkiye Sigorta hisseleri için işlem sonrası 90 günlük “satmama ve devretmeme” taahhüdü verdi. Bu uygulama, uluslararası piyasalarda “lock-up” olarak adlandırılıyor ve satış sonrası piyasadaki olası fiyat baskısını sınırlamayı amaçlıyor.
Satış uluslararası kurumsal yatırımcılara yapıldı
KAP açıklamalarında işlemin yalnızca Türkiye dışında yerleşik kurumsal yatırımcılara yönelik gerçekleştirildiği vurgulandı. Satışın ABD’de yalnızca belirli nitelikli kurumsal yatırımcılara yönelik olduğu, Avrupa ve Birleşik Krallık tarafında ise yalnızca ilgili düzenlemeler kapsamındaki “nitelikli yatırımcılara” hitap ettiği belirtildi.
Açıklamalarda ayrıca, işlemin herhangi bir ülkede halka arz anlamına gelmediği ve ilgili ülkelerin sermaye piyasası düzenlemelerine tabi olduğu ifade edildi.
Citi ve JP Morgan süreci yönetti
Satış sürecinde Citigroup ile JPMorgan Chase müşterek küresel koordinatör ve talep toplayıcı olarak görev aldı. Açıklamalarda, söz konusu kurumların işlem kapsamında kendi hesaplarına pozisyon alabilecekleri ve yatırımcılarla çeşitli finansman düzenlemeleri yapabilecekleri bilgisine de yer verildi.
